HALKWEBYazarlarKurucu Ruhun Kalesi: CHP, Vatanın ve Devletin Teminatıdır

Kurucu Ruhun Kalesi: CHP, Vatanın ve Devletin Teminatıdır

Tarihsel kökleri milletin bağımsızlık mücadelesine dayanan Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca siyasi bir rekabet alanının aktörü veya belirli bir zümrenin siyasi platformu değildir. Siyasi tarihimizin en temel yapı taşlarından biri olan bu parti, sadece CHP’lilerin tekelinde olamayacak kadar kutsal bir emanettir. Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti ve kurduğu partiyi millete armağan ederken, bu devasa mirası yalnızca o günkü kadrolara değil, doğrudan Türk milletine emanet etmiştir. Bu emanetin gerçek sahibi, fikriyatına ve değerlerine sahip çıkan her bir Atatürkçüdür.

Kurucu Değerler ve Milletin Evi

Bugün iktidarıyla ve muhalefetiyle, bu kurucu emaneti yaşatmak ve korumak her vatanseverin boynunun borcudur. Siyasetin geçici gündemleri, kazanma veya kaybetme hesapları, bu tarihi sorumluluğun gerisinde kalmalıdır. Bu saatten sonra asıl amaç, günlük siyasi çekişmelerin ötesine geçerek, kurucu ruhu parti ismiyle vücut bulmuş olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni yaşatmak ve korumaktır.

Yedi düvelin artıklarının, dış odakların ve içteki mihrakların tarihi boyunca en çok korktuğu olgu; Kemalizm ve bu toprakların bağrından kopan Kuvayı Milliye ruhudur. Bu ruhun sarsılmaz kalesi olan CHP’yi zayıflatmak, ideolojik çizgisinden koparmak ve teslim almak için dört koldan saldırılar düzenlenmiş, parti adeta bir kuşatma altına alınmak istenmiştir. Ancak Türkiye’nin derin hafızası ve devlet aklı bu kuşatmayı görmüş, partinin özüne dönmesi, arınması ve bu tehlikelerden sıyrılması için tarihsel bir yol açmıştır. Çünkü çok iyi bilinmektedir ki: CHP kurtulursa vatan kurtulur.

Liderlik Kurumu ve Emanetin Bekçiliği

Bu kutlu mücadelede, partinin kurumsal kimliğini temsil eden ve bu ağır yükü omuzlayan liderlik makamı, emanetin en kritik savunma hattıdır. Bugün Sayın Kemal Kılıçdaroğlu şahsında somutlaşan liderlik kurumunu korumak ve desteklemek, sadece bir kişiye sadakat değil; partinin kurumsal bütünlüğüne, tarihsel mirasına ve devlet aklına sahip çıkmaktır. Partinin başında bulunan iradeyi yıpratmak, doğrudan kurucu ruhun kalesini zayıflatmaya dönük bir hamledir. Şu anki lideri korumak, partiyi korumaktır; partiyi korumak ise devletin ve milletin geleceğini güvence altına almaktır. Bu birliği muhafaza etmek, emanete duyduğumuz sadakatin gereğidir.

Altı Ok: Devlet Ülküsü ve Hürriyet Sevdamız

Bu gerçeğin arkasındaki en büyük felsefi dayanak, partinin amblemi olan Altı Ok’un derin anlamında gizlidir. Altı Ok, yalnızca kağıt üzerinde kalmış bir parti sembolü veya standart bir siyasi program maddesi değildir. O, devlet ülküsünü şekillendiren, hürriyet sevdamızın ve ülkülerimizin adı olan Kızıl Elma Oku’dur.

Tarihsel süreçte ruhumuzdaki adaletle fırlatılan her ok, bu milletin anayasası, töresi ve geleceği olmuştur. Dış güçler ve onların taşeronları çok iyi bilmektedir ki; Anadolu’nun kalbine hançer saplamanın ve bu devleti içten teslim almanın en kısa yolu, önce bu kaleyi içeriden çökertmektir. Altı ok kırılırsa ülkü kırılır; yay bozulursa devlet dağılır.

Bu sinsi planlara ve saldırılara fırsat vermemek adına, görüş ayrılıkları bir kenara bırakılmalı; irili ufaklı her siyasi parti ve kesim bu kurucu merkeze sahip çıkmaya çağrılmalıdır. Kuvayı Milliye ruhunun yeniden tek bir çatı altında, ortak bir vatan paydasında buluşması; doğrudan devletimizin varlığına ve geleceğine yapılan saldırıları bertaraf etmenin tek yoludur.

Tarihsel Sorumluluk ve Çağrı

Bugün sahada anlatılması gereken en temel hakikat şudur: Devletimizin yanında olmak isteyen herkes, önce bu ülkenin kurucu sütununa, yani CHP’ye sahip çıkmalıdır. Varlığıyla dış düşmanları korkutan, her hamlesinde tarihin derinliklerinden gelen o sarsılmaz iradeyi yansıtan oklarımız asla eksilmemeli, köreltilmemelidir.

Bu bilinçle; dün olduğu gibi bugün de bu kutlu emaneti yaşatmak, Kuvayı Milliye ruhunu diri tutmak ve devletimizin kalbini korumak zorundayız. Çünkü biliyoruz ki: Yay devlet, ok hürriyettir. Ve hürriyetimiz, devletimizle ilelebet payidar kalacaktır.

#NilüferVelieceoğlu

YAZARIN DİĞER YAZILARI