HALKWEBYazarlarAkran Veya Okul Zorbalığı

Akran Veya Okul Zorbalığı

Akran zorbalığını öneyici çalışmaların yeterince yürümediği okullarda verilen eğitimden kimsenin yarar görme şansı yoktur.

0:00 0:00

Sevgili Okuyucular…

Okullarımızda son yıllarda yaygınlaşan olumsuzluklardan birisi de akran zorbalığıdır. Arka planında saldırganlık ve şiddet eğiliminin bulunduğu bu hastalık çocuklarımızın ruhsal gelişimlerine çok büyük zararlar vermektedir. Ülkede yaşanan ötekileştirici ve şiddet içeren siyasi tartışmalar, evlerde yaşanan huzursuzluklar, geçim sıkıntılarının yarattığı baskı öğrencilerde zorbalık davranışın tetiklemektedir.

Zorbalık Kavramı

Zorbalığın çok sayıda tanımı yapılmıştır. İncitmeye veya rahatsız etmeye yönelik, zaman içinde yineleyen ve daha güçlü biriyle güçsüz biri arasında görülen bir güç dengesizliği içerisinde gelişen bir davranış şeklinde tanımlanabilir. Ad takma, hor görme, sözel olarak tehdit etme, dalga geçme, vurma, dışlama, hakaret etme, başkalarının yanında küçük düşürme, eşyalarına kasıtlı olarak zarar verme, korkutarak parasını ve eşyalarını alma olayları zorbalık davranışlarından bazılarıdır (Pişkin, 2002).

Roland (1989) zorbalığı, uzun süreli ve sistemli olarak, olaylar esnasında kendini savunamayan bir bireye karşı, başka bir birey veya bireylerce fiziksel veya psikolojik şiddet uygulanması olarak tanımlamaktadır.

Zorbalık, bilinçli olarak başkalarına sözel saldırı, fiziksel taciz ya da daha ince bir baskı yöntemi olan manipülasyon yaparak zarar verme davranışı diye adlandırılmaktadır (www.wikipedia.org).

Zorbalık, her ortamda, insanları; yaşına, cinsiyetine, etnik kökenine, sosyoekonomik durumuna veya dini inancına bağlı olmaksızın, bir ya da birden çok zamanda etkileyebilen ve yeryüzünün her yerinde yaygın olarak görülebilen ağır bir sorundur. Tüm dünyalıları ilgilendiren zorbalığın okullarda yaygınlaşması son yıllarda çocukların ve gençlerin bedensel ve psiko-sosyal sağlıklarını tehdit etmektedir.

Due ve diğerleri’ne (2005) göre okulda yaşanan zorbalığın öğrenciler açısından ciddi bir travma sebebi olduğunu, etkilerinin okul dönemiyle sınırlı kalmayıp ömür boyu sürdüğünü aynı zamanda toplum sağlığını da ciddi anlamda olumsuz olarak etkilediğini kabul etmek gerekmektedir (www.bullyingcourse.com).

Besag’a (1995) göre zorbalık, güçlü olan bir birey veya bireylerin kendi kazançları ya da keyifleri için karşı koyacak gücü olmayanlara sıkıntı vermek niyetiyle fiziksel veya psikolojik, sosyal veya sözel olarak tekrarlanan saldırıdır (akt: Çayırdağ, 2006).

Olweus’a (1993) göre zorbalık, bir bireyin başka bir birey veya grup tarafından uzun süreli ve sürekli olarak olumsuz hareketlere maruz kalmasıdır. Harris & Petrie’ye (2003) göre, daha güçlü olan tek bir öğrencinin veya bir grup öğrencinin kasıtlı olarak çevreye zarar verici saldırgan davranışlarını daha güçsüz bir diğer öğrenci veya öğrenci grubuna ortada kışkırtıcı bir sebep olmaksızın uygulaması zorbalıktır (akt: İrfaner, 2009).

Yeşildal’a (2005) göre ise zorbalık, bir başka bireye karşı kötü niyetli olarak yapılan, düşmanlık içeren, kin güden, küçük düşürücü, gaddarca, sürekli veya tekrarlayan yıkıcı davranışlardır.

Herris Petrie (2003) zorbalığın iki şekilde kendini gösterdiğini ifade etmektedir:

a. Doğrudan Zorbalık: Alay etmek, sataşmak, lakap takmak, haksızca eleştirmek, tehdit etmek, terbiyesiz işaretler ve tehditkâr bakışlarla rahatsız etmek, vurmak, silah kullanmak veya kullanmakla tehdit etmek, başkasına ait olan malı çalmak veya saklamak gibi davranışları kapsar.

b. Dolaylı Zorbalık: Başkalarını bireyle alay etmesi veya da bireye sataşması, bireye aşağılayıcı isimler takması, kişiyi haksızca eleştirmesi ve fiziksel olarak zarar vermesi konusunda etkileme, başkaları hakkında dedikodular çıkarma, birey veya bireyleri isteyerek görmezden gelmek, isimsiz telefon aramaları, diğerlerini isteyerek grup dışı bırakmak gibi davranışları kapsar.

Saldırganlığın farklı bir formu olarak görülen zorbalık, insan ilişkileri açısından oldukça sorunlu bir durumdur. Bu nedenle zorbalığın daha iyi anlaşılması için temelinde yatan saldırganlık eğiliminin iyi irdelenmesi gerekmektedir.

Saldırganlık Kavramı

Saldırganlık, daha çok kasıtlı olarak canlıya acı ve zarar vermeye yönelen bir davranış formu şeklinde ortaya çıkmakta ve şiddet biçimlerinden biri olarak görülmektedir (Aronson ve diğ., 2012). Engellenme, tehdit edilme ve saldırıya uğrama gibi durumlarda oluşan öfke saldırganlığa dönüşebilir. Öfkenin yol açabileceği saldırganlık şiddetle sonuçlanabilen duygusal durum şeklinde tanımlanabilir. Öfkenin şiddetinde ve sonuçlarında bireyin içinde yaşadığı kültür, geçmiş yaşantıları ve eğitim düzeyi gibi farkı etmenler belirleyici olmaktadır (Yener, 2023).

Saldırganlık tanımlarında açıkça ortaya konduğu gibi, incitme veya zarar verme fiziksel veya psikolojik olabilir. Bu noktada şiddeti ile saldırganlığı birbirinden iyi ayırmak gereklidir. Şiddet, kasıtlı olarak yapılan ciddi fiziksel incitme türü eylemlerdir (Feldman, 1998). O halde şiddet, sadece fizikseldir. Saldırganlık ise hem aktif, fiziksel bir şiddet olabilirken pasif, sözel veya başka bir şekilde de ortaya çıkabilir. Örneğin, sınıf içindeki tartışmalarda öğrencilerden birini sürekli önemsememe tavrı gösteren öğretmenin davranışı pasif saldırganlıktır. Pasif saldırganlık, hiçbir etkinlik yapılmamasına karşın, karşıdakine zarar vermeyi amaçlayan eylemsizlik olarak tanımlanmaktadır (Bilgin, 2000).

Saldırganlık gibi davranış sorunlarının erken yaşlarda belirlenmesi, kişilerin uyum sorunlarını anlama ve sosyalleşme süreci açısından da çok önemlidir. Kişilerde şiddet eğilimi ile saldırgan davranışların görülmesinin altında birçok etken bulunmaktadır. Saldırganlığa sebep olan etkenlerin basında aile içi ilişkiler ve ailede geçen zorlayıcı çocukluk yaşantıları gelmektedir. (Akt. Yeğen, 2008).

Otoriter, tutarsız, kontrol yetersizliği ve olumsuz tavırlar içeren anne-baba tutumları çocuklarda saldırganlığa, suç islemeye ve anti-sosyal davranışlara eğilimi artırmaktadır (Akt. Yeğen, 2008). Tüm şiddet biçimleri çocukları ve ergenleri psikolojik yönden etkilemekte ve ailede, okulda, toplumda uygulanan şiddet, onları daha saldırgan olmaya ve suça itmektedir (Arıkan, 2007: 46).

Kulaksızoğlu (2005) saldırganlığı çocuklarda ve ergenlerde görülen başlıca uyum ve davranış bozukluklarından birisi olarak görmektedir. Bilim ve teknolojide son zamanlarda meydana gelen hızlı değişmeler, düzensiz kentleşme ve işsizlik, hızlı sanayileşme, gelir dağılımında yaşanan eşitsizlik, köyden kente göçler, törenin bozulması, geleneklerin sarsılması, insanı eskiye nazaran daha fazla umutsuz yaparak saldırganlığa ve şiddete eğilimli hale getirmektedir (Geçtan, 2020; Kılıççı, 2006; Yörükoğlu, 2000).

Okul/Akran Zorbalığı

Olweus’a (1993) göre okul zorbalığı, bir öğrencinin diğer bir öğrenci ya da öğrenciler grubu tarafından hem kasıtlı bir şekilde devamlı saldırgan davranışlara maruz kalması hem de bu davranışlara karşı kendisini savunamaması şeklinde tanımlanabilir.

Okul zorbalığı, öğrenciler arasında sözlü, bedensel, ilişkisel ve siber şiddet olayları biçiminde genel olarak dört ayrı türde ortaya çıkmaktadır (Zhang ve diğ., 2019).

Bu tür davranışlara maruz kalan öğrenciler üzüntü ve acı yaşamakta, kendisine zorbalık yapana karşı koyması mümkün olamadığından korku ve kaygı yaşayabilmektedir. Genellikle ergenler arasında yaşanmakta olan okul zorbalığı, mağdurlar kadar uygulayıcılar için de olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Okul başarısızlığına zemin hazırlayabilen bu sorunlu davranışlar, olumlu sosyal davranış becerileri ve psikolojik iyi olma üzerinde de olumsuz yönde bazı etkilere sebep olabilmektedir (Burnukara ve Uçanok, 2012).

Akran zorbalığı olarak ta adlandırılan okulda zorbalık genel anlamda; kışkırtma unsuru olmaksızın aralarında hem fiziksel hem de psikolojik açıdan bir güç dengesizliği olan çocuklardan güçlü olanın, karşı tarafa bilerek ve isteyerek, kötü niyetli, kasıtlı, sistemli bir şekilde belli zaman aralıklarıyla uyguladığı, kurbanda korku ve kaygı yaratmayı ya da zarar vermeyi amaçlayan sözel, fiziksel ve psikolojik saldırı ya da yıldırmayı kapsayan davranışlardır (Olweus 1994; Schwartz ve diğ. 1997; Pellegrini 1998; Salmivalli 1999; Baldry & Farington 2000;Akgün 2005;)

Okulda zorbalığa maruz kalan mağdur öğrencilerin psiko-sosyal gelişimleri eğitim dönemlerinden sonra, ileriki yaşlarda da olumsuz olarak etkilenebilmektedir (Gaffney ve diğ., 2019). Bireylerin hem kişilik gelişimlerine hem de akademik başarılarına zarar veren okul zorbalığı; toplumsal hayatta ise bireyde özgüven eksikliği içe kapanma ve depresif davranışlara yol açabilmektedir (Ünalmış ve Şahin, 2012; Gürhan, 2017).

Şüphesiz yeryüzünde okullarda şiddetin en yaygın yaşanan ve en çok konu edinilen türü öğrenciden öğrenciye yönelik olan şiddettir. Debarbeieux’a (2003) göre öğrenciye yönelik öğrenci şiddeti, daha ziyade akran tacizi, kaba davranış ve küçük şiddet olayları biçiminde ifade edilebilir (Debarbieux, 2003).

Kochenfender & Ladd (1977), zorba ile mağdur arasındaki etkileşimin anaokulu döneminde başladığını, ilköğretim ve lise yıllarında pekiştiğini belirtmektedir. Okul ortamlarında yaşanan olumsuz yaşantılar, öğrencilerin okuldan ve okumaktan soğumalarına, okuldan uzaklaşmalarına sebep olmaktadır. Öğrencilerin okuldan soğumalarına ve kopmalarına sebep olabilecek olayların en önemlilerinden birisi de zorbalık davranışıdır (Pişkin ve Ayaz, 2011:2).

Koç (2007) okul zorbalığına sebep olan sebepleri iki başlık altında toplamıştır; bunlardan birincisi, özsaygı düzeyinin düşük veya yüksek olması, genel veya sürekli öfkelilik gibi kişilik özellikleri olmak üzere öğrencinin kendisinden kaynaklanan bedensel ve ruhsal sebepler, ikincisi ise öğrencinin kendisinin dışında, başta aile ile okul olmak üzere çevresinden kaynaklanan sebeplerdir. Okulda zorbalığın oraya çıkmasında sosyal sebeplerin kişisel sebeplere göre daha belirleyici olduğunu belirtmektedir.

Zorbaca davranışlara maruz kalan öğrencilerde gelişim alanları etkileyen bedensel ve ruhsal sıkıntılar, odaklanmada güçlükler ve okul korkusu, altını ıslatma, uyku ve yeme problemleri, baş ve karın ağrıları, erişkinlik döneminde depresyon ve düşük özsaygı, sosyal uyum düşüklüğü gibi problemler görülmektedir (Banks, 1997; Bernstein & Watson, 1997; Rigby, 2002; Olweus, 2005).

Okul Zorbalığı Biçimleri:

Okul zorbalığı biçimleri; fiziksel, sosyal/sözel, ilişkisel ve siber zorbalık olarak sınıflandırılmaktadır.

a)Fiziksel zorbalık: Vurma, itikleme, eşyalarını elinden alma veya kırma gibi müdahaleler en yaygın zorbalık biçimidir.

b)Sözel zorbalık: Hakaret etme, lakap takma, alay etme, aşağılama ve tehdit etme türünden yapılan sözlü saldırıların da yaralayıcı etkisi çok fazladır. Benlik algısını bozucu etkisi en yıkıcı etkisidir.

c)Sosyal/İlişkisel zorbalık: Hakkında dedikodu yayma, utandırma ve gruptan dışlama gibi yaşantılara maruz kalmanın da kişinin sosyal hayatını etkileyici rolü nedeniyle bu tür zorbalıkların iyi izlenmesi gerekir.

d) Siber zorbalık: İnternet üzerinden tehdit etme veya taciz mesajları atma gibi teknolojiyi kullanarak uzaktan yapılan bu zorbalık biçiminin önlenmesi oldukça zor görünmektedir.

Olweus (2003) Türkçe alan yazına akran tacizi, okul zorbalığı veya akran zorbalığı şeklinde geçen “school bullying” kavramını “uzun süreli saldırganlık, gücün aşırı ve sistematik olarak kullanımı” diye tanımlamaktadır. Olweus’a (2003) göre okul zorbalığı öğrencilerin; okul başarısını azaltmakta, psikolojik sağlık durumunun bozulmasına yol açmakta, okul devamsızlıkları ve terklerinin artmasını tetiklemekte, özgüven yitimini etkilemekte ve bazı durumlarda kurbanın özkıyımıyla biten olaylara yol açmaktadır

Zorbalık olaylarını değerlendirirken, bu olaylarda ortaya çıkan farklı roller dikkate alınmalıdır. Bu roller; Olweus‟un (1991) itici, saldırgan, empatik olmayan, fiziksel olarak sağlam şeklinde tanımladığı zorbalar; Çetinkaya ve diğ.’nin (2009) “kaygı seviyesi yüksek, benlik saygı seviyesi düşük, korku içinde yaşayan, dışa dönük, girişken yapılı, gruptan dışlanan ve güvensizlikten yakınan çocuklar” olarak tanımladığı kurbanlar; akranları tarafından daha çok reddedilen hem zorbalık içeren davranışlarda rol alan hem de bu tür davranışlara hedef olan zorba-kurbanlar (Uludağlı ve Uçanok, 2005); kurbanı koruyan ve zorbaya karşı çıkan savunucular (Kartal ve Bilgin, 2008); ile yaşanan herhangi bir zorbalık olayına tanık olan izleyiciler şeklindedir (Karataş ve Öztürk, 2009).

Savunucular dışında yukarıda ifade edilen rollerin hepsi kişilik gelişimi açısından olumsuz etki yapan rollerdir. Akran zorbalığını öneyici çalışmaların yeterince yürümediği okullarda verilen eğitimden kimsenin yarar görme şansı yoktur.

Zorbalığa maruz kalan öğrencilerin kaygı, kızgınlık, grup dışına itilme, yalnızlık ve çaresizlik duyguları yaşadıkları, okula gitme konusunda isteksizlik, okul devamsızlıklarında artış, evde kalmayı tercih etme, akademik başarıların ve özsaygıda düşme, bazı kronik hastalıkların ortaya çıkması, bazı vakalarda intihara kalkışma nedeni olabileceği öne sürülmektedir (Pişkin, 2002; Midgett ve diğ., 2018; Bowes, 2019).

Okul zorbalığı aynı zamanda öğretmenler açısından da bir işyeri şiddeti şeklinde değerlendirilebilir. Öğretmenler, çalıştıkları okullarda zaman zaman öğrencileri ve öğrenci yakınları tarafından şiddete uğramaktadır. Okulda veya okul dışında yaşanan bu tür saldırılara karşı öğretmenlerin tedbirli davranmaları gerekmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (2019) tarafından okullarda yaşanan zorbalık davranışının önlemesine yönelik olarak yayınlanan raporda, zorbalık davranışını önleme konusunda etkili olan yaşam becerilerini geliştirmek, öğrencilere güvenli davranışları öğretmek, kültürel ve toplumsal normları değiştirmek için mücadele etmek ve eşit ilişkilere teşvik etmek olmak üzere üç önemli strateji benimsenmiştir (WHO, 2019).

Ülkemizde zorbalığı önlemek amacıyla genellikle okul temelli çalışmalara ağırlık verilmekle beraber (Albayrak, 2016; Ayaz Alkaya ve Avşar, 2018; Karataş, 2011) son yıllarda siber zorbalık hakkında yapılan çalışmaların sayısında artış yaşanmıştır (Nedim Bal ve Kahraman, 2015; Özbay, 2017; Altundağ, 2018; Akyüz ve Koç, 2020; Yurdakul, 2020).

Zorbalık davranışının oluşmasında kişinin yaşadığı sosyal çevre, aile ve okulun iklimi gibi birçok faktör rol oynamaktadır. Bundan ötürü zorbalık davranışını önleme konusunda okul psikolojik danışmanları, psikologlar, hemşireler ve sosyal hizmet uzmanları gibi disiplinlerarası bir ekip çalışmasına ihtiyaç vardır (Arslan ve Akın, 2016; Akcan ve Ergun, 2019; Yelboğa ve Koçak, 2019).

Okulların eğitsel amaçlarına ulaşabilmesi ilk yapılması gereken işlem suç ve şiddet üretmeyen ortamlar oluşturmaktır. Okulda yaşanan şiddetin ya da öğrenciler tarafından gerçekleştirilen şiddet olaylarının zamanında önlenmesi için yapılması gerekenler genel olarak şöyle sıralanmaktadır (Parladır, 2009):

a) Öğrencilerin okula bağlılıklarının arttırılması,

b) Öğrencilerle okul personeli ve öğretmenlerinin hep birlikte yürütecekleri toplumsal sorumluluk projelerinin geliştirilmesi,

c) Sorunlu öğrencilerin ailelerine ciddi rehberlik hizmetinin verilmesi,

d) Medyanın, şiddet içeren görüntüler konusunda duyarlı bir yayıncılık anlayışıyla hareket etmesinin sağlanması şeklinde belirtilebilir (Parladır, 2009).

Şiddete karşı alınacak önlemlere dair birincil korunmada, öncelikle şiddetin asla hoş görülmediği bir ortamın oluşturulması, gerçekleşen şiddet olaylarının, şiddetin türüne bakılmaksızın suç sayılması, bu konuda gerekli yasal altyapının oluşturulması gereklidir (Dursun, 2012). Okulda saldırganlığı önlemeye yönelik olarak yapılan çalışmalarda akran baskısıyla başa çıkma hayır diyebilme becerilerinin kazandırılması da oldukça önemlidir. Uygulamalarda bu becerilerin eğitiminin okullarda saldırganlık ve şiddeti önleme amaçlı çalışmaları da kapsaması önerilebilir.

Ayrıca, ergenlerin saldırganlığı tetikleyen ve işlevsel olmayan otomatik düşüncelere ilişkin farkındalık kazanmaları ve bu düşüncelerini değiştirebilmeleri için bilişsel-davranışçı tekniklerin dikkatli uygulanması önerilebilir (Yavuzer ve diğ., 2014).

Araştırmalar, okullarda şiddeti önleme konusunda en çok etkili olan yöntemlerin yüzde 79.3 ile sıfır tolerans programı ve yüzde 65.2) ile çatışma çözümleme programları olduğu tespit edilmiştir. Okulda şiddet olaylarının meydana gelmeden önce proaktif yaklaşımlarla önlenmesi ve şiddeti önleyecek olan önlemlerin alınması gereklidir.

Şiddetin önlenebilmesi için okulda, yönetici, öğretmen, öğrenci, veli ve öteki okul personeli arasında açık iletişim ve yakın işbirliği önemsenmelidir. Okul çalışanlarıyla, öğrenciler arasında güvene dayanan ve destekleyici bağların kurulması, şiddeti önlemede önemlidir.

Suç ve şiddet olaylarının çoğunda önceden erken tanıma ve uyarı işaretleri görülmektedir. Çocukların, bulundukları ortam içinde sistemli olarak gözlenmeleri, onların davranışlarındaki değişimin anında fark edilmesine ve sorun çıkarabilecek olanların belirlenmesinde yardım olabilir.

Okul etkinlikleri öğrencilerin, temelde sevgi, koşusuz kabul görme, denetim, özgürlük ve eğlence gibi ihtiyaçlarının doyurulmasını amaçlamalıdır. İşbirliğine dayalı öğrenme konusuna önem verilmeli; öğretmenler, öğrencilerinin çeşitlilik gösteren ve doyurulma şekilleri de birbirinden farklı olan ihtiyaçlarını, bireysel farklılıkları doğrultusunda doyurmalarına imkan vermelidirler.

Öğrenciler, özgür bir ortamda kendilerini ifade etmeleri için cesaretlendirilmeli ve düşünceleri dikkat bir şekilde dinlenmelidir. Öğretmenler, geleneksel baskıcı cezalandırma yöntemlerinden kaçınmalı, öğrencilerin kişisel yaşantılarına değer verilmeli, sınıf kuralları açık, tutarlı ve objektif olarak belirlenmelidir (Korkut, 2004).

Günümüzde genellikle şiddet ve zorbalık eylemleri görüldükten sonra müdahale etmeye yönelik stratejiler geliştirme eğilimi söz konusudur. Ancak gerçekte ciddi olaylar meydana gelmeden veya tekrar edebilir olayları önceden önlemeye dayalı yeni girişimler oluşturmanın gerekli olacağı, özellikle okullarda zorbalık sebeplerinin iyi analiz edilmesi, sorun alanına dair uygun girişimlerin planlanıp uygulanması yanında sonuçlarının yaygınlaştırılmasının önemli olduğu savunulmaktadır (www.meb.gov.tr).

Zorbalığa sebep olan durumlar anlaşıldığında, tanımlanan sorun alanına dair en uygun girişimler planlanarak, önceden uygulanırsa öğrencilerin hayatları boyunca daha sağlıklı ilişkiler geliştirebilecekleri ifade edilmektedir. Zorbalık saldırganlığın bir formu şeklinde ortaya çıktığından öğrencilere öncelikle öfke yönetimi ve denetimi, stresle başa çıkma stratejileri, olumlu iletişim becerileri gibi alanlarda eğitim verilmelidir. Zorbalık olayı gerçekleştiğinde ise okul çalışanları, okul rehberlik servisleri, psikolog, okul hemşiresi ve hekimden oluşan çok disiplinli bir ekip tarafından gereken müdahaleler yapılmalı, zorbalığı uygulayan ve zorbalığa maruz kalan öğrenciler için rehabilitasyon programları hazırlanıp uygulanmalıdır (Özdinçer Arslan ve Savaşer, 2009).

YAZARIN DİĞER YAZILARI