HALKWEBAutorenEs ist notwendig, den israelitischen Islam beiseite zu lassen und die Haji Bektash Hefe in unserem Land zu stehlen

Es ist notwendig, den israelitischen Islam beiseite zu lassen und die Haji Bektash Hefe in unserem Land zu stehlen

Unser Schwur muss wiederhergestellt werden Es ist notwendig, die Jugend zu erziehen, indem man die Hefe des Hünkâr in der Gesellschaft stiehlt

0:00 0:00

Toplumlar, sadece kanunlarla değil; inançla, ahlakla ve gönül bağıyla ayakta durur. Anadolu’nun yüzyıllardır dimdik ayakta kalmasının sırrı da işte bu mayadadır. Bu maya, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Kur’an’ın içine adalet ve ahlakı tekrar koyup gönüllere işlediği sevgi, adalet ve insan merkezli anlayıştır.

Bugün gelinen noktada, toplumun birçok alanında bir çözülme yaşandığı açıktır. Ahlak zayıflamış, adalet duygusu sarsılmış, birlik ve beraberlik yer yer yara almıştır. Oysa Hünkâr’ın ortaya koyduğu anlayış; insanı ötekileştirmeyen, ayrıştırmayan, aksine birleştiren bir anlayıştır. Bu anlayışta din, sadece sözde değil; özde yaşanır. Ahlak ve adalet, hayatın merkezine yerleştirilir.

Topluma Hünkâr Mayasını Çalarak Gençleri Yetiştirmek Gerek

Bugün yapılması gereken de aynıdır. Yeni ve gelecek nesiller başta olmak üzere, topluma bu Hünkâr mayasını yeniden çalmak zorundayız. Gençlerimizi sadece bilgiyle değil; ahlakla, dürüstlükle, vicdanla ve inançla büyütmeliyiz. Çünkü geleceği inşa edecek olanlar, karakter sahibi bireylerdir.

Bu anlayış, aslında bizim için yabancı değildir. Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu toplumsal model de; birlik, beraberlik ve millet bilinci üzerine kuruludur. Aynı şekilde Merhum Prof.Dr. Haydar Baş’da toplumda huzur, refah ve kardeşliği tesis etmek için bu değerlerin önemine dikkat çekmiş ve bu doğrultuda mücadele etmiştir.

Artık şunu net olarak görmek zorundayız: Bu milletin yeniden ayağa kalkışı, ancak kendi öz değerlerine dönmesiyle mümkündür. Ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayış hâkim olmalıdır. Bu anlayışın adı da Hacı Bektaş mayasıdır.

Andımız Tekrar Devreye Konulmalıdır

Toplumların geleceği, yetiştirdiği gençliğin karakteriyle şekillenir. Bir milletin ayakta kalabilmesi; sadece bilgiyle değil, aynı zamanda güçlü bir aidiyet duygusu, sağlam bir ahlak anlayışı ve sarsılmaz bir adalet duygusuyla mümkündür.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri de gençlerimizin aidiyet bilincini yeniden güçlendirmektir. Vatanına bağlı, bayrağını seven, büyüklerine saygılı, küçüklerine şefkatli, doğru, dürüst ve çalışkan bireyler yetiştirmek zorundayız. İşte bu noktada Andımız, sadece bir metin değil; bir karakter inşasıdır.

Andımıza baktığımızda; aidiyet duygusunu, vatan ve bayrak sevgisini, doğruluğu, dürüstlüğü ve çalışkanlığı açıkça görürüz. Bu değerler, bir toplumun ayakta kalmasının temel taşlarıdır. Aynı zamanda bu anlayış, bizim inancımızla ve kültürümüzle de örtüşmektedir.

Anadolu’nun mayasını yoğuran Hacı Bektaş-ı Veli’nin ortaya koyduğu “eline, beline ve diline sahip ol” öğretisi de; ahlaklı, ölçülü ve sorumluluk sahibi bir insan modelini tarif eder. Bu anlayış, Kur’an-ı Kerim’in özünde yer alan ahlak ve edep prensiplerinin hayata yansımasıdır.

Dolayısıyla Andımız ile bu kadim öğreti arasında güçlü bir bağ vardır. Her ikisi de insanı iyiye, doğruya ve güzele yönlendirir. Her ikisi de toplumu bir arada tutan değerleri besler.

Gençlerimizin bu değerlerle yetişmesi; sadece bireysel başarıyı değil, toplumsal huzuru da beraberinde getirecektir. Çünkü ahlaklı bireylerden oluşan bir toplumda adalet güçlü olur, birlik sağlam olur, gelecek güven içinde olur.

Bu nedenle Andımızın yeniden okullarda okutulması; bir dayatma değil, bir değer hatırlatmasıdır. Bu, gençlerimize kim olduklarını, hangi değerlere sahip çıkmaları gerektiğini hatırlatmanın bir yoludur.

Sonuç olarak; güçlü bir gelecek istiyorsak, güçlü bir nesil yetiştirmek zorundayız. Bunun yolu da aidiyet duygusunu, ahlakı ve adaleti merkeze alan değerleri yeniden hayatımıza kazandırmaktan geçer. Andımız, bu yolda önemli bir adımdır ve yeniden devreye alınması artık bir gerekliliktir.

Hacı Bektaş Mayası Anadolu’yu Müslüman Türk Yapmış ve Kardeşçe Yaşatmıştır

Bektaşi yolunun kurucusu Hacı Bektaşi Veli Anadolu’ya ayak bastığı dönemde 400-500’e yakın eşkıyalık yapan kişilerin gönüllerine İslam ahlakını nakşedip terbiye ederek önce adam eder. Ardından bu kişileri Müslüman & Türk yaparak Anadolu’nun her tarafına dağıtır. İslam terbiyesi ile yoğurduğu bu zatlarla Anadolu’yu karış karış Müslüman & Türk milleti yapar. Müslüman dendiğinde Türk, Türk dendiğinde Müslüman akla gelir. Kısaca bizleri tek yumruk, tek bilek Müslüman & Türk milleti yapan Hünkâr Hacı Bektaşi Veli’dir.

Eğer bu mayayı yeniden tutturabilirsek; adaletli, dürüst, ahlaklı ve imanlı bir toplum inşa etmek mümkündür. O zaman ülkemizde huzur, güven ve kardeşlik hâkim olur. Güllük gülistanlık bir gelecek hayal değil, gerçeğin ta kendisi olur.

Yarınlarımız için başka bir yol yoktur. Birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek, gençliği sağlam temeller üzerinde yetiştirecek bu modeli devreye koymak artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Çünkü bu toprakların ruhu, hâlâ Hünkâr’ın mayasını taşımaktadır.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS