Garip Dede Cemevi yönetiminin, toplumda adı yolsuzluk iddialarıyla anılan bir siyasi figürü böylesine tartışmalı bir dönemde kürsüsüne taşımasını şiddetle kınıyorum.
Cemevleri, Alevilerin inanç merkezleridir. Bu kurumlar hiçbir siyasi partinin, hiçbir siyasi liderin ya da hiçbir grubun propaganda alanı haline getirilemez. İnanç mekanlarının görevi, toplumu ayrıştırmak değil birleştirmek; siyasi hesaplara zemin hazırlamak değil, hakikatin ve adaletin yanında durmaktır.
Yolsuzluk iddialarının kamuoyunda yoğun biçimde tartışıldığı bir süreçte, bu tartışmaların odağındaki isimleri cemevlerinde ağırlamak, ister istemez bu kişilere meşruiyet kazandırma çabası olarak algılanmaktadır. Oysa Alevi öğretisinin özü; kul hakkına karşı durmak, haksız kazancı reddetmek ve adaleti savunmaktır. Yolsuzluk, hırsızlık ve kamu malına el uzatmak hangi siyasi görüşten gelirse gelsin savunulamaz.
Daha da vahim olanı, Özgür Özel’in bu süreçte adeta paralel bir parti başkanı gibi davranarak Alevi kurumları üzerinden siyaset üretmeye çalışmasıdır. Alevilerin inancı ve kutsal mekanları hiçbir siyasi kariyer planının, hiçbir hizip mücadelesinin ve hiçbir parti içi hesaplaşmanın aparatı haline getirilemez.
Alevi toplumu yıllardır siyasetin oy deposu olarak görülmekten rahatsızdır. İnancımızın değerleri; kişilere göre değil ilkelere göre şekillenir. Adalet, dürüstlük ve ahlak konusunda taviz vermeyen bir anlayış, kim olursa olsun yanlışın karşısında durmayı gerektirir.
Bugün yapılması gereken, Aleviliği siyasi kamplaşmaların içine çekmek değil; cemevlerinin tarafsızlığını ve saygınlığını korumaktır. İnanç kurumları günlük siyasi mücadelelerin değil, toplumsal vicdanın temsilcisi olmalıdır.
Garip Dede Cemevi yönetiminin bu kararını yanlış buluyor, Alevi kurumlarının siyasi hesapların gölgesinden çıkarılarak yeniden hakikat, adalet ve eşitlik eksenine dönmesi gerektiğini düşünüyorum.
