HALKWEBAutorenAlışmak: Bir Ülkenin En Tehlikeli Çürümesi

Alışmak: Bir Ülkenin En Tehlikeli Çürümesi

0:00 0:00

Bir ülke yolsuzluğa bir günde alışmaz.
Susarak alışır.
Tepki vermeyerek alışır.
Hesap sormamayı normalleştirerek alışır.
Bugün geldiğimiz nokta tam olarak budur.
Artık şaşırmıyoruz.
Yolsuzluk iddialarını görüyoruz, duyuyoruz ve “zaten böyle” deyip yolumuza devam ediyoruz. Asıl tehlike tam da burada başlıyor. Çünkü şaşırmamak, kabullenmenin ilk adımıdır.
Bu noktaya nasıl gelindiğini unutmamak gerekiyor.
Yıllardır süren yolsuzluk düzeni, yol ve su hizmeti gibi topluma normalleştirildi.
“Hizmet yapılıyor” denildi, “hesap” geri plana itildi.
Hesap sorulmayınca, hizmet masalına sığınıldı.
Sonuç ortada:
Yolsuzluk sıradanlaştı. Ahlak aşındı.
Toplum yavaş yavaş şu cümleye itildi:
“Senin hırsızın kötü, benim hırsızım biraz çalsın.”
Gerçekten normal mi bu?
Gerçekten buraya mı aitiz?
Bir de şu cümle dolaşıyor ortalıkta:
“Bizimkiler çalıyor ama çalışıyor.”
Bunu söyleyen hiç durup düşünmüyor mu?
Çalmak ne zamandan beri tolere edilen bir şey oldu?
Ne zamandan beri ahlak, performansla ölçülür hale geldi?
Sorun artık sadece yanlış yapılması değil.
Sorun, karşılıklı bir göz yumma ve kabullenme hali.
Belediyelerde olan bitenin neden yeterince konuşulmadığını anlamak zor değil.
AKP’li belediyelerdeki yolsuzluklar bilinçli olarak dillendirilmiyor.
Çünkü yerel medya mensuplarının haber yapma özgürlüğü fiilen ipotek altında.
Konuşmaya cesaret edenler yok mu? Elbette var.
Ama onlar da rahat bırakılmıyor.
Sosyal medya “abileri” devreye giriyor; yönlendiriliyorlar, susturuluyorlar, hedef gösteriliyorlar.
Bu arada dikkat başka yöne çekiliyor.
Algı operasyonlarıyla, taşımalı mitinglerle ülkede hiçbir sorun yokmuş gibi bir tablo çiziliyor.
Ve bu yapay gündemin tam ortasında tek bir başlık dönüp duruyor:
Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç dinamikleri.
Oysa mesele bu değil.
Bu ülkenin sorunu ne muhalefet ne de parti içi tartışmalardır.
Asıl mesele çok daha derindir.
Sorun;
yolsuzluğu meşrulaştıran,
hukuku eğip büken,
Cumhuriyet’i adım adım aşındıran
çürümüş bir düzendir.
Ve artık şu soruyu sormak zorundayız:
Biz gerçekten neye alışıyoruz?
Çünkü bir ülkenin kaderi,
kişisel ikballere kurban edilemez.
Ve şurası unutulmamalıdır:
Bu düzeni el üstünde tutanlar,
yarın bu ülkeye hesap veremeyecekler.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS