HALKWEBYazarlarTaşlar Yerine Oturmadıkça Siyaset Normalleşemez!

Taşlar Yerine Oturmadıkça Siyaset Normalleşemez!

Taşlar yerli yerine oturmadığı sürece bu ülkede siyaset normalleşemeyecek ve normalleşemez de!
Merhum Süleyman Demirel’in o meşhur tabiriyle; “Seçim, demokrasinin kanıdır.” Ancak unutulmamalıdır ki, seçimlerin de bir takvimi vardır ve yasal süreye tabidir. Halkın görevi, bu minvalde kendisine tanınan süre içinde olan biteni akıl süzgecinden geçirip sandığa öyle gitmektir. Yani halk, aklıyla oy vermelidir. Birtakım vaatlere kanarak ya da seçim anı dağıtılan ufak yardım paketlerine aldanarak oy veren bir kitleyle ne yazık ki ülkenin demokrasi kültürü de ciddi bir sıkıntıya girer.
Fakat bu sıkıntının esas nedeni halk değil, tam aksine bizatihi siyasetçilerdir. Gelin, bunu tarihsel örneklerle izah edelim…
Merhum Adnan Menderes, bazı yanlış uygulamaları sonucu başlangıçta gördüğü devasa halk desteğini yavaş yavaş tüketmiş, o güç hızla bir erimeye evrilmişti. Dönemin muhalefeti ise durmaksızın “seçim de seçim” diye bastırıyordu. Tamam da bunun yasal bir süresi var; adamın önünde daha bir yılı var. Bekleyeceksin, parti teşkilatını hazırlayacaksın, örgütleneceksin ve günü geldiğinde seçim sandığında kazanacaksın! İşin normali, demokratik olanı budur. Ancak o dönem seçim olmuyor diye iklimi germek, birilerine mesaj vermek büyük bir yanlıştı ve en sonunda malum, 27 Mayıs ihtilali gerçekleşti.
Ne oldu, ne geçti ele? İki bakan ve bir başbakan asıldı. Ondan sonra da CHP, belli bir kesim tarafından adeta “darbecilerle ortak çalışan parti” hüviyetine büründürüldü. Merhum Bülent Ecevit’in iktidar olduğu dönemler haricinde, o gün bugündür CHP iktidara hasret kaldı. 1950 sonrası çok partili seçim döneminden bu yana yaklaşık 76 yıl geçti; toplasanız CHP iktidarı ya da sol bir iktidarın süresi beş-altı yılı geçmez!
Bu hatayı müteaddit kez yapan sol aktörlere hep şahit olduk ve ne hikmetse bir kesim sol zümre bu aktörleri çok sevdi. Hâlen de bu zümrenin yanlış algı çalışması devam ediyor. Bunun en taze, en yakın örneğini daha geçen sene yaşadık.
2023 Cumhurbaşkanı Seçimleri sonucunda Sayın Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı seçilmiştir ve bu, yasal olarak zaten onun son dönemidir. Durduk yere, yasal süreyi beklemeden alelacele seçim isteyip Ekrem İmamoğlu’nu örgütleri de aracı kılarak sahaya sürmenin, tabiri caizse ateşe atmanın ne gereği vardı?
Alışmış, kudurmuştan beterdir zira! Eski düzen yok kardeşim, gerçeği görmek lazım. Bunu en sağlıklı gören lider, sol katmanda kim ne derse desin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ydu… “Erken” dedi, “acele etmeyin” dedi ama dinlemediniz; adam şimdi siyaseten içeride/arka planda kaldı. Bile bile, üstelik göz göre göre bu hamleyi yapmanın vefayla, dostlukla zerre alakası yoktur. Kendine çıkacak bir rakibi bu şekilde elimine ettin, aynı zamanda rakibinin rakibini de saf dışı bıraktıın!
Şimdi soruyorum: Kim burada aparat?
Allah aşkına bir kez olsun sorgulayın artık! Anlamsız hamleler yapıp partiyi bu duruma düşüren kim?
Seçim sürecinde bir “çift forvet” hamlesi vardı malum. Tamam, teknik direktör olarak birinden kurtuldun! Diğer forveti ise bırakın sahaya çıkarmayı, antrenman bile yaptırmıyorsun. Ne adamların, ne trollerin ne de arkandan beslendiğin medya kuruluşlarında Mansur Yavaş’ın adı anıldı. Bir yandan İYİ Parti ile temas halindesin ama diğer yandan Mansur Yavaş’a posta koyuyorsun. İYİ Parti tabanı sana oy vermez, ben o camiayı yakinen bilen biriyim Sayın Özgür Özel! Adım gibi de biliyorum; senin ve ekibinin Mansur Yavaş’ın önünü kesmek için yaptığın o uydurma “örgüt içi ön seçim” hamlesini! Bunu Mansur Yavaş da biliyordur bence; eğer bilmiyorsa zaten siyaset yapmasın…
Niyetlerde samimiyet yok. Hâlen arka kapı diplomasisi ile Bülent Arınç’tan medet umuyorsun, çünkü onun gözünde bir kahramansın. Teyze oğlu/torunu olan Deniz Baykal’a acımayan, sana hiç acımaz arkadaş! Biraz akıllı olsanız keşke!
Eylem yaparak, ortalığı bulandırarak, “Bana ocağını terk etmeyin” diyerek yasal güce posta koyamazsın. Çünkü kimse devletten büyük değildir! Devletin mahkemelerinin verdiği karara hukuki yollardan itiraz edebilirsin ama o kararı tanımamak suçtur. Kürsüde karar yırtmak suçtur. Sayın Adalet Bakanı başta olmak üzere yargı camiasına hakaret etmek hem yanlıştır hem de suçtur, bilesin! Bu konuda da günü geldiğinde yargılanacaksın, yargılanman da şarttır!
Sözde normalleşip yumuşarken sana ses çıkarmayan o zümre, troller ve uşaklar, şimdi hep bir ağızdan partinin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret ediyor. Madem bu kadar cesurdunuz, neden 2024 Yerel Seçimlerinin hemen ardından o rüzgarla erken seçim istemediniz? Niye birden yumuşadın? Mücadeleyi bırakıp müzakereye neden evrildin monşer? Bu işi bilmiyorsun, yanındaki adamlar tamamen yanlış yolda… Hovarda, zampara, rüşvetçi; ne derseniz deyin, bu tarz ahlaksızlık iddiaları üzerinden siyasi başarı ya da seçim kazanamazsın. Kazanamayacağını sen de çok iyi biliyorsun. Bile bile bu oyunu oynuyorsun!
Az önce de vurguladığım gibi; herkes yasal süreyi bekleyecek. Kanunlar son derece açık ve günü geldiğinde son sözü yine halk söyleyecek!
Ayrıca, kendisi sandığa gitmeyen 2,5 milyon solcu seçmenin, 2023 Cumhurbaşkanı Seçimi yenilgisini tamamen Kılıçdaroğlu’na yıkma hakkı yoktur! Önce kendin gidip oyunu vereceksin! Ne yapacaktı Sayın Kılıçdaroğlu daha? Sağ mahalleden 15 milyona yakın oy almış, yüzde 48’lik bir oran elde etmiş. Aradaki fark sadece 2,3 milyon. Kullanılmayan oy miktarı ise koca bir 11 milyon! Neredesiniz solcu geçinen sürü? Yok mu o kullanılmayan 11 milyon oyun içinde 2,3 milyon sol oy?
Yazıklar olsun o seçimde, özellikle de ikinci turda oy kullanmayan solcu görünümlü, CHP neferi gibi bürünen müsveddelere!
Sizler demokrasinin yüz karasısınız!

YAZARIN DİĞER YAZILARI