Suruç’ta yaşanan katliam, yalnızca onlarca gencin yaşamını değil, toplumun vicdanını da derinden yaralayan acı bir olay olarak hafızalardaki yerini koruyor.
Daha güzel bir gelecek umuduyla, savaşın ve yıkımın mağdur ettiği çocuklara oyuncak, kitap ve umut götürmek isteyen gençlerin yaşamlarının böylesine acımasızca sonlandırılması, insanlık vicdanında kapanması güç bir yara açmıştır. Farklı düşüncelere sahip olabiliriz; ancak yaşam hakkı her türlü siyasi görüşün ve tartışmanın üzerindedir.
Suruç’ta hayatını kaybeden gençleri saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz. Onların hayalleri, dayanışma duygusu ve daha iyi bir dünya özlemi unutulmamalıdır.
Toplum olarak geçmişin acılarından ders çıkarmak, benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması için hukukun üstünlüğünü, adaleti ve toplumsal barışı savunmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Acılar üzerinden ayrışmak değil, yaşamı ve insan onurunu savunarak ortak bir gelecek inşa etmek en anlamlı cevaptır.
Suruç’ta yaşamını yitirenleri unutmadık, unutturmayacağız. Anıları, barışa, dayanışmaya ve insan yaşamının kutsallığına olan inancımızda yaşamaya devam edecektir.
