HALKWEBAutorenSiyasetin Çift Vardiyası

Siyasetin Çift Vardiyası

Türkiye’de siyaset artık bir tutarlılık meselesi değil, bir zamanlama sanatı.

0:00 0:00

Türkiye’de siyaset artık bir tutarlılık meselesi değil, bir zamanlama sanatı.
Ne zaman sert olacağını, ne zaman yumuşayacağını bilmek… Hatta mümkünse aynı gün içinde ikisini de yapmak.

Devlet Bahçeli sabah saatlerinde çıkıyor, Özgür Özel’i yerden yere vuruyor.
Öyle böyle değil; siyaset eleştirisi sınırını çoktan geçmiş, doğrudan kişilik tahliline dönüşmüş ifadeler…
“Akıl tutulması”, “patolojik vaka”, “rezalet”… Liste uzayıp gidiyor.

Sonra akşam oluyor.
Aynı günün devamında, aynı siyaset sahnesinde bu kez bambaşka bir ton:
“Kandiliniz mübarek olsun, birlik olalım, kardeşliğimizi pekiştirelim…”

İnsan ister istemez düşünüyor:
Gündüz söylenenler başka bir ülkeye mi aitti, yoksa akşam mesajı başka bir gezegene mi gönderildi?

Bu artık klasik bir siyasi çelişki değil.
Bu, aynı karakterin iki ayrı role aynı gün içinde çıkması.
Bir yanda sertlikten beslenen, karşısındakini itibarsızlaştırmaya çalışan bir dil;
diğer yanda toplumsal barışı, birlik ve beraberliği hatırlatan bir söylem.

Sorun şu ki, bu iki dil artık birbirini nötrlemiyor.
Aksine, yan yana geldikçe daha da görünür hale geliyor.

Çünkü birlik çağrısı, gün boyu kullanılan ayrıştırıcı dilin üzerine serpiştirilen bir “iyi niyet cilası” gibi duruyor.
Ve cilanın altından çıkan şey, herkesin gördüğü ama kimsenin şaşırmadığı o tanıdık tablo:
Sertlik prim yapar, yumuşaklık ise günün sonunda yapılan bir zorunlu anons olur.

Belki de asıl mesele, siyasetçilerin ne söylediği değil.
Asıl mesele, bu iki zıt dilin artık kimseye garip gelmemesi.

Çünkü Türkiye’de siyaset uzun zamandır şuna dönüştü:
Önce kır, sonra “kırmayalım” de.
Önce sertleş, sonra “birlik olalım” diye seslen.

Und das Wichtigste:
Bunu yaparken kimsenin “Bu nasıl oluyor?” diye gerçekten sormayacağını bil.

İşte mesele tam da burada.
Bu artık bir tutarsızlık değil;
alışılmış bir düzen.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS