KONUK YAZAR / HÜSNÜ ÇETİN
İmzalanan bu düzenleme, toplumsal bir çözüm perspektifinden ziyade, ağırlıklı olarak PKK’nin silah bırakması ve örgütsel fesih sürecine odaklanan bir çerçeve sunmaktadır. Ancak bir silahlı yapının tasfiye edilmesi, tek başına Kürt meselesinin bütün boyutlarını ortadan kaldıracak bir çözüm anlamına gelmez.
Kürt sorunu yalnızca silah meselesinden ibaret değildir. Bu mesele; eşit yurttaşlık, hukuk devleti, demokratik temsil, yerel yönetimlerin iradesi, kayyum uygulamaları, kültürel haklar ve geçmişte yaşanan mağduriyetlerle birlikte ele alınması gereken çok boyutlu tarihsel bir sorundur.
Bugün tartışılması gereken temel nokta şudur: Eğer amaç kalıcı bir toplumsal barış ise, sadece silahların bırakılması değil, bu ülkede yaşayan herkesin kendisini eşit ve özgür yurttaş olarak hissetmesini sağlayacak hukuki ve siyasal güvenceler de ortaya konulmalıdır.
Yüzlerce yıllık tarihsel bir arka plana sahip olan Kürt meselesi; çatışmalar, ölümler, zorunlu göçler, köy boşaltmaları, faili meçhul cinayetler ve derin toplumsal yaralarla şekillenmiştir. Bu geçmişle yüzleşmeden, mağduriyetlerin giderilmesine yönelik somut adımlar atmadan, yalnızca güvenlik eksenli bir düzenlemeyle kalıcı bir çözüm sağlamak mümkün değildir.
Silahların susması elbette önemlidir; ancak gerçek barış sadece silahların ortadan kalkmasıyla değil, adaletin, eşitliğin ve güvenin inşa edilmesiyle mümkündür.
Toplumun beklentisi yalnızca bir örgütün silah bırakması değil; geçmişin acılarıyla yüzleşen, geleceği güvence altına alan, herkes için demokratik ve eşit bir yaşam iradesinin ortaya konulmasıdır.
