HALKWEBYazarlarKelimeleri Tartışırken, Özgürlüğü Kaybetmek

Kelimeleri Tartışırken, Özgürlüğü Kaybetmek

Mikayil Dilbaz
Mikayil Dilbaz
Avukat, Hukuk Doktoru, BJK Kongre Üyesi

Bu yazıyı, sadece bir müvekkilin avukatı olarak yazmıyorum.

0:00 0:00

Bir ülkede adaletin gerçek ölçüsü, anayasa metinlerinin uzunluğu değildir.
Yüksek mahkeme binalarının görkemi değildir.
Kürsülerde okunan süslü cümleler hiç değildir.

Adaletin gerçek ölçüsü şudur:
Bir insan özgürlüğünden mahrum bırakıldığında, bunun gerçekten zorunlu bir hukuki gerekçesi var mıdır, yok mudur?

Bugün kamuoyunda hararetle tartışılan şey, ne yazık ki bu temel soruya temas etmiyor.

Yine bir cümle tartışıyoruz.
Yine bir kelimeye takılıyoruz.
Yine “bunu dedi mi, şunu mu kastetti” kolaycılığıyla oyalanıyoruz.

Oysa asıl soru, bütün çıplaklığıyla ortada duruyor:

Enver Aysever neden tutuklu?

Hangi ağır suç isnadıyla?
Hangi somut ve tartışmasız delille?
Hangi kaçma şüphesiyle?
Hangi zorunlu hukuki gereklilikle?

Bu soruların cevabı verilmeden yapılan her tartışma, hukukun özünden biraz daha uzaklaşmak, adaletin içini biraz daha boşaltmak demektir.

Çünkü tutuklama, hukukumuzda bir ceza değildir.
Tutuklama, bir öç alma yöntemi değildir.
Tutuklama, kamuoyunun öfkesini yatıştırma aracı hiç değildir.

Ceza Muhakemesi Kanunu çok açıktır:

Tutuklama, istisnai bir tedbirdir.
Son çaredir.
Zorunlu olmadıkça başvurulamaz.
Ve asla cezaya dönüşemez.

Kaçma şüphesi yoksa, deliller toplanmışsa, yatarı olmayan bir isnat söz konusuysa, tutukluluk artık hukuki bir tedbir değil, özgürlüğe karşı işlenmiş bir fiil hâline gelir.

Bugün yaşadığımız tam olarak budur.

Bir insanın hayatı askıya alınmıştır.
Ailesi, işi, itibarı, geleceği belirsizliğe itilmiştir.
Ama biz hâlâ magazin diliyle konuşuyoruz.

Bu bir bilgi eksikliği değildir.
Bu bir dalgınlık değildir.
Bu, bilinçli bir kaçıştır.

Çünkü kelimeleri tartışmak kolaydır.
Ama özgürlüğü savunmak bedel ister.

Çünkü bir cümleyi eleştirmek risksizdir.
Ama hukuksuz bir tutuklamaya itiraz etmek cesaret ister.

Ve toplumlar, özgürlüğü savunmaktan vazgeçtikleri gün, adaleti de yavaş yavaş kaybederler.

Unutulmaması gereken bir gerçek vardır:

Bugün Enver Aysever.
Yarın bir başkası.
Sonra bir başkasının yakını.
Sonra bir gazeteci.
Sonra bir akademisyen.
Sonra sıradan bir vatandaş.

Hukuksuzluk, sadece hedef alınanı değil, seyredenleri de adım adım içine çeker.

Bir ülkede, yatarı olmayan bir isnatla insanlar aylarca tutuklu kalabiliyorsa, orada mesele artık tek bir dosya değildir.

Orada mesele;

Özgürlüğün sıradanlaşmasıdır.
Hukukun alışkanlığa dönüşmesidir.
Ve en tehlikelisi, toplumun buna yavaş yavaş alışmasıdır.

Çünkü toplum alıştığında, hukuksuzluk kalıcı hâle gelir.

Bu yazıyı, sadece bir müvekkilin avukatı olarak yazmıyorum.

Bu yazıyı, hukukun hâlâ bir onuru olduğuna inanan bir hukukçu olarak, yarın herkesin aynı akıbetle karşılaşabileceğini bilen bir yurttaş olarak yazıyorum.

Bu mesele bir söz meselesi değildir.
Bu mesele bir kişi meselesi değildir.

Bu mesele, bir ülkede özgürlüğün ne kadar güvende olduğu meselesidir.

Ve bu sorunun cevabı sadece Enver Aysever’i değil, hepimizi ilgilendirir.

Av. Dr. Mikayil Dilbaz
Enver Aysever’in Vekili

YAZARIN DİĞER YAZILARI