Türkiye’de herkesin sığındığı bir cümle var:
“Sandık var.”
Really?
Sandık var da… sen neye oy veriyorsun?
Bir isme mi? Bir partiye mi?
Yoksa çoktan belirlenmiş bir listenin son halkasına mı?
***
Hiç kendine şu soruları sordun mu:
Adaylar nasıl belirleniyor?
Kim karar veriyor?
Sen o sürecin neresindesin?
Eğer cevap “bilmiyorum” ise,
sandık sadece sonuçtur.
Karar çoktan verilmiştir.
***
Siyasi partiler sana temsil vaadi sunar.
Ama temsil dediğin şey, gerçekten aşağıdan yukarı mı kurulur?
Bir gece liste hazırlanır.
Ertesi gün açıklanır.
Sonra senden o listeye sadakat beklenir.
Bu temsil mi—yoksa onay mekanizması mı?
***
Siyaset sana ideoloji anlatır.
Ama şehir sana gerçeği gösterir.
Mahallende bir bina yükselir.
Bir park küçülür.
Bir arsa bir anda altına dönüşür.
Durup şu soruyu soruyor musun:
Bu karar nasıl alındı?
Who took it?
Kim kazandı?
Yoksa sadece sonucu mu kabulleniyorsun?
***
İmar Affı çıktığında kaç kişi “bu neden şimdi?” diye sordu?
Yoksa çoğumuz “işimize geldiği için” sessiz mi kaldık?
Kanal İstanbul konuşulmaya başladığında, ortada henüz kazılmış bir kanal bile yoktu. Ama çevresinde arazi hareketleri başladı.
Bu bir tesadüf müydü?
Yoksa bazıları projeyi bizden önce mi “öğrendi”?
Daha önemlisi:
Proje gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin—kimler şimdiden kazandı?
İstanbul Havalimanı gibi projelerde kaç kişi gerçekten şu soruyu sordu:
Risk kimde, kazanç kimde?
Yoksa biz sadece “yapıldı mı yapılmadı mı” tartışmasına mı sıkıştık?
***
Daha zor bir soruya gelelim:
Kendi partin iktidara gelse…
aynı düzen değişecek mi?
Yoksa sadece o düzenin başına “senin” insanlar mı geçecek?
Dürüst ol.
Bu sorunun cevabını biliyorsun.
***
Türkiye’de sorun sadece yanlış kararlar değil.
Sorun, kararların nasıl alındığının bilinmemesi.
Ve daha da kötüsü:
Bunun çoğu zaman umursanmaması.
Şeffaflık talep ediyor muyuz?
Yoksa işimize geldiğinde susuyor muyuz?
***
Because the truth is this:
Bu düzen sadece yukarıda kurulmadı.
Aşağıda da kabul edildi.
“Now is not the time.”,
“bizimkiler yapıyorsa vardır bir bildikleri” diye düşünen,
ses çıkarmayan herkes…
Bu düzenin bir parçası.
***
Sandık günü geldiğinde hepimiz ciddiyiz.
Oy veriyoruz. Tartışıyoruz. Sonuçları takip ediyoruz.
Peki sandık dışında ne yapıyoruz?
Aday belirlenirken neredeyiz?
Kararlar alınırken neredeyiz?
Şehrimiz değişirken neredeyiz?
***
Sandık var, evet.
Ama denetim var mı?
Hesap soruluyor mu?
Yoksa biz sadece seçimden seçime hatırlanan bir kalabalık mıyız?
Son bir soru:
Bu düzen gerçekten bize rağmen mi sürüyor…
yoksa biz, sessiz kaldığımız her anda ona onay mı veriyoruz?
Ve belki de asıl gerçek şu:
Sandık kuruluyor…
ama asıl oylanan, bizim ne kadar razı olduğumuz.
