İMAMOĞLU’NU İHRAÇ ETMEYEREK İSTİFA ONURUNU YAŞATTINIZ!
YETER ARTIK!
Yıllardır CHP’ye aynı masalı anlatıyorsunuz.
Kılıçdaroğlu döneminde:
“CHP arınacak!”
dediniz.
Sonra Özgür Özel ve İmamoğlu cephesinden:
“DEĞİŞİM!”
sesi yükseldi.
Eski düzeni eleştirdiniz.
Eski kadroları suçladınız.
Eski alışkanlıkların biteceğini söylediniz.
Demokrasi dediniz.
Liyakat dediniz.
Hesap verebilirlik dediniz.
Örgütün iradesi dediniz.
Peki bugün geldiğimiz noktada ne görüyoruz?
Özel gitti.
İmamoğlu gitti.
Yeni bir siyasi yapı kuruldu.
Ve şimdi CHP’nin önünde çok daha ağır bir soru duruyor:
PEKİ ŞİMDİ GERÇEK ARINMA BAŞLAYACAK MI?
Çünkü dün CHP’nin içinde başka siyasi hesaplar yapanlara:
“Kendi yolunuzu açın!”
diyorduk.
Bugün o yol açıldı.
GİDEN GİTTİ.
Kendi siyasi yolunu seçen seçti.
Artık mazeret yok.
Artık “aman bölünmeyelim” yok.
Artık “şimdi sırası değil” yok.
Artık “yarın ne olur belli olmaz” yok.
Artık CHP’nin içinde başka bir siyasi merkezin gölgesini yaşatmanın bahanesi de yok.
Şimdi sıra CHP’nin gerçekten kendisine dönüp bakmasında.
KILIÇDAROĞLU: “ARINMA” DEDİNİZ, PEKİ NEYİ ARINDIRDINIZ?
Sayın Kılıçdaroğlu;
Yıllarca “CHP arınmalı” dediniz.
Peki arınma neydi?
Rakiplerinizi elemek mi?
Kendi ekibinizi korumak mı?
Yanlış yapanı kim olduğuna göre değerlendirmek mi?
Yoksa gerçekten CHP’nin siyasi, örgütsel ve ahlaki standartlarını yükseltmek mi?
Çünkü arınma;
rakibinden kurtulmak değildir.
Arınma;
kendi yanlışınla yüzleşmektir.
Arınma;
“bizim çocuk” diyerek susmamaktır.
Arınma;
kendi arkadaşına da,
kendi milletvekiline de,
kendi belediye başkanına da,
kendi genel başkan yardımcına da,
kendi siyasi müttefikine de
aynı ölçüyü uygulayabilmektir.
Yıllarca “arınma” dediniz.
Şimdi dönüp sormak hakkımız:
CHP’Yİ NEDEN ARINDIRAMADINIZ?
Çünkü bugün yaşanan her sorunun sorumlusu siz değilsiniz.
Ama yıllarca bu partinin başında bulunmuş bir siyasi aktör olarak hiçbir sorumluluğunuz yokmuş gibi davranmanız da mümkün değildir.
Siyasette makam varsa sorumluluk vardır.
Karar varsa sonuç vardır.
Başarı varsa sahiplenilir.
Başarısızlık varsa hesap verilir.
Arınma önce buradan başlamalıdır.
ÖZGÜR ÖZEL: “DEĞİŞİM” DEDİNİZ, SONUÇ NE OLDU?
Sayın Özgür Özel;
Siz “değişim” diyerek geldiniz.
Eski yönetimi eleştirdiniz.
CHP’nin yenilenmesi gerektiğini söylediniz.
Yeni kadrolardan, yeni anlayıştan, yeni siyasetten söz ettiniz.
Peki şimdi soruyoruz:
NE DEĞİŞTİ?
Eski siyaset anlayışı mı sona erdi?
Kişilere bağlı siyaset mi bitti?
Örgüt gerçekten güçlendi mi?
Parti içi demokrasi gerçekten kurumsallaştı mı?
Kişisel siyasi hesaplar sona mı erdi?
Yoksa yalnızca koltukların sahipleri mi değişti?
Çünkü bugün geldiğimiz noktada sizin de CHP’den ayrılıp yeni bir siyasi yapı kurmanız, dün söylediğiniz “değişim” iddiasını yeniden sorgulatıyor.
CHP’yi değiştirecektiniz.
Değiştiremediniz mi?
Yoksa hedef CHP’nin içinde değişim yapmak değil, başka bir siyasi merkez kurmak mıydı?
Bu soruların cevabını vermeden kimse bize “değişim” dersi vermesin.
Çünkü:
Değişim slogan değildir.
Değişim sonuçtur.
İMAMOĞLU’NU İHRAÇ ETMEYEREK İSTİFA ONURUNU YAŞATTINIZ!
Şimdi gelelim meselenin en can alıcı noktasına.
İmamoğlu başta olmak üzere CHP’nin dışında başka bir siyasi gelecek tasarlayanlara yıllardır söylenen şuydu:
“Kendi yolunuzu açın.”
Açtılar.
Ama CHP yönetimi açısından asıl soru şu:
İMAMOĞLU NEDEN İHRAÇ EDİLMEDİ?
Eğer CHP’nin kurumsal yapısı, siyasi çizgisi ve örgütsel disiplini açısından ciddi bir ayrışma olduğu düşünülüyorsa;
neden bu mesele açık, şeffaf ve ilkeli biçimde sonuçlandırılmadı?
Neden disiplin mekanizması işletilmedi?
Neden CHP’nin kurumsal kimliği konusunda net bir tavır ortaya konulmadı?
Sonuçta ne oldu?
İMAMOĞLU İSTİFA EDEREK GİTTİ.
İşte bizim itirazımız tam burada!
Çünkü siz;
İHRAÇ EDİLMESİNİN SİYASİ AĞIRLIĞINI DEĞİL, İSTİFA EDEREK GİTMENİN ONURUNU YAŞATTINIZ!
Şimdi soruyoruz:
Bu siyasi cesaret miydi?
Yoksa siyasi hesap mı?
Demokratik olgunluk muydu?
Yoksa güç dengelerinin sonucu mu?
Kamuoyu bunu bilmek istiyor.
ÖZEL GİTTİ, İMAMOĞLU GİTTİ: ŞİMDİ KİMİN ARKASINA SAKLANACAKSINIZ?
Artık tablo çok açık.
GİDEN GİTTİ.
Özgür Özel kendi siyasi yolunu seçti.
İmamoğlu kendi siyasi yolunu seçti.
Yeni siyasi yapı ortaya çıktı.
Peki şimdi CHP’nin içinde kalanlar?
İşte asıl hesap burada başlıyor.
CHP’nin içinde kalıp her gün yeni parti övgüsü yapanlara ne diyeceksiniz?
Başka siyasi yapının propagandasını yapanlara ne yapacaksınız?
CHP’nin imkanlarından yararlanırken CHP’nin dışında siyasi gelecek pazarlayanlara hâlâ sessiz mi kalacaksınız?
Artık sorumuz çok basit:
SİZ NEYİ BEKLİYORSUNUZ?
YENİ Parti’yi daha doğru buluyorsanız:
GİDİN!
CHP’yi savunuyorsanız:
CHP’DE KALIN!
Ama bir ayağınız CHP’de, diğer ayağınız başka siyasi yapıda olmasın.
Çünkü siyasi dürüstlük bunu gerektirir.
CHP’NİN İÇİNDE KALIP HER GÜN “YENİ PARTİ” ÖVENLERE NEDEN DOKUNAMIYORSUNUZ?
İşte gerçek hesap burada!
Bir insan CHP’yi eleştirebilir.
Muhalefet edebilir.
Genel başkanı eleştirebilir.
Parti yönetimine karşı çıkabilir.
Bunlar siyasetin doğasında vardır.
Ama CHP üyesi olarak kalıp başka bir siyasi yapıyı sürekli parlatıyorsa;
başka bir partinin siyasi geleceğini savunuyorsa;
CHP’nin kendi kadrolarını değersizleştiriyorsa;
artık sormak zorundayız:
NEDEN SESİNİZ ÇIKMIYOR?
Korku mu?
Pazarlık mı?
Delege hesabı mı?
Belediye hesabı mı?
Siyasi gelecek hesabı mı?
“Yarın lazım olur” hesabı mı?
Yoksa bazı isimlere dokunmaya cesaretiniz mi yok?
ÇIKIN VE SÖYLEYİN!
Çünkü susmak da siyasette bir tercihtir.
Ve artık hiç kimse CHP’yi başka bir siyasi projenin bekleme salonuna çeviremez.
ARINMA, RAKİBE DOKUNMAK DEĞİLDİR!
Rakibine dokunmak kolaydır.
Eski yönetime dokunmak kolaydır.
Siyasi olarak yalnız kalmış birini eleştirmek kolaydır.
Asıl mesele;
kendi adamına dokunabilmektir.
Kendi arkadaşına:
“Buraya kadar!”
diyebilmektir.
Kendi milletvekiline:
“Hukuk ne diyorsa o!”
diyebilmektir.
Kendi belediye başkanına:
“Hesap vereceksin!”
diyebilmektir.
Kendi genel başkan yardımcına:
“Aynı kural sana da uygulanacak!”
diyebilmektir.
Kendi siyasi müttefikine:
“CHP’nin kuralları herkes için geçerli!”
diyebilmektir.
İşte gerçek arınma budur.
Bunu yapamıyorsanız:
ARINMA DEĞİL, SEÇİCİ TEMİZLİK YAPIYORSUNUZ!
DEĞİŞİM, ESKİ PATRONUN YERİNE YENİ PATRON KOYMAK DEĞİLDİR!
Değişim;
eski genel başkanı göndermek değildir.
Eski ekibin yerine kendi ekibini koymak değildir.
Eski sloganların yerine yeni sloganlar koymak değildir.
Değişim;
eski siyasi kültürü terk etmektir.
Kişiye göre değişmeyen kuraldır.
Kendi adamına da uygulanan hukuktur.
Örgütün gerçek iradesidir.
Şeffaflıktır.
Liyakatttir.
Hesap verebilirliktir.
Ve en önemlisi:
KİMSENİN DOKUNULMAZ OLMADIĞI BİR PARTİ DÜZENİDİR!
ŞİMDİ BİR DE AHMET BARAN YAZGAN DOSYASI VAR!
Tam da “arınma” ve “değişim” tartışmasının ortasında CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında cinsel taciz iddiası nedeniyle tahkikat yürütüldüğü ve fezleke hazırlanmasının gündeme geldiği haberleri kamuoyuna yansıdı.
Burada hukuk çizgisini açıkça koruyacağız:
İDDİA, İDDİADIR!
Mahkeme kararı olmadan kimse suçlu ilan edilemez.
Masumiyet karinesi esastır.
Fakat masumiyet karinesi;
soruşturmanın önüne duvar örmek değildir.
İddia araştırılır.
Deliller incelenir.
Tarafların beyanları alınır.
Hukuk ne diyorsa o uygulanır.
Şimdi CHP yönetimine soruyoruz:
MECLİS’E FEZLEKE GELİRSE NE YAPACAKSINIZ?
“Bizim milletvekilimiz” mi diyeceksiniz?
Yoksa:
“Kim olursa olsun hukuk ne gerektiriyorsa yapılsın” mı diyeceksiniz?
İşte gerçek değişimin sınavı budur.
DOKUNULMAZLIK, HESAP VERMEMENİN ADI DEĞİLDİR!
Milletvekili dokunulmazlığı;
siyasi zırh değildir.
Bir iddia varsa hukuk tarafından araştırılmasının önüne siyasi duvar örülmemelidir.
Ama aynı zamanda kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilmemelidir.
İkisi birbirinin alternatifi değildir.
Hukuk hem soruşturur hem masumiyet karinesini korur.
CHP yıllardır iktidara:
“Hukuk herkese eşit uygulanmalı.”
diyor.
Güzel.
O zaman önce kendi kapınızın önünde uygulayın.
Başkasına hukuk, kendinize istisna istemeyin!
KİME DOKUNABİLİYORSUNUZ?
Şimdi asıl soruyu soruyoruz:
Rakibinize mi?
Kolay.
Eski yönetime mi?
Kolay.
Siyasi olarak işinize gelmeyenlere mi?
Daha da kolay.
Peki kendi çevrenize?
İşte mesele orada!
KİME DOKUNAMIYORSUNUZ?
Korku mu?
Pazarlık mı?
Delege hesabı mı?
Belediye hesabı mı?
Siyasi gelecek hesabı mı?
“Yarın lazım olur” hesabı mı?
Yoksa bazı isimlere dokunmaya cesaretiniz mi yok?
ÇIKIN VE AÇIKLAYIN!
Çünkü siyasi cesaret rakibine bağırmak değildir.
KENDİ ADAMINA “HAYIR” DİYEBİLMEKTİR!
ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ GETİRDİĞİNİZ NOKTAYA BAKIN!
Atatürk’ün kurduğu CHP;
kişilerin siyasi kariyer planlarının arka bahçesi değildir.
Genel başkanların özel mülkü değildir.
Belediye başkanlarının siyasi kariyer merkezi değildir.
Delege gruplarının pazarlık masası değildir.
Başka partilerin siyasi bekleme salonu değildir.
CHP KİMSENİN ÇİFTLİĞİ DEĞİLDİR!
Atatürk’ün partisinde;
kurum kişiden büyük olmalıdır.
İlke kişiden büyük olmalıdır.
Parti kişiden büyük olmalıdır.
Cumhuriyet sorumluluğu kişisel siyasi hesaplardan büyük olmalıdır.
Bunu sağlayamıyorsanız sorun sadece genel başkan değildir.
SORUN SİSTEMDİR!
ÇAMAŞIR SUYU YETMEZ!
Kılıçdaroğlu’nun işi gerçekten zor.
Çünkü yıllarca:
“Arınacağız.”
dediniz.
Şimdi dönüp bakıyoruz:
“Neyi arındırdık?”
sorusuyla karşı karşıyasınız.
Özel:
“Değişeceğiz.”
dediniz.
Sonra yeni bir siyasi yol açıldı.
İmamoğlu:
“Kendi siyasi yolumu çizeceğim.”
dedi.
Ve CHP’den ayrıldı.
Şimdi geriye dönüp soruyoruz:
BU MUYDU DEĞİŞİM?
Yıkıp yeniden mi inşa edeceksiniz?
Dip köşe mi temizleyeceksiniz?
Çamaşır suyuyla mı arındıracaksınız?
Yetmez!
Çünkü mesele leke değil.
MESELE ZİHNİYET!
Mesele kişiye göre değişen ölçü.
Mesele “bizim adam” anlayışı.
Mesele koltuk.
Mesele güç.
Mesele siyasi hesap.
Mesele dokunulmazlık.
ARTIK MAZERETİNİZ YOK!
Özel gitti.
İmamoğlu gitti.
Yeni siyasi yapı kuruldu.
Kendi siyasi geleceğini başka yerde görenlerin önünde artık açık bir yol var.
Kendi partilerine gidebilirler.
Kimse onları zorla CHP’de tutmuyor.
Ama CHP’de kalacak olanın artık CHP’nin kurumsal kimliğine sahip çıkması gerekir.
CHP yönetiminin de artık kimsenin siyasi gücünden korkmadan kendi kurallarını uygulaması gerekir.
Artık “yarın ne olur?” hesabıyla kural esnetmenin de bahanesi kalmamıştır.
GİDEN GİTTİ!
Şimdi CHP’nin gerçekten arınıp arınamayacağına bakacağız.
ARTIK KİMSEYE “DOKUNULMAZ” MUAMELESİ YAPMAYIN!
Bir kişi CHP’nin içinde durup başka bir siyasi yapının propagandasını yapıyorsa:
SORUN!
Bir kişi CHP’nin imkanlarından yararlanıp CHP’nin kurumsal kimliğini küçümsüyorsa:
SORUN!
Bir kişi başka partinin geleceğini savunup CHP’nin içinde siyasi pozisyonunu koruyorsa:
SORUN!
Bir milletvekili hakkında ciddi bir iddia gündeme geliyorsa:
HUKUKU İŞLETİN!
Ama aynı zamanda mahkeme kararı olmadan kimseyi suçlu ilan etmeyin.
İşte gerçek demokrasi budur.
KURAL HERKESE AYNI!
KILIÇDAROĞLU’NA DA ÖZEL’E DE AYNI HESABI SORUYORUZ!
Kılıçdaroğlu:
Arınma dediniz.
Özgür Özel:
Değişim dediniz.
İmamoğlu:
Kendi siyasi yolunuzu seçtiniz.
Gidenler gitti.
Şimdi CHP’nin önünde tek bir soru kaldı:
CHP KENDİSİNİ KİŞİLERDEN ARINDIRIP KURUMSAL BİR PARTİ HALİNE GELEBİLECEK Mİ?
Yoksa yeni isimler gelip eski yöntemleri mi sürdürecek?
Eski patron gidecek, yeni patron mu gelecek?
Eski ekip gidecek, yeni ekip mi kurulacak?
Eski “bizim adam” anlayışı gidecek, yeni “bizim adam” anlayışı mı gelecek?
Eğer öyleyse:
BU DEĞİŞİM DEĞİL!
BU SADECE KOLTUK DEĞİŞİMİ!
SON SÖZÜMÜZ ÇOK NET!
Kılıçdaroğlu;
Arınma diyorsanız, önce kendi siyasi mirasınızla yüzleşin.
Özgür Özel;
Değişim diyorsanız, değişimin hesabını da verin.
İmamoğlu;
Kendi siyasi yolunuzu seçtiyseniz, kendi hesabınızı da kendiniz verin.
CHP içinde kalıp başka siyasi yapıları övenlere:
Bir tercih yapın!
CHP yönetimine:
Artık mazeret üretmeyin!
Ahmet Baran Yazgan hakkında gündeme gelen iddialar konusunda:
Ne peşinen suçlayın ne siyasi kimliği nedeniyle koruyun.
Hukuk ne diyorsa o yapılsın.
Ama herkese aynı hukuk uygulansın.
Çünkü gerçek değişim;
kendi adamına da dokunabilmektir.
Gerçek arınma;
kendi siyasi çevrenle de yüzleşebilmektir.
Gerçek demokrasi;
gücünden korktuğun kişiye de aynı kuralı uygulayabilmektir.
Ve gerçek siyasi onur;
iki ayrı siyasi kapının önünde aynı anda beklememektir.
Şimdi soruyoruz:
ARINMA NEREDE?
DEĞİŞİM NEREDE?
HESAP VEREBİLİRLİK NEREDE?
HERKESE AYNI KURAL NEREDE?
Ve en kritik soru:
İMAMOĞLU’NU İHRAÇ ETMEYEREK İSTİFA EDEREK GİTME ONURUNU YAŞATANLAR, ŞİMDİ CHP’NİN İÇİNDE KALANLARA NEDEN DOKUNAMIYOR?
İşte CHP’nin gerçek sınavı budur.
GİDEN GİTTİ.
KENDİ YOLUNU SEÇEN SEÇTİ.
Şimdi CHP’nin önünde tarihi bir fırsat var:
Ya gerçekten arınacak,
ya gerçekten değişecek,
ya da yıllardır anlattığı bütün “arınma” ve “değişim” hikâyelerinin aslında yalnızca iktidar ve koltuk kavgasından ibaret olduğunu kabul edecek.
Çünkü gerçek arınma;
rakibine değil, kendi adamına da dokunabilmektir.
Gerçek değişim;
eski koltuğun yerine yeni koltuk koymak değil, koltuk anlayışını değiştirmektir.
Gerçek demokrasi;
gücünden korktuğun kişiye de kural uygulamaktır.
Gerçek siyasi onur;
iki ayrı siyasi kapının önünde aynı anda beklememektir.
Ve artık CHP’nin önünde mazeret kalmamıştır.
CHP KİMSENİN ÖZEL MÜLKÜ DEĞİLDİR!
CHP KİMSENİN ÇİFTLİĞİ DEĞİLDİR!
KİM OLURSA OLSUN, KURAL HERKESE AYNI UYGULANMALIDIR!
GİDEN GİTTİ. ŞİMDİ SIRA GERÇEK ARINMADA!
