HALKWEBYazarlarEpstein Dosyası: Emperyalizmin Ahlak Enkazı Ve Sermayenin Suç Haritası

Epstein Dosyası: Emperyalizmin Ahlak Enkazı Ve Sermayenin Suç Haritası

0:00 0:00

Şubat 2026’da yeniden gündeme taşınan Epstein belgeleri, yalnızca bir suç dosyasının açılması değildir. Bu belgeler, kapitalist-emperyalist dünya düzeninin ideolojik vitrinini paramparça eden tarihsel bir kırılmanın işaretidir.

Yıllardır insan hakları, özgürlük ve demokrasi kavramlarını küresel propaganda aracına dönüştüren Batı liberalizmi, Epstein skandalıyla birlikte kendi ahlaki çürümesini inkâr edilemez biçimde gözler önüne sermek zorunda kalmıştır. Çünkü Epstein vakası bireysel sapkınlıkların toplamı değildir. Bu yapı, sermayenin sınırsız güç arayışının kaçınılmaz sonucudur.

Kapitalizm doğası gereği her şeyi metaya dönüştürür. Önce emeği, sonra doğayı, ardından bilgiyi ve en sonunda insanın bedenini ve mahremiyetini piyasa ilişkilerinin nesnesi haline getirir. Epstein ağı, bu dönüşümün en grotesk ve en çıplak tezahürlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.

Sermaye Düzeni ve Organize Sapkınlık

Kapitalist sistem yalnızca üretim ilişkilerini değil, ahlaki sınırları da belirleyen bir güç mekanizmasıdır. Sermayenin kâr mantığı, insan onurunu bile ekonomik değişkene dönüştürebilecek esnekliğe sahiptir.

Epstein ağı, bu esnekliğin suç üretme kapasitesinin somut örneğidir. Bu ağın içinde milyarderlerin, bankacıların, siyasetçilerin, akademik elitlerin ve istihbarat bağlantılarının bulunması tesadüf değildir. Kapitalizmde güç yalnızca servetle değil, karşılıklı bağımlılık ve suç ortaklığı üzerinden kurulur.

Şantaj, sadakat üretmenin en etkili yöntemlerinden biridir. Epstein sistemi tam olarak bu işlevi yerine getirmiştir. Bu yapı, küresel elitlerin birbirlerini kontrol altında tutmasını sağlayan karanlık bir denge mekanizması olarak işlemiştir. Böyle bir düzende suç, sapma değil; güç ilişkilerinin doğal yan ürünü haline gelir.

Emperyalizmin Çifte Ahlakı

Batı dünyası yüzyıllar boyunca kendisini uygarlığın merkezi olarak konumlandırırken, sömürgecilik tarihini medeniyet misyonu adı altında meşrulaştırmıştır. Afrika’dan Amerika’ya taşınan köleler, Asya’nın ekonomik kaynaklarının yağmalanması ve Ortadoğu’nun enerji uğruna parçalanması aynı zihinsel altyapının ürünüdür.

Epstein ağı bu tarihsel sömürü geleneğinin modern versiyonudur. Dün zincirlerle taşınan bedenler vardı; bugün lüks jetlerde dolaştırılan bedenler var. Yöntem değişmiştir ancak öz değişmemiştir.

Bu nedenle Epstein dosyası, Batı’nın insan hakları söyleminin ideolojik bir örtü olduğunu göstermektedir. Emperyalist sistem yalnızca sömürülen toplumları değil, kendi elit sınıfını da ahlaki bir çöküşe sürüklemektedir.

Liberal Demokrasi: Sermayenin Vitrini

Modern liberal demokrasiler teoride halk iradesine dayalı yönetim biçimleri olarak sunulur. Ancak Epstein skandalı, bu sistemlerin çoğu zaman sermaye sınıfının çıkarlarını koruyan mekanizmalara dönüştüğünü göstermektedir.

Finans baronları, medya patronları ve siyasi elitlerin aynı sosyal ağlar içinde yer alması, devlet ile sermaye arasındaki organik bağın açık göstergesidir. Epstein dosyasında adı geçen siyasetçiler yalnızca bireysel suçlar üzerinden değil, temsil ettikleri sınıfsal düzen üzerinden değerlendirilmelidir.

Kapitalist demokrasilerde seçimler çoğu zaman halkın gerçek iradesini değil, sermayenin sınırlarını belirlediği siyasi alanı temsil eder. Epstein ağı, bu sınırların nasıl çizildiğini gözler önüne sermektedir.

Kontrollü Tasfiye ve Sistem Koruma Refleksi

Epstein belgelerinin milyonlarca sayfa halinde kamuoyuna sunulması ilk bakışta bir şeffaflık hamlesi gibi görünmektedir. Ancak kapitalist kriz yönetimi tarihine bakıldığında, bu tür bilgi patlamalarının çoğu zaman gerçeği görünmez kılmak için kullanıldığı görülür.

Belgelerdeki sansürler, eksik finansal izler ve seçici ifşalar, sistemin kendisini koruma refleksinin sürdüğünü göstermektedir. Kapitalizm kriz anlarında yapısal dönüşüm yaşamaz; sınırlı tasfiyelerle kendisini yeniden üretir.

Bu nedenle Epstein vakası, adalet arayışından çok sistemin kendisini stabilize etme operasyonu olarak da okunabilir. Kurban edilen figürler değişir, ancak onları üreten düzen yerinde kalır.

Finans Oligarşisi ve Yeni Feodalizm

Küresel servetin dar bir finans aristokrasisinin elinde toplanması, kapitalizmin yeni bir feodal döneme girdiğini göstermektedir. Bu yeni aristokrasi yalnızca ekonomik gücü değil, medya ve bilgi üretimini de kontrol etmektedir.

Epstein ağı, bu elitlerin sadakat ve şantaj ilişkileri üzerinden nasıl ayakta kaldığını ortaya koymaktadır. Modern kapitalizmde güç üretimden çok kontrol kapasitesine dayanır. Finans elitleri yalnızca piyasa düzenini değil, toplumsal gerçekliği de şekillendirir.
Hakikat, bu sınıfın çıkarları doğrultusunda filtrelenir ve yeniden üretilir.

Teknoloji ve Modern Tahakküm

Yapay zekâ ve otomasyonun yükselişi, kapitalist üretim modelini köklü biçimde dönüştürmektedir. Emek tarih boyunca kapitalizmin temel üretim unsuru olmuştur. Ancak otomasyon çağında geniş kitlelerin sistem içindeki ekonomik rolü daralmaktadır.
Epstein skandalı, modern elitlerin insanı yalnızca ekonomik değer üreten bir araç olarak gördüğünü düşündüren güçlü bir semboldür. İnsan emeğinin sistem içindeki değeri azaldıkça, insanın sistem içindeki ahlaki değeri de sorgulanmaya başlanmaktadır.
Bu durum modern köleliğin yeni biçimlerinin ortaya çıkabileceğine dair ciddi bir uyarıdır.

Şantaj Devleti ve Görünmez İktidar

Epstein ağıyla ilgili en korkutucu ihtimal, bu yapının küresel karar alma süreçlerini etkileyen bir şantaj mekanizması olarak kullanılmış olmasıdır. Eğer siyasi liderler ve ekonomik aktörler özel dosyalar aracılığıyla kontrol altına alındıysa, modern demokrasinin temel varsayımları çökmüş demektir.

Bu durumda seçimler halk iradesini temsil eden süreçler olmaktan çıkar ve elitler arası güç dengelerinin meşrulaştırıldığı ritüellere dönüşür. Böyle bir sistemde iktidar görünmez hale gelir ve kararlar demokratik kurumların dışında alınır.

Sosyal Medya ve Hakikatin Metalaşması

Epstein dosyası etrafında oluşan bilgi kaosu, kapitalizmin iletişim alanındaki krizini de ortaya koymaktadır. Sosyal medya platformları hakikati değil, etkileşimi ödüllendiren algoritmalar üzerine kuruludur.

Öfke ve korku dijital ekonominin temel yakıtıdır. Bu ortamda gerçek suçlar bile içerik ürününe dönüşmektedir. İnsan acısı algoritmalar tarafından tüketilen veriye indirgenmektedir.

Kapitalizmin en trajik aşaması belki de budur: Acının bile piyasa değeri vardır.

Küresel Sistemin Karanlık Anahtarı: JPMorgan, Epstein ve Şantaj Ekonomisi

Jeffrey Epstein davası, küresel sermaye ile finans devlerinin nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyan en çarpıcı örneklerden biridir. Mahkeme kayıtları ve araştırmalar, dünyanın en büyük bankalarından JPMorgan Chase’in 1998 ile 2013 yılları arasında Epstein’in finansal ağının merkezinde yer aldığını göstermektedir.

Banka kayıtları, 15 yıl boyunca Epstein adına 1,1 milyar doları aşan 4 bin 700’den fazla işlem yapıldığını ortaya koymuştur. Daha dikkat çekici olan ise bankanın sergilediği çifte standarttır. Vergi suçlamasıyla karşı karşıya kalan aktör Wesley Snipes’ın hesapları itibar riski gerekçesiyle hızla kapatılırken, çocuk istismarından hüküm giymiş Epstein elit müşteri statüsünü korumaya devam etmiştir.

Epstein yalnızca bir müşteri değil, aynı zamanda küresel diplomatik ve finansal ağlar arasında köprü kuran bir “erişim figürü” olarak kullanılmıştır. Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile olan ilişkileri ve küresel teknoloji ve siyaset çevreleriyle kurduğu bağlantılar, bu ağın uluslararası boyutunu göstermektedir.

JPMorgan kamuoyu baskısı nedeniyle Epstein ile ilişkisini sonlandırdığında, sistem bu stratejik figürü hızla Deutsche Bank’a devretmiştir. Böylece finansal ağ sürekliliğini korumuştur.

Çıkış Yolu: Sistem Eleştirisi Olmadan Adalet Mümkün Değildir

Epstein dosyasının ortaya çıkardığı gerçek, bireysel suçların ötesinde yapısal bir krizdir. Mücadele yalnızca belirli suçluların cezalandırılmasıyla sınırlı kalırsa, bu tür yapılar farklı isimlerle yeniden ortaya çıkacaktır.
Gerçek adalet, sermaye birikiminin sınırsızlığını sorgulamadan sağlanamaz. Tarih, sermayenin denetlenmediği her dönemde eşitsizlik, savaş ve suçun büyüdüğünü göstermektedir.

Epstein dosyası modern dünyanın ahlaki iflas belgelerinden biridir ve insanlığın hangi değerler üzerine bir gelecek kuracağı sorusunu yeniden gündeme getirmektedir.

Ve tarih bize şu sert gerçeği defalarca hatırlatmıştır:
Sermaye denetlenmediğinde yalnızca zenginlik üretmez; savaş üretir, yoksulluk üretir, suç üretir ve en sonunda insanlığın vicdanını tahrip eder.

Epstein dosyası, bu tahribatın modern çağdaki en karanlık simgelerinden biri olarak hafızalarda kalacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI