HALKWEBYazarlarLaylası Mersiye Olan Halk

Laylası Mersiye Olan Halk

“İnsanın anavatanı çocukluğudur.” Anavatanını yollarda bırakanların, çocukluklarını göç yollarında yitirenlerin anısına...

0:00 0:00

Hüzünlü bir yurdun hazan çocuklarıyız biz; rüzgâr vurdu, savrulduk… Bizim hikâyemiz; fırtınada savrulan bir yaprağın, düştüğü toprağı vatan eyleme davasıdır.

Biz ki; neşeyi bile hüzünle terbiye etmiş bir halkın evlatlarıyız. Kafkasya’nın fırtınasından kopup, Anadolu’nun bağrına mühürlenmiş bir hasret yazgısıdır bizimkisi.

Şadlık bizde toyda görünür; amma özü daima gam ile mühürlüdür. Nağmemiz başlarken şenlik sanılır, lakin daha ilk mısrada yüreğe bir “vâh” düşer.

Zira bu yurdun düğün zurnası, ölü selasıyla aynı nefese muhtaçtır.

Biz hazân yurdundanız.

Rüzgârı bile hatırayla eser bu memleketin; bazen bizi Kafdağı’nın sinesine savurur, bazen Anadolu’nun uçsuz bucaksız sessizliğine… Ne bir menzil bildik ne de bir karar; yol bize yurt, hasret bize vatan oldu.

Bizim beşiklerimizde bile sükûn yoktur. Ananın dilinden dökülen layla, çocuğu uykuya değil zamana teslim eder. Hangi halkın ninnisi mersiye makamında söylenir ki? Hangi halk, evladını uyuturken kayıplarını bir tespih tanesi gibi anar…

Bizde böyledir; çünkü unutmak ayıp, hatırlamak ibadettir.
Dağlarımızın başı dumanlıdır; o duman sis değil, asırların âhıdır.

Etekleri çimenlidir; lakin her çimeninde bir hikâye, her taşta yarım kalmış bir veda gizlidir.
Bizim analarımız; sadece gidenin yolunu değil, bir ömürlük bekleyişin sabrını tüketir.
Gözleri ufukta bir karaltı, kulakları kapı gıcırtısında… Ana bekleyince zaman durur, toprak susar, dağ eğilir.

Biz ne şadlığın tamamına vâkıfız ne de matemle bütünüyle sükût ederiz. Toyda bile bir iç çekiş, ağıtta bile bir vakar vardır.
Çünkü biz; kederi edebe büründürmüş, acıyı söze emanet etmiş bir halkın varisleriyiz.
Vatanı ana, anayı layla, laylayı ise hiç dinmeyen bir seda bildik.

Selâm olsun Kafkasya’nın sert rüzgârına, Anadolu’nun bağrı yanık toprağına.

Selâm olsun;
“Yine o bağ olaydı, yine size geleydik,
Ürkek bakışlarınla ruhumu dindireydin”
terennümleri ile sevda bağını “o bağ”da bırakanlara…

Selâm olsun; laylası bile mersiye olan, yolları hasretle örülen, unutmayı hiç öğrenememiş hazan çocuklarına…

Rahmet olsun, bu sevdayı yüreğimize bir ilmik gibi işleyen analarımıza.

Selâm olsun, karlar üzerinde kanla açan bütün kan çiçeklerine… Ve o sessiz gecenin bağrında yetim kalan Hocalı’nın hiç dinmeyen laylasına.

YAZARIN DİĞER YAZILARI