HALKWEBYazarlarSeçil Erzan Davasında Tek Kırmızı Kart Kime Gösterildi?

Seçil Erzan Davasında Tek Kırmızı Kart Kime Gösterildi?

Bu dava bir dolandırıcılık davası olmaktan çıkmış, sistemin kendini temize çekme davasına dönüşmüştür.

0:00 0:00

Seçil Erzan davası, Türkiye’de adalet sisteminin nasıl tek kişilik günah keçisi üretme refleksiyle çalıştığını gösteren ibretlik dosyalardan biri olarak tarihe geçiyor.

Ortada milyon dolarlık bir finans trafiği var, içinde ülkenin en ünlü futbolcuları, teknik direktörleri, “imparator” diye anılan figürler, büyük bir bankanın şube ve üst yönetim sistemi var…

Ama kamuoyuna sunulan tablo şu: Tüm suç tek başına Seçil Erzan’da.

Sahada onlarca oyuncu var, kulübede teknik heyet var, tribünde dev bir banka var…
Ama kırmızı kart sadece bir kişiye çıkıyor.
Bu ne adalet, bu ne futbol?

“Fatmagül’ün suçu ne?” meselesi tam da budur

Bu dosyada Seçil Erzan, tam anlamıyla sistemin “Fatmagül’ü” ilan edilmiştir.
Herkesin bildiği, herkesin konuştuğu, herkesin dahil olduğu bir mekanizmada,
tek suçlu ilan edilen isim: orta kademe bir banka çalışanı.

Gerçekten mi?

O “büyük abiler”, “imparatorlar”, milyon dolarları elden teslim edenler,
banka içinde yıllardır dönen bu trafiği görmeyen yöneticiler…
Hepsi masum, hepsi saf, hepsi kandırılmış da
sadece Seçil Erzan mı şeytani bir deha?

Türkiye’de bankacılık sistemi çok gariptir:
Hedef tutturursan süpersin, alkışlanırsın.
Para kazandırırsan yıldızsın.
Ama sistem çökerse, herkes ak olur, sen tek başına kara.

Futbol dünyası: Mağdur mu, ortak mı?

Dosyada adı geçen isimler ortada:
Fatih Terim
Arda Turan
Fernando Muslera
Emre Belözoğlu
Selçuk İnan
Ve diğerleri…

Bir kısmı gerçekten zarar görmüş olabilir.
Ama basına yansıyan bilgilere göre çoğunluğu parasını geri almış, hatta bazıları fazlasını.

O zaman soru şu:
Paranı geri aldıysan mağdur musun, yoksa riskli bir oyunu kaybedince “mağdur rolüne” mi büründün?

Milyon dolarları elden veren, sözleşmesiz iş yapan, resmi sisteme sokmayan insanlar…
Sonra iş ters gidince: “Biz kandırıldık.”
Bu kadar büyük paralar dönerken,
tek aklı çalışan, tek organize eden, tek suçlu
gerçekten sadece Seçil Erzan mı?

102 yıl: Kime, neyin bedeli?

Cinayet işleyenler 15-20 yıl sonra çıkabiliyor.
Kadına şiddet uygulayanlar birkaç yıl yatıp salıveriliyor.
Uyuşturucu baronları bile pazarlıkla tahliye oluyor.
Ama mali bir suçtan,
üstelik mağdurların büyük kısmı parasını geri almışken,
bir kadına 102 yıl hapis.
Bu artık hukuk değil, gösteri cezasıdır.
Topluma “Bakın suçlu bulundu” deme tiyatrosudur.
Sistem aklandı, banka aklandı, ünlüler aklandı.
Geriye bir tek “suçlu” bırakıldı.

Sonuç net:
Bu dava bir dolandırıcılık davası olmaktan çıkmış,
sistemin kendini temize çekme davasına dönüşmüştür.
Tek kırmızı kart Seçil Erzan’a gösterilmiştir.
Oysa bu maçta faul yapan çoktu,
ama tribün alkışlasın diye
sahadan sadece biri atıldı.
Adalet bu değil.
Bu olsa olsa günah keçisi üretme sanatıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI