HALKWEBYazarlarMezhep Değil Güven Meselesi

Mezhep Değil Güven Meselesi

0:00 0:00

Türkiye’de siyaseti hâlâ mezhep eksenine indirgemeye çalışanlar var. Özellikle de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu söz konusu olduğunda, yıllardır aynı ezberi tekrar edip duruyorlar:
“Toplum Alevi bir adaya oy vermez.”

Oysa 2023 seçim sonuçları bu iddianın altını üstüne getirmiştir.

Türkiye’de Alevi nüfusun yaklaşık yüzde 10 civarında olduğu kabul edilirken, Sayın Kılıçdaroğlu’nun aldığı oy oranı yüzde 48’e ulaşmıştır. Bu matematik bile tek başına birçok propagandayı çöpe atmaya yeterlidir. Demek ki toplumun çok büyük bir kısmı mezhep aidiyetine değil; karaktere, güvene ve dürüstlük algısına bakmıştır.

Çünkü bu milletin esas derdi mezhep değildir.
Bu milletin derdi; yalanla, gösterişle, yapay kahramanlıklarla ve sürekli üretilen algılarladır.

Sokaktaki insan artık şunu ayırt ediyor:
Kimin dili başka, hayatı başka…
Kimin görüntüsü başka, hakikati başka…

İnsanlar süslü cümlelerden, cilalı ekran yüzlerinden ve profesyonel algı mühendisliğinden yoruldu. Türkiye’de siyaset uzun zamandır hakikatten çok “pazarlama tekniği” üzerinden yürütülüyor. İmajı hakikatin önüne koyanlar, bir süre kalabalıkları etkileyebilir; fakat uzun vadede toplumun vicdanını ikna edemez.

Bu yüzden Sayın Kılıçdaroğlu’nun toplumun farklı kesimlerinden aldığı destek küçümsenecek bir şey değildir. Anadolu’nun muhafazakâr seçmeninden, milliyetçisine; merkez sağından sosyal demokratına kadar çok geniş bir tabanda “dürüst insan” algısı oluşturabilmiştir. Bu kolay meydana gelen bir tablo değildir.

Nitekim bugün bazı çevrelerin sürekli mezhep tartışmasına sarılması da tesadüf değildir. Çünkü siyasî başarısızlıkların gerçek sebeplerini konuşmak istemiyorlar.

Kimse dönüp şu soruları sormuyor:

Hazır bir siyasî zemini kim aceleyle tüketti?
Kim içeride birbirini yiyerek ortak mücadeleyi zayıflattı?
Kim dışarıya “birlik” görüntüsü verirken içeride sürekli hizipçilik yaptı?

Düne kadar parlatılan bazı figürlerin bugün siyasî olarak büyük yara almasının sorumlusu da mezhep değil; yanlış strateji, kontrolsüz hırs ve zamansız hamlelerdir.

Fakat bütün bunları konuşmak yerine kolay bir yol seçiliyor:
“Suç mezhepte.”

Hayır efendim.
Mesele mezhep değil.

Toplum artık karakter arıyor.
İnsanlar, özel hayatı ile siyasî dili arasında uçurum olmayan insanlar görmek istiyor. Gösterişli hayatlar yaşayıp halka tevazu nutku atanlardan bıkkınlık duyuyor. Sürekli rol yapan, sürekli poz veren, her kesime başka yüz gösteren siyaset anlayışı toplumda yorgunluk oluşturuyor.

Bu yüzden halkın önemli bir kısmı, sakin mizacıyla, nispeten mütevazı yaşamıyla ve sert polemiklerden uzak tavrıyla Sayın Kılıçdaroğlu’nda bir güven zemini gördü.

Seversiniz ya da sevmezsiniz…
Katılırsınız ya da katılmazsınız…

Ama ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek vardır:
Bu ülkede milyonlarca Sünni seçmen, bir Alevi siyasetçiye oy vermiştir.

Bu tablo bile tek başına, yıllardır pompalanan toplumsal ayrışma tezlerinin sanıldığı kadar güçlü olmadığını göstermektedir.

Türkiye toplumu zannedildiği kadar mezhepçi değildir.
İnsanlar adalet, güven ve dürüstlük gördüklerinde kimlik duvarlarını aşabilmektedir.

Belki de bazı siyaset mühendislerinin asıl rahatsız olduğu nokta tam olarak budur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI