HALKWEBYazarlarZırh Arayışı, Kirli Bagajlar ve Alkışçılar

Zırh Arayışı, Kirli Bagajlar ve Alkışçılar

​Yanlışa alkış tutan, o ağır bagajın kokusunu bilip de burnunu tıkayan bu kalemler, toplumun temiz siyaset umuduna en büyük darbeyi vuruyor.

0:00 0:00

Siyaset, idealistlerin elinde bir toplumu ileri taşıma sanatı iken; bazıları için sadece bir “sığınak” arayışına dönüşebiliyor. Bugünlerde parti koridorlarında, ideolojik bir pusuladan ziyade, yaklaşan yargı fırtınalarından korunmak için liman liman gezen pek çok profili izliyoruz. Bir siyasi aktör düşünün; ayak basmadığı mahalle, oturmadığı masa, elini sıkmadığı “hasım” kalmamış. Ancak bu hareketliliğin sebebi bir uzlaşı kültürü değil, sırtındaki ağır bagajın yarattığı o amansız korku.

​Hadi Gelin Korkunun Siyasal Anatomisini Kısaca İnceleyelim

​Bu tip aktörler için siyaset bir hizmet alanı değil, bir dokunulmazlık zırhıdır. Geçmişin tozlu raflarında bekleyen dosyalar, kirli pazarlıklar ve “bagajdaki” o karanlık yükler, kişiyi her gün yeni bir kapıyı çalmaya zorlar. Bugün “ak” dediğine yarın “kara” demesi, ilkesizliğinden değil; aksine tek bir ilkeye sadık kalmasındandır: Her ne pahasına olursa olsun ayakta kalmak.​

Milletvekili adaylığı listelerinde kendine yer ararken parti parti gezmesi, aslında bir iktidar hırsından ziyade, yargı karşısında bir kalkan edinme çabasıdır. Çünkü o da biliyor ki; o zırh (dokunulmazlık) olmazsa, geçmişin gölgeleriyle yüzleşmek kaçınılmaz hale gelecek.

​Medyanın “Aynalı Halleri” ve Kiralık Kalemlere de Değinmeden Geçmeyelim

​İşin en acı verici kısmı ise bu savrulmalara alan açan, bu kirli bagajları allayıp pullayan medya düzenidir. Bir siyasetçi, sırf kendi mahallesine katıldı diye dün “hain” dediği adamı bugün “stratejik deha” ilan eden gazeteciler, bu kirliliğin en büyük ortağıdır. Gazetecilik rüzgara göre şekillenmez. Gazetecinin görevi kanaatleri pazarlamak değil, gerçekleri yazmaktır.

​Yanlışa alkış tutan, o ağır bagajın kokusunu bilip de burnunu tıkayan bu kalemler, toplumun temiz siyaset umuduna en büyük darbeyi vuruyor. Kirli bir aktörü “demokrasi kahramanı” gibi pazarlayanlar, aslında o siyasetçinin suç ortağı haline geliyorlar. Siyasetin kirliliği kadar, o kirliliği parfümlü cümlelerle örtmeye çalışan gazeteciliğin yozlaşmışlığı da bu ülkenin sırtında bir yüktür.

​Olması gereken; siyasetin, geçmişi temiz, sözü özü bir, korkularıyla değil idealleriyle hareket eden insanların alanı olmasıdır. Olmaması gereken ise; parlamentonun bir “kaçış tüneli” veya “hukuki zırh deposu” olarak kullanılmasıdır.

​Eğer bir siyasetçi, halkın dertlerini değil de sadece kendi dosyasının kapatılmasını dert ediniyorsa, o kişi artık bir temsilci değil, bir firaridir.

Ve unutulmamalıdır ki; her ne kadar masalar değişse de, o ağır bagajın sahibi değişmedikçe menzil hep aynı karanlığa çıkacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI