HALKWEB — CHP Genel Merkezi önünde yaşanan gerginliklerin tartışıldığı CNN Türk canlı yayınında, ödüllü gazeteci Dilek Bozkurt’un maruz kaldığı mesleki baskılar ve dışlanma süreçleri gündeme taşındı. Programın sunucusu Fulya Öztürk, meslektaşı Dilek Bozkurt’tan gelen çarpıcı mesajı canlı yayında izleyicilerle paylaştı.
”Sırf İnandığımı Yazdığım İçin Faşizan Bir Ambargoya Maruz Kaldım”
Dilek Bozkurt, gönderdiği mesajda Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay sürecinde haksızlığa uğradığını dile getirdiği günden beri sistematik bir yalnızlaştırma operasyonuyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Gücü elinde bulunduranların yanında yer almadığı için hedef seçildiğini ifade eden Bozkurt, mesajında şu ifadelere yer verdi:
”Sadece gördüğümü ve inandığımı yazdığım için ‘Kılıçdaroğlucu’ denilerek faşizan bir ambargoya maruz bırakıldım. Gücü elinde bulunduranların eteğine tutunan kalabalıklar arasında yer almadığım için yalnızlaştırıldım. Ancak bu yalnızlığın içinde mesleğimi layıkıyla yapmaya, kamuoyuna doğruyu aktarmaya gayret ettim.”
Bozkurt ayrıca, sahada görev yapan CNN Türk muhabiri ve kameramanına yönelik gerçekleştirilen sözlü saldırı ve hakaretleri de kınayarak, meslektaşlarına geçmiş olsun dileklerini iletti.
Fulya Öztürk: “Ben Seninle Aynı Şeyleri Düşünmek Zorunda mıyım?”
Dilek Bozkurt’un mesajının ardından canlı yayında sert bir tepki gösteren sunucu Fulya Öztürk, meslektaşına yapılan baskılara ve “mobbing” uygulamalarına isyan etti. “Size de çok geçmiş olsun” diyerek Bozkurt’a destek veren Öztürk, medyadaki ve siyasi arenadaki tahammülsüzlüğü şu sözlerle eleştirdi:
”Görüşü, partisi, savunduğu ne olursa olsun önce saygı duyacağız, ötekileştirmeyeceğiz.”
”Dilek gördüğünü söylemiş, bir analiz yapmış ve yazmış. Sırf bunu yaptı diye Dilek’i yalnızlaştırmışlar, mobbing uygulamışlar, hakaretler etmişler, itibar suikastı yapmışlar.”
”Ben seninle aynı şeyi düşünmek zorunda mıyım? Değilim. Kardeşim, ülkede demokrasi var diyoruz. Herkes istediği ismi destekler. Esas faşizanlık budur; ‘Sen benim düşündüğümü düşüneceksin’ anlayışıdır.”
Canlı yayında yankı bulan bu diyalog, medya sektöründe farklı fikirleri savunan gazetecilerin karşı karşıya kaldığı baskıları ve dayanışmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi.



