HALKWEBYazarlarYurtta Sulh Cihanda Sulh... Persofobik Sendrom ve Yanılgı

Yurtta Sulh Cihanda Sulh… Persofobik Sendrom ve Yanılgı

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesi ve bu iradenin mihengi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun ilkeleridir.

0:00 0:00

“Persofobik Sendrom” yazımızda büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözünün kıymetinin kaynayan kazan Ortadoğu’yu görünce daha net biçimde ortaya çıktığını bahsetmiştik ve nitekim Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da bu konuya an itibariyle kamuoyunun dikkatini çekti.

Mezkûr yazımızda İran-Turan rekabetinin alt yapısını ve saiklerini açıklamıştık. Şu an itibariyle şartların kaybolduğunu dolayısıyla bu rekabeti korukleyerek ortamı görmenin gereksizliğini ifade etmiştik.

Bu minvalde bazı Sünnî tarikat ve cemaatler ile bazı din görevlilerinin (!) içi boş anlamsız hezeyanlarını dile getirmiştik ki bu minvalde Sayin Cumhurbaşkanı ve Sayın Devlet Bahçeli’nin konuya üst perdeden müdahil olması haklılığımızı da ortaya koydu. Kendilerine hem şahsım hem de milletim adına teşekkür ediyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesi ve bu iradenin mihengi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun ilkeleridir. Birçok öngörüsü yıllar sonra tekraren ortaya çıkmakta ve tarih onu her zaman haklı çıkarmaktadır. Bu açıdan böyle eşsiz bir dehanın kurduğu devletin vatandaşı olarak ne kadar şükretsek azdır.

İslam ülkeleri içinde ve Ortadoğu’da tek laik ülke olan Türkiye’nin ve tek laik devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının huzur kaynağı olması tesadüf değildir. Bu bağlamda laiklik ilkesinin cidden ehemmiyet arz ettiği de görülmektedir.

Daha önceki yazılarımızda Laiklik konusunda yanlış uygulamalar baz alınarak algı yürütüldüğünü ve sağ-sol katmanlarda bu konunun sağlıklı bir şekilde ele alınmadığını ve tamamen kulaktan dolma bilgilerle “kuş gördüğü yuvayı yapar” mukabili den hareketler sergilendiğini ifade etmiştik.

En ufak bir kıvılcımda yangına körükle giden müptezelleri görünce hakikaten Laiklik ilkesinin lüzumu bir kez daha bariz biçimde tezahür etmiştir. Anlamadan konuşmanın modalandığı, bilmediğini bilmeyenlerin allâme göründüğü, üstenci yaklaşım gösterenlerin viski şişeleri den dünyayı yorumladığı, karşı mahallenin ise bir taş ayrana tav olduğu garip ve girift bir ortamdayız ne yazık ki!

Herkes çok biliyor, bilmeyen yok maşallah! Tonlarca kitap okuyan ile hiç kitap okumayanın aynı mental Yanılgıda hemhal olması garabeti de ayrı bir travma ülkemiz için…

İstisnalar elbette var, kaideyi bozmuyor ama sayısı cidden az. Son yaşanan İran’ın bombalanması sürecinde Osmanlı dönemine Alatıf yaparak İran ve Şia tehlikesine gönderme yapanların, Safevi dönemindeki Şiilik bile bugünkü Şiilik arasındaki farkı görmemesi de cidden şaşırtıyor insanı.

Hele ki bir takım kimselerin, İran nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan Azeri soydaşlarımızın varlığından hareketle dağılan İran üzerinden bir Güney Azerbaycan devleti hülyasına kapılmaları hayli enteresan!

Aynı coğrafyada yaşayan diğer etnik unsurların da aynı hakların derdine düştüğünü göremeyecek kadar da saf olmaları ayrı bir sorun gerçekten. Sen, Güney Azerbaycan kurayım diye uğraşırken elin adamı armut dokumayacak herhalde o da Kürdistan’ı kuracak.

Sana Güney Azerbaycanı baş eden Sam Amcanın ona da Kürdistan’ı var etmesi çok da şaşırtıcı değil! Bu tür girift durumlarda atalarımızın çok güzel bir deyimi var “oynarken topuğunu çıkarmak “ şeklinde.

Ava giden de avlanır arkadaşım, Dimyât’a pirince giderken evdeki bulguru heba etmek de var bu anlamsız sevdada!

O yüzden bırak, her şey olduğu gibi kalsın!
İcat çıkarmayın durduk yere!
Akıllı ol, büyük düşün…

YAZARIN DİĞER YAZILARI