HALKWEBYazarlarCHP’nin hali ile memleketin halinin benzerliği

CHP’nin hali ile memleketin halinin benzerliği

Meclisteki Akın Gürlek protestolarının gerçekle ilişkisinin olmadığını, görüntü icabı olduğunu söylersek hiçbir vekile haksızlık etmeyiz.

0:00 0:00

Bir ülke topyekün çürütülebilir mi? Aynı zamanda çürüme normalleşir mi? Sorularının cevabı bugün kocaman bir evettir. Peki bu yaşadıklarımıza bazen akıl erdiremeyip bu kadarı da olmaz şaşkınlığına düştüğümüz anlar olmuyor mu? Pekala oluyor.

Bugüne birden gelinmediği kısa bir tarih okumasıyla yeni bir siyasi hattın gerekliliği de anlaşılacaktır. Cumhuriyetin temel direklerinden birisi olarak görülen ordunun 1950’lerde NATO’ya girilmesiyle birlikte nereye evrildiğini anlamak gerek. Gerçekleştirdiği darbelerin Cumhuriyetin değerlerini yıprattığı, bugün gelinen noktada onlarında büyük bir sorumluluğu olduğunu söylersek o dik duruşlu mağrur paşalara haksızlık mı ederiz.

CHP’nin iktidarda olmadığı dönemlerde birçok kurumdaki hakimiyetinin olduğu gerçeği, siyasal islamcıların hep dile getirdikleri asker partisinin CHP siyasetiyle ilişkili olduğu bir sır değil.

12 Eylül’den sonra CHP’nin kendisine aradığı siyasi yer merkez sağ olurken bu arayışta kara çarşaflılara rozet takmak, Ramazan aylarını iftar sofralarında görüntü vermek için koşuşturan bir siyasi çizgi, bugün Cumhuriyetin çözülüşüyle birlikte kurumlarının da aynı şekilde bir pozisyon aldığı gerçeğini es geçiyor olabilir.

AKP’nin özel misyonu, karşı devrimci siyasi stratejisi, bunları gerçekleştirirken bir çok krizli süreci aşarken yanında hep CHP’yi buldu. Haziran direnişi halkın karşı devrime karşı kitlesel bir tepkisiydi, ancak sokağın talepleri ile CHP’nin hedefleri birbiriyle buluşmadığı gibi tam tersine Laikliğin tehdit altında olmadığı savunusu geldi.

1923 Cumhuriyetinin temel ilkeleri bir bir ortadan kalkarken tarihin en önemli özelleştirme hamlelerine karşı CHP inandığı bulunması gereken yerde ”hür teşebbüsün” yanında yer aldı. NATO ve AB konularında AKP’den daha fazla buraları savundu.

Özelleştirmelerle birlikte işçi sınıfının büyük bir kısmında güvencesiz çalışmanın normalleştiği, ücretlerin ise neredeyse asgari olarak eşitlendiği bir duruma gelindi. Yani yoksulluk emekçi halk için derinleşerek devam etti. Peki bunlar yaşanırken tarikatların bu kadar yaygınlaşması tesadüfü mü? AKP din temelli toplum yaratma hedefi ile cemaat ve tarikatları beslerken aynı zamanda kurumları da eşit olmasada bu teçhizattan geçenlere pay etti.

Ordu-Yargı-Eğitim vb.

Yaşanan bu gelişmelere karşı CHP çözümü millet ittifakında arayıp AKP gediklisi ve milliyetçi partileri bir araya getirip AKP’ye alternatif diye halka sundu. Halkta aslı varken sahtesi yönelmeyip yine bildiğine oy verip hükümet etmesini istedi. AKP-MHP koalisyonu pandemi-ekonomik kriz- deprem gibi halkın birebir yaşadığı krizlere rağmen seçimlerle yönetme onayını hem halktan hemde sermaye sınıfı ve emperyalist bloktan aldı.

2024 yerel seçimlerinde ise CHP değişim sloganıyla ve merkezi yönetim kadrolarının değişimiyle hazırlanıp türkiye ittifakı diye adlandırdığı yine AKP-MHP geleneğinden gelen isimleri aday göstererek seçimlere girdi ve birinci parti oldu.

Halkın siyasete müdahalesinin seçimden seçime olduğu kişilerin siyasette kapladığı yerin çok geniş olduğu Komünistlerin düzen siyaseti olarak tarif ettiği bu alanda bir çok belediye kazanan CHP bu belediyeleri geçmişte de olduğu gibi şirket yönetir gibi yönetti.

Belediyelerde çalışan işçilerin taşeron olduğu, belediye şirketlerinin insafına bırakılan ödenmeyen yada geciktirilen maaşlarla gündeme gelen CHP belediyeleri en sonunda da AKP’nin siyasi rakibine karşı hamlesiyle operasyonlara uğradı. Genel oy hakkına saldırılan bu operasyonda bir çok isim tutuklandı. Halkın tepkisi yine sert olurken CHP yönetimi yine halkın gerisinde kalan bir süreç yönetimine girdi.

AKP’nin toplumda yarattığı bıkkınlığın bir çıktısı olarak kimse muhalefetteki siyasi parti transferlerini, yolsuzlukları görmeyi değilde üstünden atlamayı tercih ediyor. Siyasetteki çürümüş bu tablo sadece burada sınırlı kalmayıp ülkenin her yerine yayılarak devam ediyor. CHP’nin bu hali değişim isteyen ekibin kurultayda Kılıçdaroğlu yeip yönetimi ele geçirmesiyle alakalı değil. Miili şef, Ecevit ve sonrası içinde bahsesettiğim siyasi ilişkilerin halkın çıkarına olmadığını söyleyebiliriz. Mustafa Kemal dönemini ayrı tutmamın nedeni kuruluş sürecinin hataları ve doğrularıyla birlikte işlemesidir.

Meclisteki Akın Gürlek protestolarının daha doğrusu meclisteki hiç bir eleştirinin gerçekle ilişkisinin olmadığını, görüntü icabı olduğunu söylersek hiçbir vekile haksızlık etmeyiz.

Kameraların olmadığı yerlerde tokalaşmak iyi temenniler kameralar açıldığında en sert söylemler bu meclis siyasetinin de halka hiçbir faydasının olmadığı halkın artık siyasete kendisinin birebir müdahale ettiği bir yolun yaratılması gerekiyor.

Çürümenin panzehiri de işte tamda burası yıkılan Cumhuriyetin yerine yenisinin kurulması için verilecek mücadelenin omuz omuza oluşu. O omuzdaşlık çürümeye karşı direnci, akıl karışıklığını ve yarattığı şaşkınlığını acabaları isimler üzerinden bir beklentiyi boşa çıkaracak.

YAZARIN DİĞER YAZILARI