Önceden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na Aleviliği üzerinden saldırıyorlardı. Şimdi ise özellikle FETÖ aparatları aracılığıyla Alevileri, Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırtıyorlar!
Mevzu açık: Akıllı olan Kemal’i, cahil olan mal ister.
Sanılıyor ki Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, tertemiz kalmayı başarmış bir toplumun ve partinin kirlenmemesi için çaba sarf ediyor. Hayır!
CHP’de ve toplumda yaşanan siyasi çürüme, toplumun can damarlarına işlemiş durumda. Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi; rüşvet, irtikâp, çıkar amaçlı suç örgütleri ve kirlenmiş bir toplumun, kirlenmiş bir partinin temizlenmesi, temize çıkarılması için uğraşıyor. Temiz olanın kirlenmemesi için değil, kirli olanın temizlenmesi için bir mücadele veriyor.
O nedenle verdiği mücadele aslında çok daha zor bir mücadeledir.
Karşısında bulunan ve yakın zamanda çok hazin bir sonuçla yüz yüze gelecek olan yapı ise zulmünü yalnızca siyasi alanda tutmak yerine daha geniş alanlara yaymaya çalışıyor. Adeta pimi çekilmiş bir el bombası gibi her yere giriyor. “Ne kadar rezil olursak, o kadar iyi.” düşüncesini benimsemiş durumdalar.
Toplumda yaşanan duruma “akıl tutulması” demek, “ahlaksızlığın kurumsallaşması” demek artık çok hafif kalıyor. Tabloya bakınca artık akli dengesini yitirmek, görme ve duyma yetilerini kaybetmek gibi bir durum var ortada. Bir de tabii arsızlığın zirve yapması, namustan bihaber olmak, insanlıktan istifasını verip hayvandan bile daha aşağılık bir duruma düşmek gibi bir tablo var. Pir Sultan’ın haram yemeyen köpeklerinden bile daha aşağılık bir duruma düşmek… Toplumun bir bölümü maalesef bu duruma kadar gerilemiştir.
“Değişim çetesi”, dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir yöntemle adeta şeytana pabucunu ters giydiren bir çalışma yürütüyor. İki televizyon kanalı satın alıp, orada topladıkları 40-50 kişiyle, çıkardıkları 4-5 gazete ve yine orada besledikleri 100-150 kişiyle tüm toplum manipüle ediliyor. Buna sosyal medyadaki 30-40 bin trol de oldukça güçlü bir destek veriyor. Hadi bir de bin siyasetçiyi ekleyelim…
Yani toplamda, nereden baksanız 1.500 kişilik bir çete, “siyaset” adı altında tüm toplumu dizayn ediyor.
Dün gece yaşanan tablo ise bunun tehlikeli bir yansımasıdır. Türkiye’de toplam 1.600’e yakın cemevi bulunmaktadır. Bunlardan yalnızca birinde yaşanan rezillik ve menfaat sloganları, sanki 25 milyondan fazla Alevinin ortak kanaatiymiş gibi sunulmaktadır.
Geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret eden sözde bir dede, “4 bin TL verirseniz yazımı silerim.” demişti. İşte bu zihniyetle paraya teslim olanlara 4 bin TL verildiğini düşünün; beyaz atı götürüp siyaha boyayarak babalarına satarlar. Maalesef para ve menfaat ilişkileri bunu gösteriyor.
Dün, zorunlu olarak iptal edilen, ayrışma ve kardeş kavgasının yaşanmaması açısından Caferilerin Halkalı Zeynebi Vakfı Aşura etkinliğinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapması muhtemel program konuşmasında şu ifadeler yer alıyordu:
“Değerli Kardeşlerim, Can Yoldaşlarım;
Kerbela; üzerinden asırlar geçse de sönmeyen bir kordur. Kor sıcağında her Muharrem ayında yüreğimizi dağlayan yürek coğrafyasıdır.
Bizler bugün sadece bir insanlık katliamını anmıyoruz; bizler bugün Fırat’ın kenarında susuz bırakılarak şehit edilen insanlığın adalet mücadelesini anıyoruz.
Sadakati, insanlık onurunu ve ahlakı anıyoruz.”
Konu işte tam da bunun özetiydi!
Ama Alevilere düşmanlık besleyenler, Kerbela’da bir damla suyu esirgeyenleri başka yerde baş köşeye oturttular.
Yani toplumdan satın alınan küçük bir kesit, kitle iletişim araçlarıyla milyonlara pazarlanmakta; milyonlar da sürü psikolojisiyle aynı kanaate hâkim olmak, sürüden ayrı kalmamak adına oraya angaje olmaktadır.
Buna sebep olan ise AKP iktidarının toplumu düşünmekten uzaklaştırması, başta eğitim olmak üzere birçok alanda toplumu geriye götürmüş olmasıdır. Toplamda 20+5 yıllık iktidarlarında toplumu düşünmek yerine “arpa ve at” ilişkisine mahkûm etmiş olmalarıdır.
Her ne kadar AKP iktidarı için bu söylem geçerli olmamış olsa da “Değişim çetesi” için söylenebilecek en güzel söz şudur:
“Zulmün artsın ki tez zeval bulasın.”
Evet, gelinen noktada kabaca 1.500 kişilik bir çete; rüşvetle, hırsızlıkla, yolsuzlukla, vurgunla, talanla, yetim hakkından çaldıklarıyla, özetle elde ettikleri mali güçle tüm toplumu yönlendirmektedir.
Mesela Malatya CHP İl Başkanlığı binasında yaşanan olaylar… Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun asılan pankartı, üzerine atılan çarpılar ve yazılan yazılar… Malatya milletvekili ile il başkanının da kendisini Alevi olarak pazarlaması ise işin başka bir trajik yönüdür.
Burada da yine aynı durum söz konusudur. Gözü dönmüş çete her yere saldırıyor, her yeri darmadağın ediyor. Siyaset adı altında inanç merkezlerinde ve parti binalarında mafyavari hareketler sergiliyor.
Dikkatinizi çekmek istediğim önemli bir husus da şudur:
Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, bir tanımlamayı iki şey için kullanır: “Son Kale.”
Bu tanımlamayı “Hacı Bektaş Veli Dergâhı” ve “Cumhuriyet Halk Partisi” için kullanır.
Gelinen noktada kimlerin, hangi çetelerin özellikle bu iki yapıya, yani Alevilere ve Cumhuriyeti savunanlara saldırdığı ortadadır. Bunu dikkatle analiz etmemizi isterim.
Ve bu sebeple Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce yaptığı konuşmalarda da belirttiği gibi, dün katılmadığı Aşura etkinliğinde yapacağı konuşmaya şu cümleleri de eklemiştir:
“Evet, Yezitler bitmez; ama Yezitlere baş eğmeyen Hüseyin ruhlar hep var olacaktır.”
Sevgili dostlar, bir gerçek ortada duruyor.
Milli güvenlik sorunuyla baş başayız!
Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorunu değildir.
Bu, ahlak ve erdem sorunudur.
Bu, Türkiye’nin sorunudur.
