Yazılarımı dikkatle okuyanlar, meselelere olan merkezli ya da olay odaklı değil, olgu merkezli yaklaştığımı bilirler. Öteden beri hayatımın her aşamasında bu yaklaşımı benimsedim. Zira bütüne hâkim olanın parçaya da hâkim olacağı kanaatindeyim. Bu yüzden teferruatlara takılmam, boş muhabbetlerle işim olmaz.
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçmesi üzerine kopan fırtınaların büyük bir afete yol açmasını beklemesin kimse. Kamuoyu, kümesten kaçan tavuğun bir anda “hırsız” ilan edilmesine de, yeni gittiği yerde “pirüpak” sayılmasına da artık alıştı.
Burada karşımızdaki tablo, sadece bir siyasetçinin parti değiştirmesi değildir. Örneğin bir milletvekilinin parti değiştirmesi o kadar büyük bir mesele sayılmayabilir; çünkü milli idarede amir değildir. Ancak belediye başkanlığı öyle değildir. Kanunen harcama yetkilisidir, eski tabirle “İtâ Âmiri”dir. Bu, sıradan bir makam değildir.
“Transfer Siyaseti ve Vicdanın İflası”
Düne kadar karşı mahalledeyken arsız-hırsız ilan edilenlerin, kendi saflarına geçince hiçbir şey olmamış gibi muamele görmesi ciddi bir ahlak erozyonudur. Aynı şekilde, kendi tarafındayken “pirüpak” olan bir kişinin karşı tarafa geçer geçmez hırsız ilan edilmesi de başka bir erozyondur. Kısaca, her iki tarafta da teknik ve taktik hata dizboyudur.
Bu tablo, toplumsal çürümenin bariz göstergelerindendir. Unutmayalım: Harcama yetkilisi olan üst düzey bir yöneticinin transferinden söz ediyoruz. Hakkında defalarca itham ve şikâyet bulunan kişilerden bahsediyoruz.
“Kümesten Kaçan Tavuklar, Sessiz Horozlar”
İktidar kanadında da muhalefet cephesinde de bu durumdan rahatsız olanlar var; ancak sesleri pek çıkmıyor. Özetle, al birini vur ötekine…
Mesele ne sadece mezkûr kişi ne de daha önce parti değiştirenlerdir. Bu, artık sistemik bir sorun hâline gelmiştir. Eskilerin deyimiyle “bir değil, beş değil”; önüne gelen karşı mahalleye koşar adım giderken buna seyirci kalan yönetimlerin sorgulanmaması da ayrı bir problemdir.
Hep mi kümesten kaçan tavuk suçlu? Kümese sahip çıkamayan horozun kabahati, vebali ve sorumluluğu nerede? Her sabah keyifle ötmesini bilen horoz, kümesten kaçan tavuklara engel olamıyorsa bu acziyet değil midir? Acziyetse, horozluğu bırakacak, kendi işine bakacaktır.
“Ahlak Nerede Kayboldu?”
Katillerin bütün suçu ölene yükleyip kendini zemzem suyuyla yıkanmış ak kaşık ilan ettiği bir süreçte sağlıklı analiz yapmak ne kadar mümkündür? Algı operasyonlarıyla kamuoyunun yönlendirilmeye çalışılması da başlı başına bir erozyondur.
“Olur, olur da dokuz ekmek borç olur mu?” demiş büyüklerimiz. Bir kez olsun “Nerede yanlış yaptık?” diye sormayanların, utanmadan ders vermeye kalkışmasına da tanık oluyoruz.
“Partiler de Sistem de Çöküyor”
Böyle siyaset olmaz! Yapamıyorsa makam kişiye yüktür. Makamının altında ezilen büyük değildir; makama güç katan büyüktür. Kimseyle kişisel bir husumetim yoktur. Tamamen olgular üzerinden konuşuyor ve yazıyorum.
Geçmişe bakalım: Sayın Kılıçdaroğlu ve selefleri döneminde bu denli hızlı ve yaygın geçişler var mıydı? Bay Kemal’den çivi sökemedi kimse. İktidar aynı iktidar, peki değişen ne? Değişen belli: Acemi bir kaptanın elinde gemi buzdağına çarpıp duruyor ve su alıyor. Gemi batınca mı uyanacak bu yolcu, pardon solcu?
Bir işte tezat varsa, işi yapanları tez atmak gerekir.
