HALKWEBYazarlar"Seni anlatabilmek seni..."

“Seni anlatabilmek seni…”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu anlayıp anlatabilmek…
Sustuklarını gören, yutkunduklarını duyanlar olarak buradayız…
Bizlere “Yeni Normaller” başlığı altında yutturulmaya çalışılan şey; aslında yeni bir ahlaksızlık, ambalajından yeni açılmış bir utanmazlık, siyasetteki taptaze bir rezillik, toplumdaki çıkar odaklı yaşam tarzı ve aklınıza gelebilecek her türlü kepazeliğin “yeni normal” diye sunulmasından ibarettir.
Maalesef kabul etmek gerekir ki, yaşamsal koşullar nedeniyle toplum da bu “yeni normalleri” satın almak için pek zaman kaybetmedi.
Dünyanın neresine giderseniz gidin, artık bizim toplumumuzda “normal” görülen anormallikler, gelişmiş birçok ülkede hâlâ kabul görmemektedir. Ahlaksızlık, utanmazlık ve arsızlık; bizim ülkemizde değerini ve anlamını yitirmek bir yana, adeta literatürden çıkmış gibiyken; gelişmiş demokrasilerde hâlâ yasalardan daha etkili toplumsal yaptırımlar olarak varlığını sürdürmektedir.
Bizim toplumumuzda ise bırakın utanmayı, hafiften yüzü kızaran insanı bile görmek artık neredeyse mümkün değildir. Hatta normalde toplum içine çıkmaması gerektiğini bilenler bile, herkesin aynı kepazelik seviyesinde olduğunu görünce her türlü davranışı kendine meşru, hatta hak görmektedir.
Hırsızlık ve arsızlık bile, “Herkes yapıyor, ben yapınca mı suç?” cümlesiyle geçiştirilmektedir. Daha yüzsüz olanlar ise, Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali, daha sert ifadelerle bizi suçlamakta, bizim yaşam tarzımıza acımasızca saldırmaktadır.
Yukarıda ahlaksızlık kurumsallaşmış, aşağıda ise toplumsal çürümüşlük hâkim olmuştur.
Edepsizliğin, utanmazlığın, ahlaksızlığın ve rezilliğin zirve yaptığı; dürüstlüğün, namuslu olmanın ve ahlakın ayaklar altına alındığı, bununla da yetinilmeyip adeta gömülerek üzerinin toprakla örtülmek istendiği bir dönemi yaşıyoruz.
Toplumsal çürüme çoktan kabullenilmiş, bu çürüme artık yerini kokuşmuşluğa bırakmıştır.
Bu toplumsal kokuşmuşluğu düzeltmek, yalnızca “ahlak” üzerine kurulu çağrılarla mümkün görünmemektedir. Bunun yolu, ancak etkili ve caydırıcı cezai yaptırımlardan geçmektedir.
Kanunlar en sert şekilde işletilmeli; bu kokuşmuşluğa neden olanlar en ağır cezalarla cezalandırılmalıdır. “Bilmiyordum”, “Alet oldum”, “Farkında değildim”, “Ben öyle zannettim…” gibi bahanelere sığınanlar da en az organizatörler kadar sorumluluk taşımalı ve aynı ciddiyetle cezalandırılmalıdır.
Ancak o zaman düşünebilen, faşizanlığa teşne olmayan, edepsizliği meşrulaştırmayan nesiller yetişebilir.
Aksi hâlde, bu toplumsal çürümeye ve giderek kokuşmuşluğa sebep olanlar, meydanı boş buldukça çoğalmaya devam edeceklerdir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI