Aylardır, hatta yıllardır ülke gündemini meşgul eden 38. Kurultay tartışmalarında verilen mutlak butlan kararı, kurultayın meşruiyetinin bulunmadığını tescillemiş oldu. Bu kararla birlikte, Ekrem İmamoğlu suç örgütü aracılığıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen sızma girişiminin de önüne geçildi.
Ancak buna rağmen bazı isimler hâlâ hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Israrla ve utanmadan kendilerini alternatif CHP gibi konumlandıranlar, dünkü bayramlaşma törenine de gölge düşürmekten geri durmadılar.
Dün yaşananlar, aslında utanması gerekenlerin artık toplum önünde utanma duygularını tamamen kaybettiklerini gösterdi. Rüşvet iddiaları, irtikap suçlamaları, delege pazarlıkları, ihale ilişkileri, işe alımlar ve para trafiğine dair ortaya saçılan bilgiler ortadayken hâlâ aynı tavrın sürdürülmesi, siyasi ahlak açısından ibretlik bir tablo ortaya koymaktadır.
Daha ne olması gerekiyor?
Mutlak butlan kararını kabul etmeyenlere daha hangi gerçeği göstermek gerekiyor?
Utanma duygusunun ve ar damarının kaybedildiği nokta tam da burasıdır.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez’in ve gazeteci Barış Yarkadaş’ın TGRT ekranlarında yer almasını mesele haline getirenlerin, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi yolculuğunda Samanyolu TV geçmişini görmezden gelmeleri ise ayrı bir çelişkidir.
Dün bir kez daha alternatif ve korsan bir miting görüntüsü veren Özgür Özel ve beraberindeki isimler, gösteri ve yürüyüş siyasetini sürdürmekte ısrar etti.
Peki, Anıtkabir yürüyüşü için gerekli izinler alınmış mıydı?
Yoksa mağduriyet üretme fırsatını kaçırmamaları için özellikle mi önleri açıldı?
Anıtkabir’de slogan atılmaması gerektiğini bilmiyorlar mıydı?
Elbette biliyorlardı.
Ancak mesele bilmemek değil, bilerek ve isteyerek yapmak.
Ne tesadüftür ki Özgür Özel’in mağduriyet söylemlerinin arkasına saklananların arasında, Meclis’te çeşitli suçlamalar nedeniyle fezlekeleri bekleyen bazı devşirme milletvekilleri de bulunuyor.
Önümüzdeki günler, CHP içerisinde gerçek bir arınma sürecinin başlamasına vesile olmalıdır.
Kemal Kılıçdaroğlu’na küfür eden, hakaret eden, beddua eden veya bunları teşvik edenler; milletvekilleri dahil olmak üzere partiden ihraç edilmelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kaynaklarıyla, parti yönetimini işgal ettiği düşünülen yapıya destek veren medya kuruluşlarıyla yapılan sözleşmeler gözden geçirilmeli ve gerekli adımlar atılmalıdır.
Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi, kendi imkânlarıyla beslenip karşı cephede havlama potansiyeli taşıyan unsurlara karşı da artık net bir tavır almak zorundadır.
Çünkü bugün ihtiyaç duyulan şey yeni tartışmalar değil;
Arınmadır.
Ve görünen o ki, şimdi gerçekten arınma zamanıdır.
