Yanlış hesap, hatalı strateji ve koltuk hırsının bir siyasi hareketi nasıl çıkmaza sürüklediğine dair sert bir muhasebe.
Mal Batıya Kaydıysa, Kaptan Aynaya Bakmalıdır
Gemicilik literatüründe “mal batıya kaydı” demek, yüklemenin yanlış yapılması sonucu geminin yana yatması ve batış sürecinin başlaması demektir. Bu noktadan sonra geri dönüş çoğu zaman mümkün değildir. Batış mukadderdir.
Bugün ana muhalefetin durumu tam olarak budur. Mal batıya kaymıştır.
Gemi yatmaktadır. Tehlike açıktır. Ama mürettebatın tek derdi kaptana yağ çekmektir. Gemi batıyor, umurlarında değil. Demek ki tedbirlerini almışlar.
Çünkü bilinir ki: Gemiyi önce fareler terk eder.
Egomerkez Kaptanlık ve Körleşen Yönetim
Durgun denizlerde kaptan olmak kolaydır. Asıl kaptanlık, fırtınada belli olur.
Bugün ise kaptan, egosunun sisinde yol almaktadır. Gerçeğin önüne çekilmiş bir perde vardır. Eleştiri düşmanlık, uyarı ihanet sayılmaktadır.
Gemiyi gereksiz yükle dolduran, molozları temizlemeyen, sorunlu yolcuları indiremeyen bir kaptan, sonunda eli kolu bağlı kalır. Çünkü o yükler artık kendisine aittir.
Artık “Battı balık yan gider” psikolojisi hâkimdir. Koltuğun cazibesi, sorumluluğun önüne geçmiştir.
Oysa mesele koltuk değil, memleket meselesidir.
Anketler, Kararsızlar ve Büyük Yanılgı
Anketler ortadadır. Erken ya da zamanında yapılacak bir Cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanılamayacağı açıkça görülmektedir. Cumhur İttifakı bileşenleri şimdiden yüzde 50 bandını aşmış durumdadır. Buna rağmen “kararsız seçmen” umuduyla bilinmeze kumar oynanmaktadır.
Oysa Türkiye’de kararsız seçmen yoktur. Kararsız, sadece ankete kararsızdır.
Sandık başına geldiğinde herkes kararlıdır. Bu, yıllardır değişmeyen bir gerçektir.
Anket şirketlerinin sürekli yanılmasının temel sebebi de budur. Seçimden seçime yanılırlar, ama bedel ödemezler. Zeytinyağı gibi üste çıkarlar.
İstisnalar vardır, elbette. Ama genel tablo budur.
Seçmen Nasıl Düşünür?
Seçmen, “Kime oy vereyim?” diye düşünmez.
Die Frage ist folgende:
“Kime oy verilmez?”
Türkiye’de seçim psikolojisi budur. Fildişi kulelerde yapılan analizler, yer sofrasında yemek yiyen halkın gerçekliğinden uzaktır. Kararsız denilen kitlenin büyük bölümü sağ seçmendir. Ve gönlündeki aday, çoğu zaman Cumhur İttifakı’nın adayıdır.
Bunu görmek istemeyenler, seçim gecesi gerçekle yüzleşir.
CHP Gerçeği ve Kaçırılan Fırsat
Yirmi yılı aşkın süredir halk aynı lidere ve partiye teveccüh gösteriyorsa, bunun bir sebebi vardır. Bunu “koyun”, “makarnacı” diyerek geçiştirmek, başarısızlığın mazeretidir.
Bugün iktidar fırsatı CHP’ye hiç olmadığı kadar yaklaşmışken; Farklı sesler bastırılmış, parti içi birlik zedelenmiş, tecrübeli isimler dışlanmış, hazır sofra (Halil İbrahim Sofrası) dağıtılmıştır. Selefin kurduğu sofrada doyanlar, sofrayı dağıtmıştır.
Böyle kaptanlık olmaz.
Yanlış Adaylık Hesapları
Son dönemde Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rakip olarak lanse edilmesi de stratejik bir hatadır. Aday olup olmayacağı net değildir. Anayasal süreç ve yaptırım bellidir ama aday olabilme imkanı bir koşulda mümkündür (⅗ milletvekili önerisi).
Peki başka bir aday çıkarsa ne olacak? Buna dair bir plan var mı? Yok. Her şey muğlak. Her şey dağınık. Çünkü yönetimde bir “beyin travması” hâkimdir.
Titanic Sendromu
Demir tavında dövülür. Tav kaçtıysa, sabır gerekir. Acele eden ecele gider.
Ama bugün yapılan tam tersidir. Önündeki buzdağını hesap etmeyen kaptanlar, “Bu gemi batmaz” diyerek tarihe geçerler.
Titanic de batmaz sanılmıştı. İlk seferinde battı.
Sonuç: Gerçekle Yüzleşmek Zorundayız
Yanlış yerde pusuya yatan avcı, av olur. Sahrada kral olan aslan, sirkte maskara olur.
Bugün gelinen nokta budur. Gerçeklerle yüzleşmeyen yönetim, kaçınılmaz sona yürür. Unutulmamalıdır, “ Düşenin dostu olmaz!”.
Ve batmakta olan bir gemide, en büyük cesaret, önce aynaya bakabilmektir.
