HALKWEBYazarlarEngellemek Siyaset Değildir

Engellemek Siyaset Değildir

Siyaseti kendi bostanına çevirmek isteyenlerden; bu bostana yalnızca kendisine alkış tutan marabaları sokup hıyar yetiştirenlerden memlekete bir fayda gelmez.

0:00 0:00

Engeller, mesafeler…
Aşk yoluna, meşk yoluna eyvallah da;
sebepsiz eleştiriye engel koyanlara siyasetçi denmez.
Buradan başlayalım.
Siyasetçi dediğin;
küfür ve hakaret içermediği sürece toplumsal tepkileri anlamakla,
o tepkilerden kaçmak değil, çözüm ve strateji üretmekle yükümlüdür.
Ama gel gör ki;
en küçük bir eleştiriye dahi tahammül edemeyip, özellikle X platformunda
“engelle” butonuna sarılan
sözde siyasetçi,
sözde sanatçı,
çakma akademisyen ve gazetecileri
— unutmadığım kadarıyla — not ediyorum.
Hafıza iyidir.
İnternet daha iyidir.
Soruyorum:
* Ali Mahir Başarır’a “Zıplayıver Çekirge” şarkısıyla bir edit yapmak suç mu?
Mizah mı yasaklandı, yoksa ritim mi fazla geldi?
* Gökhan Günaydın’a,
“Ben CHP Genel Başkanıyım” dediği anda eleştiri getirmek;
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı olduğu dönemde yaptıklarını hatırlatmak suç mu?
Hafıza kaybı mı bekleniyordu?
* Umut Akdoğan’a, saz çalarken
“Sen güzel çalıyorsun” demek suç mu?
Nota mı battı, tel mi koptu?
* Mustafa Balbay’a,
ekosistem motivasyonu için Neşe Ablamızın videosunu paylaşmak suç mu?
Gülmek de mi muhalif faaliyet sayılıyor?
Gelelim Cemal Enginyurt meselesine…
Bir zamanlar,
“Ben Cemal konuşurum” diyordun.
Biz de konuştukça destekledik.
Şimdi ne oldu Cemal?
Neden sustun?
Geçmişte en sert eleştirdiklerine bugün biat etmiş olman mümkün mü?
Soruyoruz.
Çünkü hatırlıyoruz.
Bir de Gökçe Gökçen vardı…
Cemal Enginyurt’un kendisini rezil ettiği söylenmişti ama
neyse, şimdilik o da engelli radarında.
Liste uzun.
Hatırladıkça yazarım elbet.
Ama şunu net söyleyeyim:
Seçmeni engelleyip kurtulacağını sananlar yanılıyor.
Çünkü “engelle” geçicidir,
Google Amca kalıcıdır.
Zamanı geldiğinde,
hepsini tek tek hatırlatır.
Bostan Siyaseti Üzerine
Belki böyle daha iyi anlaşılır:
Siyaseti kendi bostanına çevirmek isteyenlerden;
bu bostana yalnızca kendisine alkış tutan marabaları sokup
hıyar yetiştirenlerden
memlekete bir fayda gelmez.
Bostan ağalığına soyunan siyasetçiler
ve bu ağalara alkış tutan şakşakçılar,
suni gübrelerle toplumu zehirleyen ürünler yetiştiriyor.
Bu, artık inkâr edilemez bir gerçektir.
2026’ya girdiğimiz şu günlerde,
“doğal olanın” kıymetli olduğunu
bostan korkuluğu olanlar bile anladı.
Ama bostan ağaları ve bostan marabaları
hâlâ suni hıyarları topluma yedirme peşinde.
Bizler,
bu utanmaz bostan ağalarına
“Ahlaksız adam, ayıp değil mi yaptığın?” dediğimiz için
marabalarıyla üzerimize saldırtılıyor,
yetmiyor;
kapılar kilitleniyor, engeller konuluyor.
Buradan bostan ağalarına da,
bostan marabalarına da,
bostan korkuluğu gibi susanlara da
söylenecek çok söz var.
Kaçmak Çözüm Değildir
Siyaset kurumunun rezillikte dibi boyladığı bu günlerde,
ne acıdır ki
“adalet”, “ahlak” ve “vicdan”dan bahsedenlere
kapılar kapatılmaya çalışılıyor.
Umurunuzda mı?
Hayır.
Yapabildiğiniz tek şey ne?
Kaçmak.
Siz kaçıp,
bostanınızda yetiştirdiğiniz suni hıyarları
ancak marabalarınıza
ve bostanın önünde sizden hıyar bekleyen
aç köpek sürülerine yedirirsiniz.
Ama unutmayın:
Gün olur, devran döner.
Bir gün dolu vurur o bostanı.
Marabalar maaşını alamaz, ortadan kaybolur.
Kapının önündeki köpek sürüsü
doludan kalan hıyarları talan eder.
Ve bostan ağasının elinde
geriye kala kala
bir bostan korkuluğu kalır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI