HALKWEBAutorenDies ist ein Regime der Widersprüche, nicht der Governance

Dies ist ein Regime der Widersprüche, nicht der Governance

Mesele artık yanlış politika değil. Mesele, bilerek ve isteyerek sürdürülen bir çelişkiler düzenidir.

0:00 0:00

“İki tavşanı birden kovalayan, ikisini de yakalayamaz.”
— Konfüçyüs

Türkiye’de iktidar artık siyaset yapmıyor; aynı anda birbirini boşa düşüren politikaları zorla bir arada tutmaya çalışıyor. Ortaya çıkan şey bir “denge” değil, açık bir çelişki düzeni.

Bir yanda “yumuşama”, “normalleşme”, hatta zaman zaman “barış” mesajları veriliyor.
Diğer yanda muhalif belediyelere yönelik soruşturmalar, görevden almalar ve kayyum uygulamaları sürüyor.

Bu bir çelişki değilmiş gibi davranmak, artık sadece siyasi tercih değil; gerçeği inkâr etmektir.

Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidar, ekonomide “rasyonaliteye dönüş” diyerek uluslararası piyasalara mesaj gönderiyor. Ama aynı anda içeride hukuku esneten, yargıyı siyasetin uzantısı gibi gösteren uygulamalara devam ediyor. Şu basit gerçeği görmezden geliyor:

Hukukun güven vermediği bir ülkede, hiçbir ekonomik program güven vermez.

Ama asıl sert tablo, doğa ve vatandaş karşısındaki bu seçici yaklaşımda ortaya çıkıyor.

Zeytinlikler madenciliğe açılıyor.
Ormanlar enerji projelerine tahsis ediliyor.
Doğal sit alanı olan koylar imara açılıyor.

Bütün bunlar “kamu yararı” adı altında yapılıyor.

Aynı devlet, aynı anda başka bir yerde bambaşka bir hukuk anlayışıyla karşımıza çıkıyor:

Köylünün yaptığı küçük yapı yıkılıyor.
Hobi bahçesi yerle bir ediliyor.
İnsanların kendi emeğiyle kurduğu mütevazı yaşam alanları bir gecede yok ediliyor.

Burada artık gri bir alan yok. Mesele açık:

Büyük sermaye için esneyen hukuk, vatandaş için sertleşiyorsa bu bir hukuk devleti değildir.

Bu bir tercih rejimidir.

İktidar bugün aynı anda her şeyi yapabileceğini sanıyor:
Hem barıştan söz edip hem baskıyı artırabileceğini,
hem doğayı koruduğunu iddia edip hem onu pazarlayabileceğini,
hem yatırımcıya güven verip hem hukuku tartışmalı hale getirebileceğini…

Ama gerçek dünya böyle çalışmaz.

Bu kadar çok çelişkiyi aynı anda taşıyan bir siyaset, sonunda kendi ağırlığı altında çöker.

Konfüçyüs’ün sözü burada artık bir öğüt değil, bir teşhistir:
İktidar iki tavşanı kovalamıyor.

Ne bulursa onun peşinden koşuyor.

Ve bu dağınıklık artık bir strateji değil, kontrol kaybıdır.

Das Ergebnis ist offensichtlich:

Hukuka güven yok.
Ekonomide istikrar kırılgan.
Toplumda adalet duygusu zedelenmiş durumda.

Çünkü mesele artık yanlış politika değil.

Mesele, bilerek ve isteyerek sürdürülen bir çelişkiler düzenidir.

Ve bu düzenin bir sonu vardır.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS