HALKWEBYazarlarCHP’de Yaşananlar ve Siyasi Ahlakın Sınavı

CHP’de Yaşananlar ve Siyasi Ahlakın Sınavı

0:00 0:00

Bugün CHP’de yaşananlar sıradan bir parti içi tartışma olarak geçiştirilemez. Yıllarca partinin genel başkanlığını yapmış, milyonlarca yurttaşın desteğini almış Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik sergilenen tavır, siyasi nezaketin ve demokratik kültürün ne kadar aşındığını gözler önüne sermektedir.

Grup salonunun belirli bir ekip tarafından kontrol altına alınması, kapılarda “Hain Kemal” sloganlarının yükselmesi ve farklı düşünenlerin dışlanması, CHP’nin kuruluş değerleriyle bağdaşmayan görüntüler ortaya çıkarmıştır. Bir siyasi partinin kendi geçmişine, kendi genel başkanına ve kendi kurumsal hafızasına bu denli hoyratça davranması kabul edilebilir değildir.

Daha da dikkat çekici olan, dün Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde elde edilen başarıları sahiplenenlerin, bugün bütün başarısızlıkların faturasını aynı isme kesmeye çalışmalarıdır. Siyasette eleştiri elbette olacaktır. Ancak eleştiri ile linç arasındaki çizgi aşıldığında ortaya çıkan şey demokrasi değil, tahammülsüzlüktür.

Bugün yaşananlar, CHP’nin 37. Kurultayı etrafında yıllardır süren tartışmaların da neden bitmediğini göstermektedir. Kurultaya ilişkin şaibeler, delegeler üzerindeki etkiler ve parti içi güç mücadeleleri hakkındaki iddialar aydınlatılmadıkça bu tartışmaların sona ermesi mümkün görünmemektedir.

Tam da bu nedenle mesele sadece Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değildir. Mesele, siyasetin hangi değerler üzerine inşa edileceği meselesidir. Eğer bir partide hakaret, dışlama ve itibarsızlaştırma normalleşirse; yarın bunun yerini daha ağır yöntemlerin almayacağının hiçbir garantisi yoktur.

Kemal Kılıçdaroğlu yıllardır “arınacağız” diyerek temiz siyaset çağrısı yaptı. Siyasetin ranttan, çıkar ilişkilerinden ve kişisel hesaplardan arındırılması gerektiğini savundu. Bu çağrıya katılırsınız ya da katılmazsınız; ancak temiz siyaset talebinin kendisi küçümsenemez.

Bugün Türkiye’de dürüstlüğü, şeffaflığı ve siyasi ahlakı savunan herkesin yaşananları dikkatle değerlendirmesi gerekir. Çünkü mesele kişilerden büyüktür. Mesele, siyasetin ilkelere mi yoksa güç mücadelelerine mi teslim olacağıdır.

Tarih, zor zamanlarda susanları değil; haksızlık gördüğünde tavır alanları yazar. Bu nedenle siyasi ahlakı, şeffaflığı ve temiz siyaseti savunan herkesin sesini yükseltmesi gerekmektedir. Çünkü demokrasi ancak farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği ve insanların düşmanlaştırılmadığı ortamlarda yaşayabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI