“Geriye Dönük Tarih Okumaları”
Bugünü dünden göremeyenlerin “akıl danesi” sayıldığı bir zaman dilimindeyiz.
Algılarla yaşayan, “İmaj her şeydir!” mantığıyla hareket eden sağlı sollu bir sürü…
Yüz yıl öncesine dair allâmevari yorumlar yapanların, iki gün önce söylediklerini yalanlarcasına yeni yorumlar üretmesi ne kendilerinin ne de çevrelerinin dikkatini çekiyor.
Anlık mutlulukla beslenen, torba yemin sihrine meftûn bir beşeriyet!
Sağ da sol da, algıların çocuğu…
İdeolojilerin travmatik sendromunun temelinde, çoğu zaman bir algı yanılsaması yatıyor.
Çok kitap okuyanla hiç okumayanın aynı hatada buluşması mümkün mü?
Memleketimizde pekâlâ mümkün!
Gerçekten merak eden var mı:
Necip Fazıl ile Nazım Hikmet aynı koğuşta kalmış mı?
Mehmet Âkif Meclis kürsüsünde “Baytar mısınız?” diye itham edilmiş mi?
Şehir efsaneleriyle beslenen bir kalabalık var.
Ne yazık ki buna kimi akademisyenler de dâhil…
Yanlış, tekrar edildikçe doğruya dönüşüyor.
“Nelik Problemi”
“Neyin ne olduğu” üzerine sayfalarca yazanların, “ne olmadığı” üzerine hiç düşünmemesi manidar.
Kendini merkeze alanların, dev aynasına bakan cüceden ne farkı var?
Omurgası olmayanların kırılacak beli de olmaz.
Sürünürler, sürtünürler, yön değiştirirler…
Börtü böcek yerde sürünür.
Aslanın, kurdun süründüğünü göremezsiniz.
“Kurşun Adres Sormaz”
İşini bilen hedefe odaklanır.
Rastgele sıkılan kurşun masumu vurur.
Avcıya katil denmez; çünkü o ne yaptığını bilir.
Boşa kurşun harcayanlar sadece gürültü yapar.
Mermi bittiğinde savaş kaybedilir.
Kocaklıkla köçeklik arasındaki fark iki noktadır ama anlamı büyüktür.
“Korkunun Sığınağı”
Korku, yanar döner karakterlerin sığınağıdır.
Ölümle korkutulanlar omurgasını kaybeder.
Ölmeyecekleri garanti edilse bile değişmezler.
Çünkü yanar dönerler, dönmek için yanarlar.
Ateşlerine de ışıklarına da güvenilmez.
“Az Undan Büyük Ekmek Olmaz”
Nüfus yoksa nüfuz da yoktur.
Bugün muhalefetin temel sorunu budur.
Yüzde 30–35 bandındaki oy gerçeğine rağmen 50+1 hesabı yapılmadan siyaset üretilemez.
Atalar boşuna dememiş:
“Taşıma suyla değirmen dönmez.”
“Büyük ekmek çokça undan olur.”
Tecrübe şaşmaz.
Yeter ki Allah şaşırtmasın.
