Altı Ok, yalnızca kağıt üzerinde kalmış bir parti sembolü veya standart bir siyasi program maddesi değildir. O, devlet ülküsünü şekillendiren, hürriyet sevdamızın ve ülkülerimizin adı olan Kızıl Elma Oku’dur. Tarihsel süreçte ruhumuzdaki adaletle fırlatılan her ok bu milletin anayasası, töresi ve geleceği olmuştur. Altı ok kırılırsa ülkü kırılır; yay bozulursa devlet dağılır. Varlığıyla dış düşmanları korkutan, her hamlesinde tarihin derinliklerinden gelen o sarsılmaz iradeyi yansıtan oklarımız asla eksilmemeli, köreltilmemelidir. Bu bilinçle; dün olduğu gibi bugün de bu kutlu emaneti yaşatmak, ruhumuzu diri tutmak ve devletimizin kalbini korumak zorundayız. Çünkü biliyoruz ki: Yay devlet, ok hürriyettir. Milli sorumluluğumuz, hürriyetimizi ve devletimizin kalbini korumaktır.
Tarihsel kökleri milletin bağımsızlık mücadelesine dayanan Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca siyasi bir rekabet alanının aktörü veya belirli bir zümrenin platformu değildir. Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti ve kurduğu partiyi millete armağan ederken, bu devasa mirası doğrudan Türk milletine emanet etmiştir. Bu emanetin gerçek sahibi, fikriyatına ve değerlerine sahip çıkan her vatanseverdir. Bugün iktidarıyla ve muhalefetiyle, bu kurucu emaneti yaşatmak her vatanseverin boynunun borcudur. Siyasetin geçici gündemleri bu tarihi sorumluluğun gerisinde kalmalıdır.
Yedi düvelin artıklarının, dış odakların ve içteki mihrakların tarihi boyunca en çok korktuğu olgu, Kemalizm ve bu toprakların bağrından kopan Kuvayı Milliye ruhudur. Bu ruhun sarsılmaz kalesi olan CHP’yi zayıflatmak, ideolojik çizgisinden koparmak ve teslim almak için dört koldan saldırılar düzenlenmiştir. Ancak Türkiye’nin derin hafızası ve devlet aklı bu kuşatmayı görmüş, partinin özüne dönmesi, arınması ve bu tehlikelerden sıyrılması için tarihsel bir yol açmıştır. Çünkü çok iyi bilinmektedir ki: CHP kurtulursa vatan kurtulur; ve bu kurucu partiye sahip çıkmak, doğrudan millî şuuru ayakta tutmaktır.
Bu kutlu mücadelede, partinin kurumsal kimliğini temsil eden ve bu ağır yükü omuzlayan liderlik makamı, emanetin en kritik savunma hattıdır. Bugün Sayın Kemal Kılıçdaroğlu şahsında somutlaşan liderlik kurumunu korumak ve desteklemek, sadece bir kişiye sadakat değil; partinin kurumsal bütünlüğüne, tarihsel mirasına ve devlet aklına sahip çıkmaktır. Partinin başında bulunan iradeyi yıpratmak, doğrudan kurucu ruhun kalesini zayıflatmaya dönük bir hamledir. Şu anki lideri korumak, partiyi korumaktır; partiyi korumak ise devletin ve milletin geleceğini güvence altına almaktır. Bu birliği muhafaza etmek, emanete duyduğumuz sadakatin gereğidir.
Bay Kemal’in duruşu, gücü ve başarıları onun yıkılmaz kalesidir; o, bu kaleyi doğru değerler ve sağlam bir irade üzerine kuracak erdeme sahiptir. O bilir ki çürük taşlarla örülen duvarlar ilk fırtınada yıkılır. O, şahsi hırsların peşinde koşmayan gerçek bir liderdir. Kendi ihtişamının değil; kendisinden sonra ayakta kalacak köklü bir sistemin peşindedir. Adaleti zemin, liyakati ise taş yaparak kalesini geleceğe hazırlayan O, kök salmış bir çınar gibi dallarını büyütürken gücünü her zaman ahlaktan almıştır.
O, günübirlik alkışların veya şatafatlı güç gösterilerinin peşinden gitmedi; aksine, Türkiye’nin kutuplaşmış siyasetinde adaleti sarsılmaz bir zemin haline getirmek için yürüdü. Farklılıkları bir araya getiren kucaklayıcı vizyonu, liyakate olan inancı ve Adalet Yürüyüşü’yle kazıdığı o temel, geleceğe kalacak demokratik bir sistemin harcıydı. O, Türk siyasi tarihinde kalıcı mimarinin en sabırlı ve bilge uygulayıcısıdır.
Neden mi Bay Kemal?
- Çünkü Bay Kemal, ucu kinle bilenmiş hançerleri gövdesine yemesine rağmen düşmeyen çınardır.
- Çünkü Bay Kemal, siyasi hırslarına yenik düşen piyonların gedik açmasına rağmen yıkılmayan kaledir.
Siyasetçilerin sahip olmadıkları niteliklerle halkı yozlaşmaya sürüklediği bu ortamda; dilde değil özde doğruluğu ve adaleti temsil eden Kemal Kılıçdaroğlu, bu erdemin hem yoldaşı hem de öncüsüdür. Sadece bir partiye değil; ilkelere, ülküye ve devlete sahip çıkmak gerekir. Unutulmamalıdır ki, kurucu partiye sahip çıkmak doğrudan devlete sahip çıkmaktır.
Nilüfer Velieceoğlu
