HALKWEBYazarlar“Sosyal Güvenlik Haftası Kutlu Olsun” Demek Yetiyor mu?

“Sosyal Güvenlik Haftası Kutlu Olsun” Demek Yetiyor mu?

Bir ülkenin sosyal güvenlik sistemi, yalnızca bütçe tablolarıyla değil; insanların gündelik hayatındaki karşılığıyla ölçülür.

0:00 0:00

“Sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemiyle nesiller boyu sürecek bir güven zinciri inşa ediyoruz…”

Kamu kurumlarının gönderdiği mesajlar bazen gerçekle bağını o kadar kaybeder ki, yurttaşta güven değil öfke yaratır. Sosyal Güvenlik Haftası için SGK tarafından gönderilen kutlama mesajı da tam olarak böyle bir etki bırakıyor. Çünkü bugün Türkiye’de milyonlarca insan için “sosyal güvenlik”, geleceğe güvenle bakmanın değil; ay sonunu getirebilmenin mücadelesi hâline gelmiş durumda.

Bugün hangi işçi gerçekten güvende?

Asgari ücretin açlık sınırına dayandığı, kiraların maaşları geçtiği, gençlerin diplomalarıyla işsiz kaldığı, emeklilerin yeniden çalışmak zorunda bırakıldığı bir ülkede “geleceğin teminatı” söylemi kulağa bir temenniden çok propaganda gibi geliyor.

Türkiye’de çalışan insanların büyük bölümü artık yalnızca emeğini değil, yaşam kalitesini de kaybediyor. Haftalık çalışma saatlerinde Avrupa’nın en yoğun ülkelerinden biri olmamıza rağmen, alınan ücret insanca yaşamaya yetmiyor. İnsanlar sabahın karanlığında evden çıkıyor, gece dönüyor; ama yine de kira, fatura ve temel ihtiyaçlar arasında sıkışıp kalıyor.

Sosyal devlet dediğimiz şey yalnızca prim toplamak değildir. Sosyal devlet; yurttaşın hastalandığında sağlık hizmetine kolay ulaşabilmesi, işsiz kaldığında aç kalmaması, yaşlandığında onurlu yaşayabilmesi demektir. Bugün ise hastanelerde aylar sonrasına verilen randevular, özel hastanelere mecbur bırakılan insanlar, artan ilaç fiyatları ve katkı payları var. Sistem, vatandaşa güven vermekten çok “kendi başının çaresine bak” duygusu yayıyor.

Daha da çarpıcısı şu: Gençler artık uzun vadeli hayal kuramıyor. Ev sahibi olmak, birikim yapmak, hatta tatil planlamak bile lüks kabul ediliyor. Üniversite mezunları düşük ücretli işlerde çalışırken, beyaz yakalılar bile yoksulluk sınırının altında yaşamaya başladı. Böyle bir tabloda “geleceğe emin adımlarla” sözünün toplumda karşılık bulması mümkün mü?

Bir ülkenin sosyal güvenlik sistemi, yalnızca bütçe tablolarıyla değil; insanların gündelik hayatındaki karşılığıyla ölçülür. Eğer insanlar yarın hastalanmaktan, işsiz kalmaktan ya da emekli olmaktan korkuyorsa orada güven değil, belirsizlik vardır.

Elbette sosyal güvenlik kurumları gereklidir. Ancak gerçek güven; SMS sloganlarıyla değil, adil ücret politikalarıyla, güçlü sendikal haklarla, erişilebilir sağlık sistemiyle ve insanca yaşam koşullarıyla sağlanır.

Çünkü işçinin güvende olmadığı yerde, geleceğin güvende olduğundan söz etmek mümkün değildir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI