HALKWEBAutorenEl İnsaf… Dün Beraber Yürüdünüz !!!

El İnsaf… Dün Beraber Yürüdünüz !!!

Bir insanı siyasi performansı üzerinden eleştirmek demokratik haktır. Ama kimliği üzerinden değersizleştirmeye çalışmak başka bir şeydir.

0:00 0:00

Bazı cümleler vardır, insan onları öfkeyle değil kırgınlıkla kurar. “El insaf” da biraz böyle bir cümledir. Çünkü bugün Kemal Kılıçdaroğlu’na yöneltilen dilin bir kısmına bakınca, insan ister istemez bunu söylüyor. El insaf…

CHP tarihinde seçim kaybeden başka genel başkanlar da oldu. Parti uzun yıllar iktidar olamadı. Farklı dönemlerde yanlış stratejiler kuruldu, hatalı tercihler yapıldı, toplum okunamadı. Ama hiçbir dönemde bir genel başkan bu kadar yoğun bir öfkenin, alayın ve değersizleştirmenin merkezine yerleştirilmedi.

Üstelik bugün en sert konuşanların önemli bir kısmı, dün aynı masalarda oturan insanlardı. Aynı kararları birlikte aldılar. Aynı kampanyaları birlikte yönettiler. Aynı umut cümlelerini birlikte kurdular. Seçim sürecinde aynı fotoğraflara girdiler, aynı kürsülerde konuştular, aynı stratejileri savundular.

Şimdi dönüp bütün dönemin yükünü tek bir kişinin omzuna bırakmak ne kadar adil?

Elbette Kemal Kılıçdaroğlu eleştirilebilir. Yanlışları konuşulur, adaylık süreci tartışılır, siyasi performansı sorgulanır. Bunların hepsi demokratik siyasetin doğal parçasıdır. Ama bugün ortaya çıkan tablo artık yalnızca eleştiri değil. Yer yer topyekûn bir değersizleştirmeye dönüşmüş durumda.

Sanki yıllarca verilen mücadele hiç yaşanmamış gibi davranılıyor. Sanki bu parti yıllar boyunca ilk kez toplumun farklı kesimleriyle konuşmayı denememiş gibi. Sanki muhafazakar seçmene ulaşma çabası, helalleşme söylemi, farklı siyasi partileri aynı masa etrafında toplama girişimi hiç olmamış gibi.

Oysa Türkiye siyasetinde bunlar kolay işler değildi.

Kılıçdaroğlu belki hiçbir zaman klasik lider profiline tam uymadı. Çünkü Türkiye’de siyaset daha yüksek sesli, daha sert ve daha meydan okuyan figürleri seviyor. Sakinlik çoğu zaman güçsüzlük sanılıyor. Uzlaşma çabası kararsızlık gibi okunuyor. Belki de bu yüzden Kılıçdaroğlu yıllarca sadece rakipleriyle değil, toplumun lider algısıyla da mücadele etti.

Ama bugün gelinen noktada başka bir sorun daha var. Özellikle sosyal medyada oluşan bazı dil biçimleri artık siyasi eleştiri sınırını aşıyor. İnsanların mezhebi, kimliği ve aidiyeti üzerinden ima kurulan bir dil giderek normalleşiyor. “Alevi olduğu için kazanamaz” cümlesinin yıllarca bu ülkede bu kadar rahat kurulabilmiş olması bile başlı başına düşündürücü.

Bir insanı siyasi performansı üzerinden eleştirmek demokratik haktır. Ama kimliği üzerinden değersizleştirmeye çalışmak başka bir şeydir.

Belki de en acı taraf şu. Bir dönem milyonların umudu olmuş bir siyasi figürün bütün hikayesi bugün yalnızca seçim sonuçlarına indirgeniyor. Oysa siyaset sadece kazanmaktan ibaret değildir. Siyaset bazen baskıya rağmen ayakta kalabilmektir. Bazen yıllarca ağır saldırılar altında mücadele etmektir. Bazen de hiç kolay olmayan toplumsal fay hatlarına dokunmayı göze almaktır.

İnsan yine aynı noktaya geliyor.

El insaf…

Dün beraber yürüdüğünüz bir insanı bugün bütün yenilgilerin tek sahibi ilan etmek, gerçeği anlatmıyor. Daha çok bir dönemin birikmiş öfkesini anlatıyor.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS