HALKWEBAuthorsBu Bir Kriz Değil: Açlık ile İştah Arasında Kurulan Düzen

Bu Bir Kriz Değil: Açlık ile İştah Arasında Kurulan Düzen

Meseleyi bireysel hırsla açıklamak kolaydır. Ama gerçek bu değil.

0:00 0:00

Türkiye’de yaşanan şeyi hâlâ “ekonomik kriz” diye tarif etmek kolay.
Ama eksik.

Çünkü bu sadece bir kriz değil.
Bu, bir dağıtım biçimi.

Kimlerin kaybedeceği, kimlerin kazanacağı büyük ölçüde belli olan bir düzen.

Türkiye’de artık eski tartışmaların bir karşılığı yok.

Sağ–sol.
Laik–muhafazakâr.
Merkez–çevre.

Bunlar konuşuluyor olabilir.
Ama belirleyici olan başka bir ayrım var:

Hayatta kalmaya çalışanlar
ve buna mecbur olmayanlar.

Bu bir yorum değil.
Bu, gündelik hayatın kendisi.

Bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faiz artırıyor olabilir.

“Rasyonel politika” deniyor.

Ama rasyonalite kimin için?

Çünkü mutfakta hesap başka.

İnsanlar enflasyonu açıklamalardan öğrenmiyor.
Kasada öğreniyor.

Ve o kasa her seferinde aynı şeyi söylüyor:
Yetmiyor.

Sınıf yoktu, öyle mi?

Yıllarca bu ülkeye bir hikâye anlatıldı:

“Herkes orta sınıf.”
“Çalışan kazanır.”
“İsteyen yükselir.”

Bugün bu hikâyenin karşılığı yok.

Bir taraf var:
Varlığıyla büyüyen.

Bir taraf daha var:
Emeğiyle geçinemeyen.

Bu bir eşitsizlik değil sadece.
Bu, sistematik bir ayrışma.

Ve giderek kalıcı hale geliyor.

Bu düzen nasıl çalışıyor?

Meseleyi bireysel hırsla açıklamak kolaydır.
Ama gerçek bu değil.

Gerçek şu:

This is order,
parası olanı korur.
Parası olanı büyütür.

Emeği olanı ise korumaz.
Emeği olanı kırılgan bırakır.

Bu yüzden ortada sadece “başarılı olanlar” yok.
Ortada, kazananı sürekli aynı taraftan çıkaran bir yapı var.

Dayanan bir çoğunluk

Bugün mesele “geçim sıkıntısı” değil.

Daha ağır bir şey:

Toplumsal dayanma hali.

İnsanlar yaşamıyor.
Dayanıyor.

Daha az tüketiyor.
Daha az istiyor.
Daha az hayal kuruyor.

And the most dangerous:

Buna alışıyor.

Yoksulluk bir süre sonra ekonomik değil,
psikolojik bir sınıra dönüşür.

İşte o noktada toplum değişir.

Sessizleşir.

Bu bir fikir ayrılığı değil

Buna “kutuplaşma” demek meseleyi küçültür.

Bu, çıkar meselesi.

Bir kesim krizden büyüyerek çıkıyorsa,
diğer kesim küçülüyorsa…

Bu, tartışma değildir.

Bu, aynı ülkede iki ayrı ekonomik gerçeklik demektir.

Tarafsızlık diye bir yer yok

“Ben taraf değilim” demek, bu tabloda bir pozisyon değildir.

Çünkü mevcut düzen zaten birilerini koruyorsa,
tarafsızlık o düzenin dışında kalmak değil,
içinde kalmaktır.

Bu yüzden mesele basittir:

Adil olmayan bir dağılım karşısında sessizlik,
tarafsızlık değil, kabuldür.

Son söz: Bu sürdürülebilir değil

Türkiye’de yaşanan şey bir kriz değil.
Bir eşik.

Bir taraf sürekli kaybederken,
diğer taraf sürekli kazanıyorsa…

Bu sürdürülebilir değildir.

Tarih bu noktada nettir:

Açlık ile iştah arasındaki mesafe belirli bir noktayı geçtiğinde,
o mesafe kapanır.

Ama bu kapanma kendiliğinden olmaz.

Zorlanarak olur.

Ve o an geldiğinde,
mesele artık ekonomi olmaz.

“Bu ülkede sorun yoksulluk değil; yoksulluğun kimin payına düştüğünün artık değişmemesi.”

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR