HALKWEBGündemDÜNÜ UNUTMA Kİ, YARINLARDA YÜZ YÜZE BAKALIM

DÜNÜ UNUTMA Kİ, YARINLARDA YÜZ YÜZE BAKALIM

Aşura Günü, Yas-ı Matem’in en ağır günüdür. Muharrem ayının onuncu günü…
Bugün; Hz. Hüseyin’in Kerbela’da 72 yâreniyle birlikte susuz bırakılarak şehit edildiği gündür. İslam tarihinin ortak vicdanında, insanlık adına utançla anılan büyük bir vahşetin yaşandığı gündür.
Şehit edilenlerin kimi 17 yaşında bir delikanlıydı, kimi ise henüz altı aylık bir bebek… Geride kalan kadınlar ve çocuklar esir edilerek Kerbela’dan Şam’a kadar türlü zulümlere maruz bırakıldı. Ancak bütün bu acıların ortasında, Şam Sarayı’nda Yezid’in karşısına dimdik çıkan Hz. Zeynep, kardeşi Hz. Hüseyin’in “Zillet ile yaşamaktansa onurluca ölmeyi seçerim.” anlayışını haykırarak tarihe insanlık onurunun en büyük derslerinden birini verdi.
Kerbela’da on gün boyunca inandıkları davadan bir adım geri atmayan, canlarını hakikat uğruna feda eden bütün şehitleri rahmet ve saygıyla anıyorum.
Ve 1400 yıldır yüreklerimizde sönmeyen bu ateşi yakanları da lanetle anıyorum.
Ne acıdır ki asırlardır süregelen “Hz. Hüseyin haklıydı ama Yezid’in sofrası tatlıydı.” anlayışı, bugün farklı biçimlerde yine karşımıza çıkmaktadır.
Muharrem ayında dergâhlarda ve cemevlerinde yas tutulurken, bu kutsal duyguları siyasal hesapların malzemesi hâline getiren sözde dedeler, vakıf yöneticileri ve çıkar odakları; inancın özünü ikinci plana itmiş, “Hak lokması” adı altında verilen emanetleri farklı amaçlara yönlendirmiştir. İmkânsızlıklar içinde yaşayan, samimi inanç sahiplerinin temiz duyguları istismar edilmiştir.
Dün cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi mücadelesini verenlerin, bugün siyasi kamplaşmalar doğrultusunda pozisyon almaları düşündürücüdür. İnanç merkezleri hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değildir.
Hiçbir din, hiçbir inanç ve hiçbir kültür siyasetin gölgesinde yaşamamalıdır.
İbadethaneler siyaset sahnesi değildir.
Dün Hacıbektaş Veli Anma Programı’nda yaşananlar, ardından Garip Dede Cemevi’nde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler yalnızca bir kişiye yapılmış saygısızlık değildir. Aynı zamanda Aşura’nın anlamını kavrayamayanların, Kerbela’nın verdiği insanlık dersini anlayamayanların ortaya koyduğu talihsiz bir tablodur.
Bugün yapılmak istenen şey, ateşe benzin dökmektir.
Aynı mahallenin çocuklarından düşman kardeşler üretmek, ortak acılarımızı yeni hesapların malzemesi hâline getirmektir.
Oysa tarihsel acılarımız ortaktır.
Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta yaşanan acılar bizim acılarımızdır. Onlar ise çoğu zaman yalnızca anma törenlerinde yanımızda görünmeyi tercih ettiler.
Asırlardır süren acı bizimdir. Yası yaşayan da, bedel ödeyen de biziz.
Bu nedenle Kerbela’yı yalnızca matemle değil, onun bize bıraktığı adalet, vicdan ve onur mirasıyla anlamak zorundayız.
Dünü unutma ki, yarınlarda yüz yüze bakalım.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR