HALKWEBYazarlarCHP Ekonomide Ne Söylüyor Neyi Söylemiyor?

CHP Ekonomide Ne Söylüyor Neyi Söylemiyor?

Mikayil Dilbaz
Mikayil Dilbaz
Avukat, Hukuk Doktoru, BJK Kongre Üyesi

Özgür Özel Döneminde Siyaset Var, Ekonomi Yok

0:00 0:00

Türkiye bugün tarihinin en ağır ekonomik bunalımlarından birini yaşıyor. Tarım üretimden çekiliyor, sanayi kapasite kaybediyor, turizm düşük ücret–düşük kalite sarmalına hapsolmuş durumda, sağlık ve eğitim ise kamusal niteliğini hızla yitiriyor. Bu tabloda muhalefetin asli görevi yalnızca iktidarı eleştirmek değil, ülkeyi bu çöküşten nasıl çıkaracağını somut biçimde ortaya koymaktır. Bu noktada krizden nasıl çıkılacağına dair muhalafetin ana göre alternatif projeler üretmek ve bunu topluma iyi anlatmaktır. Tam da bu noktada, CHP’nin bugünkü ekonomi siyaseti ciddi bir boşluk içeriyor.

Özgür Özel Döneminde Ekonomi: Söylem Var, Program Yok

Özgür Özel liderliğindeki CHP, ekonomi alanında güçlü bir retorik kuruyor; ancak aynı ölçüde güçlü bir ekonomi mimarisi ortaya koyamıyor. Enflasyon eleştiriliyor, yoksulluk anlatılıyor, adaletsizlik vurgulanıyor; fakat tarım nasıl ayağa kalkacak, sanayi hangi planla yeniden üretim yapacak, kamu yatırımları hangi öncelik sırasına göre yapılacak, para politikası ile üretim politikası nasıl dengelenecek soruları yanıtsız kalıyor. CHP bugün ekonomide daha çok ahlaki üstünlük kurmaya çalışıyor; oysa iktidar olmak için teknik üstünlük gerekir.

Keynesçilik ve Monetarizm: CHP Nerede Durmalı?

Keynesçilik, kriz dönemlerinde devletin aktif rol üstlenmesini, kamu yatırımları ve istihdam politikalarıyla talebin canlandırılmasını savunur. Sosyal devlet anlayışı, gelir dağılımı adaleti ve üretimle bağlantılı kamu harcamaları bu yaklaşımın temelidir. CHP’nin tarihsel ve ideolojik kökleri itibarıyla Keynesçi sosyal demokrasiye yakın olduğu açıktır.

Monetarizm ise enflasyonu para arzı üzerinden kontrol etmeyi, fiyat istikrarını ekonomik düzenin ön şartı olarak görür. Bu yaklaşım, özellikle para politikasında disiplin ve öngörülebilirlik sağlar. Ancak üretim altyapısı zayıflamış, tarımı ve sanayisi gerilemiş ülkelerde tek başına bir kalkınma modeli olamaz.

CHP açısından doğru tutum, Keynesçiliği popülizme indirgemeden, monetarizmi ise mutlak bir ideolojiye dönüştürmeden; üretimi, istihdamı ve fiyat istikrarını birlikte gözeten akılcı bir denge kurmaktır. Çünkü bu konuda geçmiş ekonomik deneyimler bunu bize göstermektedir.

“Tencere Tavanın Götüremeyeceği İktidar Yoktur” Ama…

Bildiğim kadarıyla rahmetli Süleyman Demirel’in meşhur sözüdür “Tencere tavanın götüremeyeceği iktidar yoktur.” Bu söz bugün hâlâ doğrudur. Ancak eksik kalan şudur: Tencerenin devirdiği iktidarın yerine geçmek için yeni bir mutfak planı gerekir.
CHP bugün tencerenin kaynadığını söylüyor; fakat nasıl bir ekonomik düzen kuracağını yeterince anlatmıyor.

Kılıçdaroğlu Döneminde Ne Vardı?

Kılıçdaroğlu döneminde CHP’nin bir ekonomi perspektifi vardı. Aile Destekleri Sigortası gibi somut sosyal politika araçları, üretim–istihdam–gelir dağılımını birlikte ele alan sosyal demokrat çerçeve, planlama ve kurumsal devlet aklı bu dönemin temel unsurlarıydı.

Eksikleri vardı; ancak bir omurga vardı. Bugün ise o omurganın yerini dağınık söylemler almış durumda. Özgür Özel, genel başkan olarak daha çok Kılıçdaroğlu’nun muhalefet lideri refleksleriyle hareket ediyor; oysa CHP’nin ihtiyacı iktidar liderliğidir.

CHP Ekonomide Neyi Kaybediyor?

CHP bugün ekonomide üç temel riski aynı anda yaşıyor: ciddiyet algısının zayıflaması, devlet aklının geri plana itilmesi ve tarihsel sürekliliğin kopması. Oysa CHP’nin en büyük avantajı, Atatürk döneminde başarılmış bir kalkınma deneyimine sahip olmasıdır.

CHP Ne Yapmalı?

CHP, ekonomiyi sloganlardan kurtarıp yeniden aklın alanına çekmelidir. Monetarizmi yalnızca enflasyonla mücadele aracı olarak konumlandırmalı, Keynesçi refleksi üretim ve istihdamla sınırlamalı, Atatürk’ün planlı ve üretimci devletçiliğini çağdaş sosyal demokrasiyle yeniden formüle etmelidir.

Sonuç olarak bugün iktidarı götürecek olan gerçekten de mutfaktaki tenceredir. Ancak yarın iktidarı alacak olan şey, ekonomiyi nasıl yöneteceğini bilen bir kadrodur. CHP’nin hâlâ bir fırsatı vardır; fakat bu fırsat yalnızca eleştirmekle değil, iktidar ciddiyetiyle konuşmakla değerlendirilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI