HALKWEBYazarlarTarih Sadece Kahramanları Değil, İhanet Edenleri de Yazar

Tarih Sadece Kahramanları Değil, İhanet Edenleri de Yazar

0:00 0:00

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, parti içindeki tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor. Ancak bugün yaşananlara bakıldığında, bazı gerçeklerin bilinçli şekilde göz ardı edildiği görülüyor.

38. Kurultayın mutlak butlanla sonuçlanmasına neden olan süreçte unutulan temel bir gerçek var: Delege pazarlığı yapıldığı iddialarının, rant ve çıkar ilişkilerinin muhatabı olanların başkaları değil, bizzat bu sürecin aktörleri olduğudur. Tartışmanın özü de burada yatmaktadır.

Yılların emeğiyle, örgütlerin alın teriyle ve seçmenin güveniyle kazanılan yerel yönetimler; yanlış aday tercihleri, kişisel hesaplar ve menfaat ilişkileri nedeniyle ciddi şekilde yıpratılmıştır. Parti, toplumsal sorunlara çözüm üretmek yerine iç çekişmelerin ve kişisel ikbal mücadelelerinin sahnesi haline getirilmiştir.

“30 yoksa yokuz” söylemleriyle ortaya çıkanlar, hedeflerine ulaşamadıklarında ortadan kaybolmamış; aksine başarısızlıkların sorumluluğunu üstlenmek yerine yeni gündemler üretmeyi tercih etmiştir.

Kırmızı kart göstererek siyaset yaptığını düşünenler, günün sonunda o kırmızı kartın kendilerine ve destekledikleri belediye yönetimlerine döndüğünü görmek zorunda kalmıştır.

Daha da dikkat çekici olan ise çifte standarttır. Anıtkabir’de yapılan küçük bir protestoya tepki gösterenler, aynı mekânın siyasi miting alanına dönüştürülmesine sessiz kalabilmiştir. Parti ilkeleri söz konusu olduğunda yüksek sesle konuşanlar, iş kendi siyasi hesaplarına geldiğinde aynı hassasiyeti göstermemektedir.

Bugün gelinen noktada sakala, bıyığa ve kişisel tercihlere yönelik saldırılar üzerinden siyaset üretmeye çalışanların; parti içindeki esas sorunları, liyakat tartışmalarını ve ideolojik savrulmaları görmezden geldiği açıktır. Devşirme siyasetçilere ses çıkaramayanların, semboller üzerinden kavga üretmesi kimseyi ikna etmemektedir.

Asıl mesele; Cumhuriyet Halk Partisi’nin enerjisinin Türkiye’nin sorunlarına değil, belirli isimlerin siyasi geleceğine endekslenmiş olmasıdır. Yıllarca toplumsal meseleleri ikinci plana iten, bütün siyasetini belli figürlerin etrafında şekillendiren anlayışın partiye verdiği zarar artık daha net görülmektedir.

Tarih sadece kahramanları yazmaz. Tarih, emek verenleri de yazar; partiyi büyütenleri de yazar. Ama aynı zamanda kişisel çıkarlarını parti çıkarlarının önüne koyanları, örgüt iradesini zedeleyenleri ve siyasi hesaplar uğruna partisini yıpratanları da yazar.

Ve o tarih, günü geldiğinde herkes hakkında hükmünü verecektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI