HALKWEBAutorenSykes-Picot-Sazanov: Paylaşımı Bitmeyen Ortadoğu

Sykes-Picot-Sazanov: Paylaşımı Bitmeyen Ortadoğu

Emekçilerin politik bilinci, geçmişini bilmesi, bu masanın dışında kalmayı reddetmesi gerekiyor. Çünkü cetvel ne zaman bir haritaya değse, ilk önce bizim üzerimizden geçiyor.

0:00 0:00

Ben emek sınıfından geldim. Ve biliyorum ki emekçilerin hiç olmadığı kadar politik bilinç kazanması gerekiyor. Çünkü Ortadoğu gibi bir ateş çukurunda yaşıyoruz. Geçmişini bilmek de bu bilincin ayrılmaz bir parçası.

Ortadoğu denince akla ilk gelen görüntülerden biri, haritalardaki çizgilerdir. Dümdüz, hesap edilmiş, doğal sınırları yok sayan o cetvel çizgileri… Bugün Irak’ta, Suriye’de, Ürdün’de, Suudi Arabistan’da ne varsa, o çizgilerin bir sonucudur.

Peki o çizgiler nasıl ortaya çıktı?

Cevap, 1916 yılında gizlice imzalanan Sykes-Picot Anlaşması’dır. İngiliz Mark Sykes ile Fransız François Georges-Picot’nun kaleminden çıkan bu belge, I. Dünya Savaşı henüz bitmeden, Osmanlı coğrafyasını iki sömürge imparatorluğu arasında paylaştırıyordu. Ne var ki bu anlaşma, sadece İngiliz-Fransız iştahını yansıtmıyordu. Aynı masada Rus Çarlığı da vardı. Sazanov Anlaşması ile Rusya, İstanbul, Boğazlar ve Doğu Anadolu üzerinde hak iddia ediyordu.

Bu üçlü paylaşımın dünyaya ifşası ise ancak Bolşevik Devrimi ile mümkün oldu. 1917’de iktidarı alan Bolşevikler, Çarlık rejiminin tüm gizli antlaşmalarını birer birer yayınladı. Pravda ve İzvestiya’da yayımlanan belgeler, emperyalistlerin savaşı “uygarlık” adı altında nasıl bir paylaşım savaşına dönüştürdüğünü gözler önüne serdi. Sykes-Picot-Sazanov’un adı o gün uluslararası kamuoyuna kazındı.

Ortadoğu’nun kaderi, işte o anda, masada, harita üzerinde, kâğıt üzerinde çizildi.
Ne bir Kürt devleti vardı, ne bir Arap birliği. Ne mezhepler ne de aşiretler soruldu. Sadece petrole giden yollar, limanlar, denizlere açılan koridorlar belirleyici oldu. Ve bugün Ortadoğu’da akan kanın, parçalanan devletlerin, bir türlü oturmayan sınırların temelinde hâlâ o ilk günah yatıyor.

Ancak Sykes-Picot-Sazanov, paylaşımın sadece başlangıcıydı.
I. Dünya Savaşı kapandı, II. Dünya Savaşı geldi geçti. Artık sömürge imparatorluklarının yerini Amerika Birleşik Devletleri’nin başını çektiği Batı bloğu aldı. Paylaşım coğrafyası değişti, yöntemler değişti; ama mantık asla değişmedi.

II. Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu’da kurulan düzen, Sykes-Picot’nun güncellenmiş hâliydi. Petrol şirketleri, askerî üsler, müttefik rejimler… Her şey yeni bir harita üzerinde inşa edildi. Ve bugün geldiğimiz noktada, Amerika o kadar ileri gitti ki, artık kendi ortaklarının topraklarına bile göz diker hâle geldi. Türkiye’nin güneydoğusunu kapsayacak bir Kürdistan projesi, bunun en açık örneklerinden biridir. Aynı mantık, Danimarka’dan Grönland’ı istemekte de kendini gösteriyor. Stratejik konumu, eriyen buzullarla açılan yeni deniz yolları ve nadir toprak elementleri… Yine aynı hikâye: çıkar varsa, cetvel yeniden elden geçirilir.

Ama Amerika’nın Ortadoğu’da bir sorunu var: İran.
İran, Sykes-Picot düzeninin kendisine biçtiği rolü oynamayı reddeden en büyük aktör. Üstelik sadece kendi sınırları içinde kalmıyor; Irak, Suriye, Lübnan, Yemen üzerinden bir nüfuz hattı örüyor. Amerika, İran’a karşı yıllardır sürdürdüğü baskı politikasında adeta bir bataklığa saplandı. Ne tam bir savaşa girebiliyor, ne de bölgeden çekilebiliyor. İran savaşı, ABD’nin kafasını dünyanın geri kalanına kaldıramayacak kadar meşgul ediyor.

Bu tablo, şu gerçeği ortaya koyuyor:
Paylaşım savaşı bitmedi. Sadece biçim değiştirdi.
Bir zamanlar Sykes-Picot-Sazanov ile cetvelle çizilen sınırlar, bugün ekonomi silahlarıyla, vekalet savaşlarıyla, enerji koridorlarıyla, hatta Grönland gibi uzak adalar üzerinden yeniden çiziliyor.

Ve dünya hâlâ aynı soruyu soruyor:
Petrol, para, güç dengesi her şeyden daha belirgin hâle geldi. Peki ya o sınırların içinde yaşayan insanlar?
Onlar, hiçbir zaman masada olmadı.

İşte bu yüzden emekçilerin politik bilinci, geçmişini bilmesi, bu masanın dışında kalmayı reddetmesi gerekiyor. Çünkü cetvel ne zaman bir haritaya değse, ilk önce bizim üzerimizden geçiyor.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS