HALKWEBAutorenKelepçelenen Sadece Gazeteciler mi?

Kelepçelenen Sadece Gazeteciler mi?

Makbul olanın dışına çıkan her söz, her haber, her görüntü potansiyel bir “suç” haline getirilmektedir.

0:00 0:00

Bir ülkede gazeteciler, editörler, kameramanlar, sosyal medya emekçileri tutuklanıyorsa; orada tartışılması gereken şey “suç” değil, iktidarın hakikatle kurduğu ilişkidir. Çünkü hakikatten korkan her iktidar, önce onu yazanları hedef alır.

Bugün iletişim emekçilerine yönelen tutuklama dalgası, münferit bir “yargı faaliyeti” gibi sunulsa da aslında çok daha derin bir sorunun parçası: Gerçeğin denetim altına alınmak istenmesi. İktidar, yalnızca sokakları değil; kelimeleri, görüntüleri ve hafızayı da kontrol etmek istiyor. İktidarlar geçmiştede bugünde yolsuzlukların, tarikat-ticaret-siyaset ilişkisini işleyen haberleştiren gazetecilerden rahatsız olmuşlardır. İsmail Arı işte tamda bu yüzden tutuklanmıştır.

Oysa gazetecilik bir suç değil, kamusal bir görevdir. Bu görev, yalnızca bilgi aktarmak değil; aynı zamanda gücü denetlemek, görünmeyeni görünür kılmak ve toplum adına soru sormaktır. Tam da bu yüzden iletişim emekçileri hedefte. Çünkü onlar, iktidarın görmek istemediği aynayı tutuyor.

Üstelik mesele yalnızca ifade özgürlüğü de değil. Aynı zamanda bir emek meselesi ile karşı karşıyayız. Zaten güvencesiz koşullarda, düşük ücretlerle ve çoğu zaman sendikasız çalışan iletişim emekçileri; şimdi bir de yargı baskısıyla karşı karşıya bırakılıyor. Bu durum, ekonomik

İfade özgürlüğü yalnızca kabul gören düşünceler için değil, rahatsız eden fikirler için de vardır. Eğer bir ülkede yalnızca “makbul” olan konuşulabiliyorsa, orada özgürlükten söz edilemez. iletişim emekçileri gelecek kaygısı ile sansür baskısıyla haber yapmak zorunda bırakılıyorsa buradan çıkacak sonuç daha fazla bir araya gelmek örgütlenmenin yollarını aramak siyasi iktidarın temsil ettiği sınıfa karşı sınıf mücadelesini yükseltmektir.

Bugün yaşanan tam olarak budur. Makbul olanın dışına çıkan her söz, her haber, her görüntü potansiyel bir “suç” haline getirilmektedir.

Peki bunun toplumsal sonucu ne olur?
Korku yayılmayaa çalışılır.
Otansansür sıradanlaşır.
Gerçek bulanıklaşır.

Ve en tehlikelisi: Toplum, olup biteni öğrenme hakkını yitirir.

Bu yüzden iletişim emekçilerinin tutuklanması, yalnızca bir meslek grubunun sorunu değildir. Bu, doğrudan doğruya toplumun haber alma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Çünkü susturulan her gazeteci, aslında susturulan bir toplum demektir.

Sonuç olarak mesele nettir:
Eğer gazeteciler özgür değilse, hiç kimse gerçekten özgür değildir.

Ve bu yüzden bugün verilmesi gereken mücadele, yalnızca birkaç kişinin özgürlüğü için değil; gerçeğin kendisi için verilmek zorundadır. Gazeteciler halktan yana, gerçekten yana taraftır.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS