HALKWEBAutorenRojava’ya Karşı Yürütülen Savaş: Bir Toprağı Değil, Umudu Boğma Operasyonu

Rojava’ya Karşı Yürütülen Savaş: Bir Toprağı Değil, Umudu Boğma Operasyonu

Bugün Rojava’ya saldıranlar, yalnızca bir bölgeyi hedef almıyor. Geleceği hedef alıyorlar. Ve bu yüzden Rojava’yı savunmak, bir coğrafyayı savunmak değil; teslim olmamayı savunmaktır.

0:00 0:00

Rojava’da süren şey bir “çatışma” değil; adım adım, sabırla ve planlı biçimde yürütülen bir boğma operasyonudur. Bu savaşın hedefi sınırlar, askeri mevziler ya da geçici kazanımlar değildir. Hedef, halkın iradesi; daha açık söyleyelim: itaat etmeyen bir toplumun var olma cesaretidir. Özel savaş denen şey, tam olarak budur. Görünmeyen ama her yerde olan, kurşun atmadan öldürmeyi hedefleyen bir yok etme stratejisi.

Rojava’nın suçu, silahlı olması değil; örgütlü olmasıdır. Kadınların boyun eğmemesi, halkların birlikte yaşaması, iktidarın yukarıdan değil aşağıdan kurulmasıdır asıl affedilmeyen. Bu yüzden Rojava’ya karşı yürütülen savaş, savunma refleksi değil; açık bir intikamdır. Egemen sistemler, kendilerine alternatif olabilecek her fikri önce yalnızlaştırır, sonra çarpıtır, en sonunda da ezmeye çalışır. Rojava bu sürecin tamamını aynı anda yaşamaktadır.

Bombardımanlar, işgaller, SİHA saldırıları… Bunlar savaşın yalnızca gürültülü kısmıdır. Asıl saldırı, sessiz olanda yürütülmektedir. Ambargolarla açlığa mahkûm edilen bir toplumdan “başarısızlık” beklenmektedir. Suyu kesilen, elektriği vurulan, ticaret yolları kapatılan bir coğrafyada yaratılan yıkım, devrimin hanesine yazılmak istenmektedir. Fail gizlenirken sonuçlar teşhir edilmekte, suç ters yüz edilmektedir. Bu, yalnızca ikiyüzlülük değil; bilinçli bir ideolojik operasyondur.

Medya, diplomasi ve uluslararası kurumlar bu özel savaşın parçasıdır. Rojava ya “terör” parantezine alınarak konuşulmakta ya da tamamen yok sayılmaktadır. Görmezden gelmek de bir saldırı biçimidir. Çünkü görünmeyen şey savunulamaz hale getirilir. Hakikat susturulurken, yalan dolaşıma sokulmaktadır. Böylece saldırganlar meşrulaştırılırken, direnenler suçlu ilan edilmektedir.

Bu savaş aynı zamanda toplumun içini hedef alır. Umut, en tehlikeli düşman olarak görülmektedir. İnsanlara sürekli olarak “yalnızsınız”, “dayanamazsınız”, “başka seçenek yok” denmektedir. Kadın özgürlük mücadelesi özel olarak hedef alınmakta, patriyarkal zehir yeniden dolaşıma sokulmaktadır. Etnik ve dini farklılıklar kaşınarak ortak yaşam fikri dinamitlemek istenmektedir. Özel savaş, tanktan çok dedikoduyla, bombadan çok güvensizlikle ilerlemektedir.

Ama bütün bu saldırıların tek bir gerçeği vardır: Rojava yıkılamamıştır. Çünkü bu savaş, gücünden değil korkusundan beslenmektedir. Egemenler, Rojava’da açığa çıkan yaşam ihtimalinin bulaşıcı olduğunu bilmektedir. Kadınların özgür olduğu, halkların birlikte karar aldığı, devlet dışı bir yaşam fikri; sadece Ortadoğu için değil, bütün dünya için tehlikelidir onlara göre.

Bu yüzden Rojava’ya yönelen özel savaş, aslında küresel bir mesajdır: “Başka türlü yaşamak yasaktır.” Ama aynı zamanda Rojava’nın varlığı da bir karşı mesajdır: “Yaşamak direnerek mümkündür.”

Bugün Rojava’ya saldıranlar, yalnızca bir bölgeyi hedef almıyor. Geleceği hedef alıyorlar. Ve bu yüzden Rojava’yı savunmak, bir coğrafyayı savunmak değil; teslim olmamayı savunmaktır. Özel savaşa karşı durmak, yalnızca cephede değil, hafızada, dilde ve örgütlü yaşamda taraf olmaktır.

Çünkü bu savaşta tarafsızlık yoktur. Ya boğulmayı kabul edersin ya da nefes almayı savunursun.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS