HALKWEBYazarlarÖzgür Özel, Vites Yükseltme ve Kılıçdaroğlu'nun Saldırganı ile Helalleşmesi

Özgür Özel, Vites Yükseltme ve Kılıçdaroğlu’nun Saldırganı ile Helalleşmesi

Özel yönetimi, vites yükselttiğini iddia ederken aslında sadece gürültü çıkarıyor. Kılıçdaroğlu’nun o meşhur "Halil İbrahim Sofrası" stratejisi, Türkiye’nin en katı kutuplaşmalarını bile yumuşatmayı başarmışken, bugünkü yönetim bu sofrayı devirip yerine parmak sallayan saldırgan bir üslubu yerleştirmiştir.

0:00 0:00

Türk siyasetinin kronometresi hiç kuşkusuz en çok ana muhalefet kulislerinde hızlanıyor. Ancak bu hız, her zaman menzile doğru atılan kararlı bir adım değil; bazen kontrolden çıkmış bir aracın, şanzımanından gelen o tekinsiz sesler eşliğinde uçuruma doğru sürüklenişini andırıyor.

Bugün CHP Genel Merkezi’ndeki koltuklarda oturanların dillerine doladıkları “vites yükseltme” hayali, aslında altı boşaltılmış bir özgüvenin, siyasi bir kibrin belirginleşmesidir. Özgür Özel ve ekibi, partiyi taşıyan motorun gücünü yanlış hesaplamakla kalmadı, aynı zamanda bu aracın yakıtının “halkın rızası” olduğunu da unuttu. Artık halka inelim demeye başladılar.

Gerçi “Millet mi CHP’nin seviyesine inecek, yoksa CHP mi milletin seviyesine inecek?” bilemiyoruz, bugün sadece bu bir yorum değil, partinin içine düştüğü kimlik bunalımının en somut özetidir. Kemal Kılıçdaroğlu döneminde bin emekle gelinen o uzlaştırıcı anlayış , farklı kesimleri aynı masa etrafında birleştiren o kucaklayıcı ve vakur devlet adamlığı kimliği, yeri geldiğinde ise elini masaya vurma özgüveni bugün yerini Whatsapp mesajlarıyla savrulan tehditlere, kısa vadeli popüler olmaya çalışan çıkışlara ve darmadağın bir yönetim anlayışına bıraktı.

Siyasetin nezaketini ve stratejik derinliğini bir kenara itip, “iki seneye iktidara gelince göreceksin gününü” gibi ufku ve bakış açısı hapsolan bir genel başkan profili, sadece kendi siyasi geleceğini değil, milyonların umudu olan bir topluluğu içten içe kemiriyor.

Partideki bu savrulmanın teknik ve ahlaki boyutlarının ne denli derinleştiğini görmek için uzman olmaya gerek yok. Bir siyasi partinin şanzımanı, onun teşkilat yapısı ve tüzüğüne bağlılığıdır; motoru ise ideolojik çizgisinde nasıl durduğudur.

Özel yönetimi, vites yükselttiğini iddia ederken aslında sadece gürültü çıkarıyor. Kılıçdaroğlu’nun o meşhur “Halil İbrahim Sofrası” stratejisi, Türkiye’nin en katı kutuplaşmalarını bile yumuşatmayı başarmışken, bugünkü yönetim bu sofrayı devirip yerine parmak sallayan saldırgan bir üslubu yerleştirmiştir. Devlet yönetmeye talip bir siyasetçi gibi değil de mahalle kavgasında üste çıkmaya çalışan biri gibi davranıyor.

Bu saldırgan tutum, parti içindeki demokratik kanalları tıkadığı gibi, seçmenin gözünde de güven vermeyen, geleceği belli olmayan bir zemin temeli atıyor. Kılıçdaroğlu zamanında, belki daha sessiz ama çok daha derinden giden, toplumu ikna etme odaklı o “uzun yürüyüş” ruhu vardı.

Şimdilerde ise o ruhun yerini enteresan bir parti almış. “2025’in ortalarından itibaren 13 belediye başkanının istifa etmesiyle; kadrolarının bir kısmı başka partilere geçmiş, kalanlarla da sürekli çekişme halinde olan, tutarsız ve darmadağın bir politika izleyen bir ekip kaldı geriye.” Bu dağınıklık, iktidar hedefini bir ideal olmaktan çıkarıp sadece bir “gün gösterme” hırsına dönüştürüyor ki bu durum, CHP’nin misyonuyla uzaktan yakından alakası yok..

CHP’nin bugünkü tasfiye operasyonu sonucunda neler olur kimse bilemez ama benim gördüğüm veya umut ettiğim şey inşallah bunun bir hızlıca bir arınmaya dönüşmesi ve partinin orijinal ilkelerine sıfırlanmasıdır.

Son olarak bu hafta dikkatimizi çeken başka bir konu ise 2019 yılında Ankara Çubuk’ta sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’na bir saldırı gerçekleştiren Yakup Karakoç’un helallik ve özür için Kılıçdaroğlu’na gitmesiydi.

Burada Kılıçdaroğlu’nun olaylara bakışı ve tevazusu bizi doğru adamın peşinden gittiğimiz konusunda bir kere daha teyit ediyor. Pişman olduğunu söyleyen Karakoç’a sarılan Kılıçdaroğlu “Ben kin tutan bir insan değilim. Benim karakterim de, yetiştiğim aile de buna uygun değil. Allah’ın var ettiği her şeyi severim. Hepimizin kusuru var, helalleşmek için geldiyseniz başımızın üstünde yeriniz var. Bizim birbirimizi sevmemiz, saygı duymamız lazım. Kin şeytana özgü bir kavramdır. Niye kin tutuyoruz? Birbirimizi seveceğiz” dedi.

İşte bir devlet adamına da bu yakışır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI