HALKWEBYazarlarMADIMAKZÂDELER, PİYONLAR VE KURBANLAR…

MADIMAKZÂDELER, PİYONLAR VE KURBANLAR…

Madımak Olayları’nda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Bu acı hadisenin ardından, yaşanan trajediden siyasi ve ideolojik rant devşirenlerin sayısı da ne yazık ki az olmadı.

Nedense dönemin Kültür Bakanı olan Fikri Sağlar ve milletvekili Arif Sağ hakkında yeterince soru sorulmadı. Olay çıkabileceğine dair herhangi bir bilgi kendilerine ulaşmadı mı? Bu ihtimal oldukça zayıf görünüyor. Zira SHP o dönemde iktidar ortağıydı ve Kültür Bakanlığı da bu partinin uhdesindeydi.

Pir Sultan Abdal adına düzenlenen bir etkinliğin en üst siyasi sorumlusu olan bakanın neden programa katılmadığı da ayrı bir soru işaretidir.

Öte yandan olaylara karışan kitlenin akılcı davranmadığı açıktır. Çünkü Erich Fromm’un da ifade ettiği gibi, “Kitlelerin mantığı yoktur.”

Yaşananların ardından Sünni kesimi bütünüyle fail, Alevi vatandaşları ise yalnızca kurban olarak konumlandıran bir söylem inşa edilmeye çalışıldığı da gözlerden kaçmamaktadır. Bu tür ayrıştırıcı senaryolar geçmişte de denenmiştir. Buna rağmen toplumun sağduyusu çoğu zaman galip gelmiştir.

Nitekim son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde alınan sonuçlar da seçmenin mezhepsel kimlikler üzerinden hareket etmediğini göstermiştir. Bu millet, Alevi-Sünni ayrımına prim vermemiştir.

Ancak bu kez bazı sol siyasi aktörlerin ve kimi Alevi dernekleri ile örgütlerin de bu tartışmaların parçası hâline gelmesi dikkat çekicidir. Üstelik bu süreç, kendi içlerinden çıkan bir siyasi lider üzerinden yürütülmektedir.

Burada asıl dikkat edilmesi gereken husus, meselenin Alevi-Sünni eksenine sıkıştırılarak toplumsal kutuplaşmaya dönüştürülmesi ve bunun da Sayın Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine kullanılma ihtimalidir.

Bu nedenle özellikle Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Alevi vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Zira siyasette kazanma arzusu çoğu zaman ilkeleri ikinci plana itebilmektedir.

Bugün hâlâ yalnızca parti oy oranları üzerinden değerlendirme yapanların, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 35’lik bir oyla yüzde 50+1 alınabileceğini düşünmeleri gerçekçi değildir. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi, geniş toplumsal mutabakat gerektiren bir yarıştır.

Bu ülkede sağ seçmenin desteğini almadan iktidar olmak mümkün değildir. Sol siyasetin tarihsel oy bandı dikkate alındığında bu gerçek daha da belirginleşmektedir. Dolayısıyla siyasetin matematiğini göz ardı ederek yalnızca sloganlarla sonuç almak mümkün değildir.

Partinin adayı olarak Kılıçdaroğlu’nun ulaştığı yüzde 48’lik oy oranı, Cumhuriyet Halk Partisi açısından tarihî bir sonuçtur. Buna rağmen teşekkür etmek yerine sürekli eleştiri üretmek, siyasî açıdan da vefasızlık olarak değerlendirilebilir.

Bugün gelinen noktada, partinin genel başkanlığı ve kurultay süreçleri üzerinden yürütülen tartışmaların hukuki boyutu ayrıca değerlendirilmelidir. Ancak siyasetin gerçekliği ile hukukî süreçleri birbirine karıştırmamak gerekir.

Çölde yürüyen kişinin serap görmesi doğaldır. Fakat serabı gerçek sanmak, insanı hedefine ulaştırmaz.

Yanlışlarınız kadar doğrularınız da, eksikleriniz kadar hatalarınız da zamanla ortaya çıkacaktır.

Geçmiş ola.

YAZARIN DİĞER YAZILARI