HALKWEBAutorenBir milletin karakter sınavı

Bir milletin karakter sınavı

“Biz bunların cibiliyetini biliyoruz” diyenlere: Biz de biliyoruz. Tarih yazanlarla, tarihi seyredenler arasındaki farkı.

0:00 0:00

Bir milletin karakter sınavı

İŞTE CUMHURİYETİN CİBİLİYETİ

Cumhuriyet, direnişin iradeye dönüştüğü bir karakterdir. 23 Nisan, bu karakterin egemenliğe dönüştüğü gündür.

Son yıllarda siyasetin dili inceldikçe keskinleşiyor. Kelime sayısı azalıyor, ima artıyor. Bazı cümleler ise yalnızca bir eleştiri değil, bir aşağılamanın kılıfı olarak kullanılıyor: “Biz bunların cibiliyetini biliyoruz.”

Peki… Madem öyle, açalım o kelimeyi ve tarihin önüne koyalım.

Cibiliyet nedir? Soy mu, köken mi, yoksa zor zamanda verilen karar mı? Çünkü bu topraklarda “cibiliyet”, soy kütüğüyle değil, kriz anında alınan tavırla yazıldı.

1919… Bir imparatorluk dağılmış, başkent işgal altında, ordu terhis edilmişti. Devlet susmuştu; millet susmadı. Kuvayı Milliye böyle doğdu. Ne bir kanunla ne bir emirle; bir refleks gibi, bir karakter patlaması gibi. Cibiliyetin ilk satırı işte burada yazıldı.

Ardından bir vapur Karadeniz’i yararak ilerledi: Bandırma Vapuru. Bu sadece bir yolculuk değildi; korkuya karşı iradenin, teslimiyete karşı direnişin hareketiydi. O irade, Amasya Tamimi ile şu cümleye dönüştü: “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Bu, egemenliğin adresini değiştiren bir meydan okumaydı.

Erzurum ve Sivas kongreleriyle parçalanmış irade birleşti. Mesele artık savunma değil, egemenlikti. Bu anlayış Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile kurumsallaştı; Heyet-i Temsiliye ile yürüdü.

Ankara’da ne saray vardı ne ihtişam; ama karar vardı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. O gün yalnızca bir meclis kurulmadı; bir millet “ben artık tebaa değilim” dedi.

Bugün sorulması gereken soru basit: Cibiliyet nedir? İşgal karşısında susmak mı, yoksa imkânsızlık içinde ayağa kalkmak mı? Manda aramak mı, yoksa “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyebilmek mi?

Birileri bugün “cibiliyet” diyerek küçümsemeye çalışıyor. Oysa bu Cumhuriyet bir ideolojinin değil, bir karakterin ürünüdür. Bu karakter; Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden Halk Fırkası’na, oradan Cumhuriyet Halk Partisi’ne uzanan bir sürekliliktir. Bu bir parti meselesi değil, bir irade meselesidir.

Cumhuriyetin cibiliyetini sorgulayanlar, o cibiliyetin kurduğu zeminde konuşuyor. Mecliste, basında, meydanda… Eleştirdikleri şey, onlara konuşma hakkı veren zeminin ta kendisi.

“Cibiliyet” arıyorsanız; o işgal altında direnen köylüdedir, cepheye koşan isimsiz askerdedir, Ankara’da meclis açan iradededir. O cibiliyetin adı Cumhuriyettir.

“Biz bunların cibiliyetini biliyoruz” diyenlere: Biz de biliyoruz. Tarih yazanlarla, tarihi seyredenler arasındaki farkı.

Bu şanlı cibiliyetin arkasına sığınarak kendini “cumhuriyetçi” diye tanımlayanlara bir sözümüz var: Bu miras isimle değil, duruşla taşınır. Bu tarih söylemle değil, bedelle yazılmıştır. Bilin ki, tarih kimseye emaneten şeref vermez. Hak etmeyenleri ise er ya da geç kendi çöplüğüne bırakır.

106 yıldır aynı irade, aynı karakter ve aynı duygu ile 23 Nisan’ı Egemenlik Bayramı olarak kutluyoruz.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun!

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS