HALKWEBAutorenSihirli Aynada Siyaset, Sandıkta Gerçek

Sihirli Aynada Siyaset, Sandıkta Gerçek

Siyaset, kendini kandırma sanatı değildir. Aksine, gerçekle yüzleşme cesaretidir.

0:00 0:00

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde belirleyici olan “birinci parti” değil, 50+1’i bulan iradedir; anketlerin kurduğu algı, sandıkta dağılmaya mahkûmdur.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişle birlikte Türkiye’de siyasetin doğası kökten değişti. Bu değişimi doğru okumadan yapılan her analiz, eksik kalmaya mahkûm.
Eski sistemdeki baraj altında kalma korkusu İttifak sistemi ile giderilmiş ve akarsu bir şekilde mecra bulmuştur. Bu saikle benzemezler denilen anlaşmaları mümkün değil denilen kesimler kol kola yürüyebilmektedir.

Artık mesele yalnızca “hangi parti birinci oldu?” sorusu değildir. Hatta daha ileri gidelim: Bir partinin seçimde en fazla oyu almasının, hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde salt çoğunluğu elde etmesinin bile tek başına belirleyici bir anlamı kalmamıştır. Çünkü sistemin kilidi Cumhurbaşkanlığı seçimidir ve o kilidin anahtarı da nettir: %50+1.

Bu gerçek ortadayken, kamuoyunun hâlâ “birinci parti” tartışmalarına hapsedilmesi ciddi bir zihinsel yanılsamadır. Bazı anket şirketlerinin bu yanılsamayı bilinçli biçimde beslediği de dikkatlerden kaçmamaktadır. Israrla belli bir partinin birinciliği öne çıkarılırken, aynı araştırmalarda Cumhurbaşkanlığı seçimine dair bütüncül bir tablo sunulmaması tesadüf değildir.

Bu durum, toplumu adeta bir “sihirli aynanın” karşısına geçiriyor. Aynaya bakan, kendisini olduğundan büyük görüyor ve bu görüntüye inanmak istiyor. Oysa siyaset, arzuya göre değil, aritmetiğe göre şekillenir.

Bugün muhalefetin elindeki en somut veri, geçmiş Cumhurbaşkanlığı seçiminde alınan yaklaşık %48’lik oydur. Bu oran küçümsenebilir mi? Elbette hayır. Aksine, doğru okunduğunda ciddi bir potansiyeli işaret eder. Ancak aynı kesimlerin, daha düşük oranlı güncel başarıları abartırken, bu %48’i değersizleştirmesi ciddi bir çelişkidir.

Daha çarpıcı olan ise şudur: %50+1’i bulabilmek için ortada yaklaşık 12 puanlık bir açık bulunmaktadır. Bu da milyonlarca yeni seçmenin ikna edilmesi anlamına gelir. Peki bu oy nereden gelecektir? Hangi seçmen kitlesi, hangi söylemle kazanılacaktır? Bu soruların ikna edici cevapları henüz ortada yoktur.

Üstelik siyaset yalnızca matematik değil, sosyolojidir de. İttifaklar, taban refleksleri, aday tercihleri ve siyasi dil; seçmen davranışını doğrudan etkiler. Bugün farklı partilerden gelen seçmenlerin aynı adaya yönelip yönelmeyeceği, varsayıldığı kadar basit değildir. Özellikle aday tartışmaları ve parti içi/partiler arası gerilimler, bu süreci daha da karmaşık hâle getirmektedir.

Buna rağmen, sanki bu zorluklar yokmuş gibi bir iyimserlik pompalanmaktadır. İşte tam da burada “sihirli ayna” devreye girer. Gerçekliği çarpıtan, eksikleri görünmez kılan ve beklentiyi gerçek sanmaya sevk eden bir ayna…

Ne var ki sandık, bu aynayı her defasında kırar.

Seçim gecesi geldiğinde, algılar değil sonuçlar konuşur. Ve o meşhur cümle yankılanır: “Senden daha güzeli var.”

Siyaset, kendini kandırma sanatı değildir. Aksine, gerçekle yüzleşme cesaretidir. Eğri demirden gökdelen yükselmez; yükselirse de ilk sarsıntıda çöker. Sağlam bir yapı için doğru zemine, doğru hesaba ve doğru muhasebeye ihtiyaç vardır.

Unutulmamalıdır ki gece ne kadar uzun olursa olsun, sabah mutlaka doğar. Gerçekler gecikebilir, fakat kaybolmaz.

Kısa gün kararıp kalmaz.
Kısası, kıyamete kalmaz.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS