Türkiye’de son günlerde öyle bir “itirafçı furyası” başladı ki insan ister istemez mafya filmlerini hatırlıyor. Hani o meşhur İtalyan mafyası var ya… Gerçek adıyla Cosa Nostra. Onların en önemli yasalarından biri vardır: “Omertà.” Yani sessizlik yasası. Konuşmazsın. Susarsın. Aileyi satmazsın. Çünkü herkes bilir ki biri konuşursa domino taşı gibi her şey devrilir.
Bizde ise işler biraz farklı gelişmiş görünüyor.
Bizim “yerli ve milli Cosa Nostra” modeli daha çok “Konuşanlar Kulübü”ne dönmüş durumda. Biri çıkıyor: “Poşetle para verdim.” Öteki: “Çanta aldı.” Bir diğeri: “Arabasını yaptırdım.” Yetmiyor: “Sevgilisine saat dağıttım.”
Yahu bu nasıl suç örgütü? Bu mafya değil, düğünde takı merasimi.
Normalde mafya filmlerinde adamlar kod adıyla konuşur. Bizdekiler mahalle bakkalına veresiye defteri anlatır gibi ifade veriyor. Savcı sorsa neredeyse: “Abi poşet siyah mıydı beyaz mıydı?” diye detay verecekler.
İlk büyük çıkışlardan biri de Aziz İhsan Aktaş’ın sözleriydi: “Ben işlerimi başkan yardımcıları aracılığıyla hallediyorum.”
Şimdi normal bir ülkede bu laf ortalığı ayağa kaldırır. Kamuoyu der ki: “Bir dakika kardeşim, bu ne demek?” Davalar açılır, ekranlarda tartışmalar olur, herkes birbirine girer.
Ama bizde ne oldu? Sakin açıklamalar… Geçiştirmeler… “Arkadaşlar büyütmeyelim” havası…
Sanki ortada poşetle para değil de belediye pikniği organizasyonu konuşuluyor.
Fakat belli ki bazıları dışarıdaki lüks hayata fazla alışmış. Oteller, arabalar, çantalar, saatler derken hapishane psikolojisi ağır gelmiş olacak ki “Madem ben yanıyorum, herkes yansın” moduna geçmişler.
Yani bizim çakma mafyanın “Omertà” anlayışı şu olmuş: “Sen beni çıkarmazsan ben de herkesi yanıma çağırırım.”
Bu artık mafya disiplini değil, apartman kavgası seviyesine inmiş durumda.
Gerçek Cosa Nostra üyeleri mezarında ters dönüyordur: “Biz yıllarca sessizlik yasası kurduk, bunlar üç ifadede tüm sezon finalini anlattı” diye.
Kısacası bizdeki mesele suç örgütü falan değil. Bu olsa olsa “Çakma Cosa Nostra ve Kayıp Poşetin Gizemi” adlı yerli komedi dizisi olur.
