HALKWEBYazarlarBUDAMADAN YEŞERME OLMAZ!

BUDAMADAN YEŞERME OLMAZ!

Türk siyasetinde yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Uzun yıllar Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminde görev almış bazı eski milletvekilleri, yöneticiler ve siyaset aktörlerinin yeni bir siyasi parti çatısı altında bir araya gelmeye hazırlandıkları görülmektedir. Bu gelişme, Türk siyasetinin olağan dinamikleri içerisinde değerlendirilmelidir.

Yeni kurulacak her siyasi parti, anayasal düzende meşru bir oluşumdur. Başarılı olur ya da olmaz; bunu zaman ve milletin iradesi belirleyecektir. Bu nedenle meseleye öfkeyle değil, soğukkanlılıkla yaklaşmak gerekir. Önemli olan, ortaya çıkacak yeni yapının Türk demokrasi kültürüne, çoğulculuğa ve siyasal rekabete nasıl bir katkı sunacağıdır.

Ancak bu gelişme, Cumhuriyet Halk Partisi açısından farklı bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir.

Bugünden sonra CHP yönetiminin ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na gönül verenlerin enerjisini yeni partiye yönelik eleştirilere, polemiklere veya kişisel hesaplaşmalara harcaması doğru bir strateji olmayacaktır. Rakiple uğraşmak yerine kendi evini sağlamlaştırmak, geleceği inşa etmek ve teşkilatı yeniden tahkim etmek çok daha isabetli olacaktır.

Nitekim Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemde verdiği mesajlar da bu doğrultudadır. Geçmişe takılmadan, kişileri hedef almadan, ilkeler üzerinden siyaset üretmek ve partiyi yeniden kurumsal bir disipline kavuşturmak esas olmalıdır.

Tam da bu noktada [Arınma Tezi], yalnızca bir söylem değil, bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır.

Bugün kamuoyunda konuşulan en önemli hususlardan biri, değişimci anlayışın yalnızca görünen isimlerden ibaret olmadığı; bu anlayışın parti teşkilatlarının farklı kademelerinde etkisini sürdürmeye devam ettiği yönündeki değerlendirmelerdir. İl ve ilçe örgütlerinden delegasyon yapısına, belediyelerden parti organlarına kadar uzanan bu etkinin zaman içerisinde yeniden güç kazanma arayışında olduğu yönünde ciddi iddialar dile getirilmektedir.

Eğer bu değerlendirmeler doğruysa, yalnızca bazı isimlerin partiden ayrılmış olması gerçek bir yenilenme anlamına gelmez.

Çünkü bazen ağacı ayakta tutan meyve değildir; köktür. Meyve düşebilir, dal kırılabilir; fakat hastalık kökte kalmışsa aynı sorun yeniden filiz verir.

Bu nedenle “doğal arınma” beklentisi artık yeterli değildir.

Parti Meclisi’nin, örgütlerin ve disiplin mekanizmalarının [arınmadan arıtmaya] geçmesi gerekmektedir. Arınma kendiliğinden gerçekleşen bir süreçtir; arıtma ise bilinçli, planlı ve kararlı bir iradenin eseridir.

Bu süreç küçülmek değildir.

Bu süreç budamaktır.

Bahçıvan kuru dalları ağaca düşman olduğu için kesmez; ağacın daha güçlü büyümesi için budar. Cerrah kangren olmuş uzvu hastaya zarar vermek için değil, hastayı yaşatmak için keser. Devlet yönetiminde de, siyasi partilerde de bazen en büyük merhamet, gerekli müdahaleyi zamanında yapabilmektir.

Atalarımızın “Eksilmezse çoğalmaz.” sözü tam da bu hakikati anlatmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeniden güçlenmesi; il ve ilçe örgütlerinden başlayarak delege sistemine, parti içi görevlendirmelerden aday belirleme süreçlerine kadar kapsamlı bir yenilenmeyi zorunlu kılmaktadır.

Aynı hedefe yürümeyen insanların aynı çatı altında bulunması, birlik anlamına gelmez. Aynı heyecanı taşımayan yüreklerle büyük mücadeleler verilemez. Aynı ideale inanmayan kadrolarla güçlü bir gelecek inşa edilemez.

Türkiye’nin siyasi gerçekliği de göz ardı edilmemelidir.

Bu ülkede siyasi hareketler büyük ölçüde lider ekseninde şekillenmektedir. Beğenilsin ya da eleştirilsin, sosyolojik gerçek budur. Lidere rağmen siyaset üretme girişimlerinin nasıl sonuçlar doğurduğu yakın geçmişte acı biçimde tecrübe edilmiştir. 2023 Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri bu bakımdan önemli dersler içermektedir.

Siyasette aynı hatayı tekrar etmek, tecrübe değil; ısrardır.

Zarar ederek tecrübe kazanılmaz. Aynı yanlışı sürekli tekrar edenler, sonunda hatalarını normalleştirir. Oysa siyaset, hatayı kutsayanların değil, hatadan ders çıkaranların alanıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün hata yapma lüksü bulunmamaktadır.

Önümüzdeki süreç yalnızca bir kadro değişimi değil; aynı zamanda bir zihniyet sınavıdır. Parti ya geçmişte yaşadığı kırılmaları geride bırakarak yeniden güçlü bir kurumsal kimlik oluşturacak ya da aynı tartışmaları tekrar ederek enerjisini tüketmeye devam edecektir.

Bu süreçte Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu her zamankinden daha büyüktür. Sahip olduğu siyasi tecrübe, devlet birikimi ve kriz yönetimi kabiliyetiyle bu süreci; gerektiğinde uzlaşmayla, gerektiğinde kararlılıkla fakat mutlaka hukuk ve parti tüzüğü çerçevesinde başarıyla yönetmesi beklenmektedir.

Çünkü mesele yalnızca bir partinin geleceği değildir.

Mesele, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’nin demokrasi mücadelesidir.

Siyasi partiler gelir geçer, isimler değişir, kadrolar yenilenir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti kalıcıdır. Onun demokratik kurumlarını güçlendirmek ve siyasal hayatını daha sağlıklı bir zemine taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Oyun büyüktür.
Fakat unutulmamalıdır ki; büyük oyunları bozan da kararlı iradedir.
“Zor, oyunu bozar!”

Zira, başka TÜRKİYE yok…

YAZARIN DİĞER YAZILARI