Bazıları yolu da, yol arkadaşlığını da fazla romantize ediyor;
anlatırken destan yazar, yürümeye gelince ilk virajda yön değiştirir.
Sanki herkes aynı yöne yürüyor da kimse yol ortasında “ben buraya kadarmış” demiyor.
Oysa gerçek hayatta çoğu kişi aynı yolda değil, aynı karede duruyor gibi görünürler.
Aynı yolda olduklarını söylerler, ama yönleri değil, alkışları ortaktır.
Adımlar değil, pozlar senkron.
“Bir bakış bin kelime” denir ya… çoğu zaman o bakış, “dağılmak için doğru an ne zaman?” sorusunu taşır.
“Birlikte yürümek” dedikleri şey ise
çoğu zaman yan yana durup ayrı hesap yapmaktan ibarettir.
Kısacası;
yol arkadaşlığı anlatıldığı kadar derin olsaydı, ilk yokuşta bu kadar kalabalık eksilmezdi.
