Mutlak Butlan kararından sonra oluşan CHP Parti Meclisinde, ne yazık ki “Halil İbrahim Sofrası” ve “Helalleşme” tezlerine aykırı hâl ve hareketler görmekteyiz.
Genel Başkan’ın tek başına gösterdiği hassasiyetle stratejik bir zafer kazanmak mümkün değildir.
Aynı duyarlılığın bütün il ve ilçe teşkilatlarında gösterilmesi gerekir.
Doksanlı yılların söylemlerine can simidi gibi sarılan bazı kişileri gördükçe, insanın CHP’nin gerçekten iktidar olmak isteyip istemediğini sorgulamaması mümkün değil!
Anlamsız bir üstencilik, ego ve kibir…
Bu şekilde yol alınamaz.
Sosyal medya yazışmalarında, çeşitli odalarda ve kapalı çevrelerde stratejiden yoksun, anlamsız söylemler; halkın gerçeklerinden kopuk analizler…
Açlık edebiyatı yapanların, aç kesimden neden oy alamadığını sorgulamak yerine o insanlara “koyun”, “çomar” diyerek hakaret eden bir anlayış…
Manzara bu arkadaş!
Adam sana oy vermek zorunda değil.
Aç kalsa da vermiyor!
Peki neden?
Belki de senin ona tepeden bakmandan, onu anlamaya çalışmamandan, hayatını ve değerlerini küçümsemenden…
Adam sana oy vermeye mecbur, siyasî bir köle değil.
Ama sen iktidar olmak istiyorsan, oy almak zorundasın!
Ayağın yere basacak.
O kesimi anlamak zorundasın.
Fakat anlamak için zerre kadar gayret göstermiyorsan, dahası anlamaya niyetin bile yoksa, kusura bakma ama iktidar olamazsın.
Bu kafalarla CHP’nin iktidar olması mümkün değil!
Solun bu ülkedeki temel problemi ezelden beri biraz da budur.
Sanki uzayda yaşamış gibi Türkiye’nin sosyolojik gerçeklerinden bihaber…
Her yeri Çankaya, Beşiktaş, Kadıköy sanan şaşkın ördek sürüsü!
Ankara’nın uzak ilçelerinde bugün CHP üyesi varsa, bunun önemli bir kısmını alınan belediyelere ve yerel yönetimlerin oluşturduğu zemine borçlusun arkadaşım.
Bolu’nun birçok ilçesinde ve köyünde bırakın müşahidi, CHP’nin üyesi bile yok!
Ama takıntılar diz boyu…
Köken olarak sağcıysan yandın!
Mutlaka birilerinin kölesi olacaksın.
En ufak meselede istifa çağrıları…
Ediyor işte!
Gitti Burcu Köksal, Afyon’dan!
Belediye seçimini o zaman sadece sol oylarla kazandığını mı sanıyorsun CHP’nin, monşer?
Ayakta uyuyorsun!
Aynı durum Ankara için de geçerli.
Mansur Yavaş olmasın, CHP Ankara’da kazanamaz.
Bunu anlamamak için siyasetin değil, hayatın gerçeklerinden kopuk olmak gerekir.
Kendisini aday yapmamak için az uğraşmadınız!
Ama Sayın Genel Başkan gerçeği gördü ve gereğini yaptı.
Sonuç?
Belediyeler kazanıldı.
Peki yaranılabildi mi?
Yine hayır!
Çünkü mesele belediye kazanmak değil, bazıları için kendi siyasî mahallesinin konforunu kaybetmemek.
Asıl mesele de burada başlıyor.
CHP, toplumun tamamına ulaşmak zorunda.
Kendisine oy vermeyen insanı aşağılayarak, küçümseyerek, etiketleyerek, “çomar” diyerek iktidar olunmaz.
İktidar, sana benzeyenlerden değil; sana benzemeyenlerden de oy alarak olunur.
İnsanları değiştirmeden önce onları anlamak gerekir.
Onları anlamadan oylarını almak mümkün değildir.
Ve unutmayalım:
Boş koşudan gol olmaz!
Koşuyor görünmek başka şeydir,
kaleye doğru koşmak başka…
CHP’nin ihtiyacı olan şey daha yüksek ses değil; daha doğru strateji, daha geniş toplum, daha az ego ve daha çok siyaset.
Cumhuriyet Halk Partisi, toplumun tamamını kucaklamayı gerçekten başaramadığı ve kendi içerisindeki bu üstenci, dışlayıcı, kibirli anlayışla hesaplaşmadığı sürece iktidar yüzü göremeyecektir.
Tarihe not düşelim!
