Son yıllarda tartışmaların odağında yer alan “Sümerler kimin atası?” sorusu, nedense konunun gerçek uzmanları dışında herkes tarafından tartışılıyor. Resmi tarihin ezberci girdabında dolananlar, kulaktan dolma iddialarla ne yazık ki toplumun düşünce dünyasını iyice bozuyor.
Hep merak ederdim: Yıllarca akademik eğitim veren Sümeroloji bölümlerinden mezun olanlar nerede, niçin konuşmuyorlar diye?
Olay en sonunda aydınlandı; meğerse Sümeroloji bölümünde okuyanlar adeta “Sümerbank’ta” istihdam edilmek üzere eğitilmişler ki bu sebeple meydanı boş bulan kütüphaneci Muazzez İlmiye Çığ gibi isimler bu işin uzmanlığına soyundu. Geçtiğimiz yıllarda televizyon ekranlarında izlediğimiz programlar da, “Sümerler Türk’tür çünkü onlar da aynı Türkler gibi su içer ve yemek yerler” sığlığındaki “bilimsel bulgular” ile bilim dünyamıza istikamet vermiş oldu!

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolog da değildi, profesör de değildi…
Elbette evrensel bilim kurallarının dışında yaratılan hurafeler, uydurma hikâyeler ve cahil önermelerle bilim kültürü yaratmak mümkün değildir; yapılmaya çalışılan şey olsa olsa bir safsata tarihi yaratmaktan ibarettir. Oysa bir geçmişi anlamak için şu soruları nesnel bir biçimde sormak zorundayız: Sümerler kimdi, kültürleri nasıldı, nerede yaşıyorlardı, nasıl bir dil konuşuyorlardı, inanç yapıları neydi ve nasıl yok oldu? En önemlisi; bugün onların devamı veya coğrafi/kültürel mirasçısı olan halk kimdir?
Bu sorulara bilimsel cevaplar arıyorsak, alanında bilinen akademisyenlerin araştırmalarına zahmet edip bakmamız gerekir. Sümerlerle ilgili dünyadaki ilk ciddi ve bağımsız eser 1959 yılında S. N. Kramer tarafından yayımlandı. İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki çivi yazılı tabletler üzerinde yıllarca çalışan Kramer, bu alanın tartışmasız en büyük otoritesidir.
Kramer’in Türk Tarih Kurumu tarafından da yayımlanan “Tarih Sümer’de Başlar” adlı kitabında belirlediği üzere Sümerler, Yakın Doğu’nun en eski yerleşik halkıdır. Mezopotamya’da, Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgede, günümüzde ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı coğrafi üçgende hayat sürmüşlerdir.
Tarihsel dil bilimci Dr. Asad Khailany’nin araştırmalarına baktığımızda ise antik çağlardan itibaren bölge halklarına verilen isimlerin etimolojik haritası net bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Tarihsel belgelerde yer alan Subaru, Karduk, Guti, Lullu, Kusi, Kassit, Mitani, Urartu, Kyriti ve Med gibi antik kavimlerin adları ve dillerinden kalan izler etimolojik açıdan incelendiğinde, bu halkların bölgenin otokton yapısıyla doğrudan ilişkili olduğu somut biçimde tespit edilebilmektedir.

ZAGROS VE YERLILERI: PIKTOGRAMLARDAN SÖZCÜKLERE
Sümerlerde ilk çivi yazısı bir resim yazısı (piktogram) olarak başlamış, zamanla bu resimler çizgilere ve simgelere dönüşerek doğrudan nesneleri ve kavramları temsil etmiştir.
1
Aşağı Fırat ve Dicle nehirleri arasında kurulan Sümer şehir devletlerinin başında Ağa (Kral) bulunuyordu. Yazının ilk işlevi ise tamamen ekonomikti; tarımsal rekoltenin ve hayvan sayısının takibi için kullanılıyordu.
DIL BILIMSEL KARŞILAŞTIRMA: SÜMERCE – KÜRTÇE – TÜRKÇE SÖZ VARLIĞI
Karşılaştırmalı kelime listesi, Sümerce köklerin fonetik ve semantik açıdan bölgesel dillerle nasıl temas ettiğini gözler önüne sermektedir:
| # | Sümerce | Kürtçe İzdüşümü | Türkçe Anlamı |
| 1 | gunû | ğanü | Ev, çadır |
| 2 | porasu | poru | Yaprak, uçmak |
| 3 | GAN | GANG | Tarla |
| 4 | malû | mâl | Mal, mülk |
| 5 | abu | apo | Amca |
| 6 | napahu | napü | Üflemek |
| 7 | riksu | RSu | Bağlamak |
| 8 | Seru | Seri | Sırt |
| 9 | Ramü | razdiki | Sevmemek |
| 10 | Na ramu | noraz | Sevmemek, hoşnut olmamak |
| 11 | daku | dakuşt | Öldürmek |
| 12 | restu | rasti | İyi, doğru |
| 13 | Zafi | Zafi | Tarla, taş toprak |
| 14 | nun | rûn | Tereyağı |
| 15 | Izatu | azatü | Köle (Azat edilmiş) |
| 16 | tesu | taşû | İplik sarma aleti |
| 17 | Dari | tari | Olumsuz olmak, karanlık |
| 18 | Maru | marü | İnsan, oğul |
| 19 | naptana | bidine | Yemek |
| 20 | nuku | nuku | Yapamadı, uyamadı |
| 21 | bı dû | dü | Yaptı |
| 22 | baba | bate | Baba |
| 23 | Kurra | Korre | Eşek |
| 24 | Nin-gîr-su é-zu mu-ra-dû | Ningursa ez muri ra-dû | Ningirsu, ben senin evini yaptım |
| 25 | ninda | nan | Ekmek |
2
| # | Sümerce | Kürtçe İzdüşümü | Türkçe Anlamı |
| 26 | nom-erim | nomirnem | Öleyim ki (Yemin) |
| 27 | hur-sag martu-ta | herson martu | Martu dağında |
| 28 | Lû | Lo / lü | Oğul, erkek evlat |
| 29 | Gu-un | cane | Hayat, can |
| 30 | naggaru | naccan | Marangoz |
| 31 | Marru | maraz | Acı, hastalık |
| 32 | ELIN | JIN | Kadın |
| 33 | anahu | nalun | İnlemek |
| 34 | EA | Av | Su |
| 35 | hita | Gata | Hata |
| 36 | Gu | Ga | Öküz |
| 37 | tabgu | takû | İç, köşe |
| 38 | Rabû | rabû | Kalkmak |
| 39 | Soru | Sorü | Rüzgârlı |
| 40 | puratti | faratû | Fırat nehri |
| 41 | bolalu | palûl | Karıştırmak |
| 42 | naalu | nalü | İnlemek |
| 43 | maialu | malu | Yatak, mal |
| 44 | basu | basa | Tamam |
| 45 | Ku | KÜN | Kadın |
| 46 | Kusu | Küsü | Kaplumbağa |
| 47 | mastu | motu | Ezme |
| 48 | kalbu | kalp | Köpek |
| 49 | MiLu | mil | Sel |
| 50 | at | ta | Sen |
| 51 | nin | non | Ekmek |
| 52 | amuqu | maqu | Yapma – kuvvet |
| 53 | Bur | Ber | Taş |
| 54 | Sigaragu | Zariku | Sarışın |
| 55 | banû | bunü | Meydana gelmek, olmak |
| 56 | nam-erim-am | nomirnem | Yemin (öleninki) |
| 57 | -ke | -ke | Aitlik eki |
3
| # | Sümerce | Kürtçe İzdüşümü | Türkçe Anlamı |
| 58 | bü | bü (bıvı) | Söylemek |
| 59 | dabâbu | dibibü (dıbırı) | Söyle |
| 60 | Korabu | horabu | Yakınmak, kısa olmak |
| 61 | Ikkora | Jutkora | Çiftçi |
| 62 | siru | siru | Ulu, yüksel |
| 63 | rabû | rabû | Yükselmek, büyük |
| 64 | Morasu | marazlı | Hasta, dertli |
| 65 | nacune | nadine | Vermek |
| 66 | Sattu | salu | Yıl |
| 67 | ezebu | uzatbü | Özgür bırakmak |
| 68 | mitu | Mirü | Ölü |
| 69 | Na rü | rü | Güneş |
| 70 | gazel | ghezal | Geyik |
| 71 | Parasusu | poraku | Paylaşmak |
| 72 | Namusu | namus | Namus |
| 73 | Sorratu | Sonuku | Kral |
| 74 | Nadon | nadon | Vermek |
| 75 | Zu | Zanü | Bilmek |
| 76 | Masku | mask | Deriden yapılan eşya |
| 77 | rabu | rabu | Kalkmak |
| 78 | Pagru | pagrut | Çıplak |
| 79 | eberu | beru | İleri |
| 80 | enü | nü | Yeni |
| 81 | GIS | GISIN | Uzun demir (Saban demiri) |
| 82 | boragu | boran (parûsuk) | Şimşekli yağmur |
| 83 | Nakasu | nakas | Cimri |
| 84 | Porsu | porsu | Dilenciye verilen farz |
| 85 | Samu | Suma | Gökyüzü |
| 86 | Nig.zu | nizani | Bilmiyor |
| 87 | Ihzu | aghı-zanin | Bilgi |
| 88 | e-semtu | hestu | Kemik |
| 89 | baragu | burûsûq | Şimşek |
4
| # | Sümerce | Kürtçe İzdüşümü | Türkçe Anlamı |
| 90 | elu | balu | Yukarı |
| 91 | appu | poz | Burun |
| 92 | Gar egirru | Navdori | Şöhret |
| 93 | Namru | rew no | Temiz, parlak |
| 94 | marasu | nexwesu (dert) | Hasta |
| 95 | nakoru | nayoru | Düşman |
| 96 | abu (aba) | bau | Baba |
| 97 | ahu | gavu (xeweh) | Kardeş |
| 98 | Sattu | sal | Sene, yıl |
| 99 | halaqu | haluk | Harap olma |
| 100 | Porasu | pora | Ayırmak / Kesmek |
TEOLOJIK VE SENTAKTIK SÜREKLILIK
Kelime listelerinin ötesinde, inanç kalıpları ve cümle yapısındaki bağlar da oldukça dikkat çekicidir. Örneğin Sümerce metinlerde din görevlisi / rahip için kullanılan GÛDA kavramı, bugün Kürtçede Allah için kullanılan Xuda / Xweda tanımının ve yemin ederken başvurulan “GÛDE X” ifadesinin kökenini oluşturmaktadır.
Benzer şekilde gündelik konuşma kalıplarına baktığımızda köklerin canlılığı korunmaktadır:
- Ki (Yer) → Kürtçede: Kindere (Nerede)
- Lu (Adam) → Kürtçede: Lu vara (Adam gel)
- Kür (Dağ) → Kürtçede: Kure Ağrı (Ağrı’nın zirvesi / doğunun başı)
- Sağ / Sar (Baş) → Kürtçede: Sar jerimi (Başım üstüne)
- Ninda (Ekmek / Yiyecek) → Kürtçede: Ninda buğa (Yemek ye)
- A (Su) → Kürtçede: A-v fağu (Su iç)
- Gud (Öküz) → Kürtçede: Gud-e hat (Öküz geldi mi)
Sonuç olarak; bu söz varlığı tablosu ve tarihsel veriler göstermektedir ki Mezopotamya’nın kadim mirası ucuz milliyetçi ideolojilere kurban edilemeyecek kadar zengin ve derindir. Tarihi hurafe ve ideolojik kurgularla yazmaya kalkanlara karşı gerçek bilimsel verileri savunmak, bu coğrafyanın hafızasına olan en büyük borcumuzdur.
