Tarih yalnızca iktidarda kalanları, makam sahibi olanları ya da gücü elinde tutanları yazmaz. Tarih; onuruyla yaşayanları, namuslu siyaseti savunanları, halkın hakkına el uzatmayanları ve siyaseti kişisel çıkarın aracı haline getirmeyenleri de yazar.
Günün sonunda makamlar geçer, koltuklar değişir, siyasi hesaplar unutulur. Fakat geride bir insanın siyasete ne kattığı, hangi ilkeleri savunduğu ve nasıl bir miras bıraktığı kalır.
Kemal Kılıçdaroğlu da bu açıdan tarihin değerlendirmesine bırakılacak siyasetçilerden biridir.
Çünkü onun siyaset anlayışının merkezinde temiz siyaset, şeffaflık ve arınma çağrısı vardı. Siyasetin kirlenmesine, kamu kaynaklarının kişisel çıkarların aracı haline getirilmesine ve toplumun siyasetten umudunu kesmesine karşı bir mücadele yürütülmesi gerektiğini savundu.
Bugün bazıları Kılıçdaroğlu’nu küçümsemeye, geçmişini değersizleştirmeye ve siyasi hesaplarla hedef göstermeye çalışabilir.
Ama tarih günlük siyasi tartışmalardan daha büyük bir terazidir.
Tarih, kimin ne söylediğini değil, hangi değerlerin arkasında durduğunu da sorgular.
Bir gün bu ülkenin siyasi tarihi yeniden yazıldığında; yalnızca iktidar mücadeleleri değil, temiz siyaseti savunanların mücadelesi de anlatılacaktır.
Ve belki de o gün şu gerçek daha açık görülecektir:
Bu ülkede onurlu, namuslu, çalmayan, çırpmayan ve siyaseti kirden arındırmayı şiar edinmiş liderler de vardı.
Kemal Kılıçdaroğlu, bütün siyasi tartışmaların ötesinde, bu anlayışın temsilcilerinden biri olarak tarihte yerini alacaktır.
Çünkü siyaset yalnızca kazanmak değildir.
Siyaset, nasıl kazandığınızdan çok; neyi savunduğunuz ve geride nasıl bir miras bıraktığınızla ölçülür.
Bugün “arınma” sözünden rahatsız olanlar olabilir. “Temiz siyaset” çağrısından korkanlar olabilir.
Fakat toplumun geleceği açısından asıl mesele şudur:
Kirlenmeye alışmak mı, yoksa siyaseti yeniden temizlemek mi?
Bizim tercihimiz nettir:
Onurlu siyaset.
Namuslu siyaset.
Şeffaf siyaset.
Temiz toplum.
Ve arınma.
Tarih, günübirlik hesapların değil, ilkelerin yanında duranların gerçek değerini er ya da geç ortaya çıkarır.
Ve Kılıçdaroğlu, tarihin o büyük terazisinde, temiz siyaseti ve arınmayı savunan nadir liderlerden biri olarak yerini alacaktır.
