HALKWEBGündemYa Arınacağız Ya Çürüyeceğiz

Ya Arınacağız Ya Çürüyeceğiz

0:00 0:00

Bir siyasi partinin arınmasından söz etmek kolaydır. Zor olan ise bu sözü siyasi bedeller ödemeyi göze alarak hayata geçirmektir. Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri, yolsuzluğun, rant düzeninin ve kamu kaynaklarının yağmalanmasının artık sıradanlaşmış olmasıdır. Bu düzen karşısında sadece birkaç sert açıklama yapmak ya da dönemsel çıkışlarda bulunmak yeterli değildir.

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği “arınacağız” çağrısı, eğer gerçek bir siyasi iradeye dönüşmezse tarihin tozlu raflarında unutulmuş birçok siyasi slogan gibi etkisiz kalacaktır. Arınma; parti içindeki çıkar ağlarının, rant ilişkilerinin, koltuk hesaplarının ve dokunulmaz görülen yapıların üzerine gitmeyi gerektirir. Bunun adı sadece yenilenme değil, adeta bir “Temiz Eller Operasyonu”dur.

 

Türkiye’de yolsuzlukla mücadele, çoğu zaman rakiplere karşı kullanılan bir propaganda aracına dönüştürüldü. Oysa gerçek mücadele, önce kendi kapısının önünü süpürmekle başlar. Eğer siyaset kurumu bunu yapamazsa halkın adalete, demokrasiye ve devlete olan güveni daha da aşınacaktır.

 

Bugün yaşanan ekonomik krizin, derinleşen yoksulluğun ve toplumsal çürümenin arkasında sadece yanlış ekonomik tercihler değil, yıllardır büyüyen denetimsizlik ve hesap vermeme kültürü vardır. Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının sorgulanmadığı, siyasi sorumluluğun işletilmediği bir düzende yolsuzluk istisna değil, kural haline gelir.

 

Bu nedenle arınma çağrıları samimiyet testinden geçmek zorundadır. Eğer bu çağrı, geçmişle gerçek bir hesaplaşmaya, şeffaflığa ve hesap verebilirliğe dönüşmezse, Türkiye’de yolsuzluk ve hırsızlık çok daha vahim boyutlara ulaşacaktır. Siyasi partiler kendilerini temizlemeden ülkeyi temizleyemezler. Toplum artık slogan değil, cesaret; vaat değil, hesap soran bir siyaset görmek istemektedir.

 

Arınma bir tercih değil, siyasi ahlakın zorunlu koşuludur. Aksi halde çürüme büyüyecek, bedelini ise her zamanki gibi halk ödeyecektir. Ancak bu mücadele yalnızca siyasetçilerin omuzlarına bırakılabilecek bir mücadele değildir. Eğer arınma söylemi gerçek bir değişim yaratacaksa, halkın da bu çağrıya sahip çıkması gerekir. Çünkü yolsuzluğun, rantın ve talanın yarattığı bedeli en ağır şekilde ödeyen kesim toplumun kendisidir.

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği arınma ve temiz siyaset çağrısı, kişisel ya da parti içi bir hesaplaşmanın ötesinde, Türkiye’nin geleceğine ilişkin bir demokrasi ve adalet mücadelesi olarak görülmelidir. Bu nedenle yurttaşlar, temiz siyaseti savunanların yanında durmalı, şeffaflık ve hesap verebilirlik talebini yükseltmeli ve omuz omuza mücadele vermelidir.

 

Gerçek değişim, yalnızca liderlerin kararlılığıyla değil, toplumun desteğiyle mümkün olur. Halk sahip çıkmadığı sürece hiçbir arınma hareketi kalıcı sonuçlar üretemez. Ancak milyonlarca insan temiz siyaset etrafında birleştiğinde, yolsuzluk düzeninin duvarları sarsılabilir. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur: Korkmadan konuşan siyasetçilerle, hesap soran ve değişim talep eden yurttaşların ortak mücadelesi olmalıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI